1 Nisan 2020 Çarşamba

DEMOKRAT PARTİ DÖNEMİ 1950-1960


       Demokrat Parti (1950-1960) dönemi Siyasi Hayat
Cumhuriyet'in sırayla ilk cumhurbaşkanları (Atatürk, İnönü ve Bayar)

·         Demokrat Partinin iktidarı kesintisiz 1950’den 27 Mayıs 1960 askerî darbeye kadar devam etti.

1950'lerin tek başbakanı A. Menderes
·         Bu süreç boyunca CHP ana muhalefet partisi görevini üstlendi. DP genel başkanlığını yürüten Celal Bayar, 14 Mayıs seçimlerinden sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin üçüncü cumhurbaşkanı oldu. Celal Bayar, DP genel başkanlığından istifa ederek görevini Adnan Menderes’e bıraktı.
·         Bu on yıllık süreçte DP genel başkanlığını Adnan Menderes, CHP genel başkanlığını ise İsmet İnönü sürdürdü.

    Bu dönemdeki gelişmeler
1.       Ezan Arapça okunmaya başlanması : DP iktidarının ilk yıllarında 18 Temmuz 1932 tarihli genelge ile başlayan ezanın Türkçe okunması uygulamasına 16 Haziran 1950’de son verilerek tekrar Arapça okunmaya başlandı.

Cunmhuriyeti'n banisi Ata'nın
istirahatgahı
      2.       Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun: Yine aynı dönemde halkı kışkırtmak amaçlı Atatürk heykellerine yapılan saldırılar üzerine 25 Temmuz 1951’de Atatürk’ün manevi şahsiyetini korumak için Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun çıkarıldı.  

    


  3.       Anıtkabir inşaatı tamamlandı: Anıtkabir tamamlanarak 1953’te Atatürk’ün naaşı geçici olarak konulduğu Etnoğrafya Müzesinden alınarak törenle ebedi istirahatgâhı olan Anıtkabir’e nakledildi.

4.       Köy Enstitüleri kapatıldı: Köy enstitüleri 1954’te öğretmen okullarına dönüştürüldü.

5.       Ekonomi konusundaki gelişmeler: Ekonomide  önemli gelişmeler yaşandı. Bu dönemde devletçi ekonomi anlayışından liberal ekonomiye geçiş yapıldı. Bunun sonucu olarak 1950’den 1954’e kadar geçen süreçte Türkiye ekonomisinde kalkınmanın yaşandığı bir dönem oldu.  Ekonomiyi geliştirmek için yabancı sermaye teşvik edildi. Bu amaçla 1951’de Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu çıkarıldı.

6.       Dış Politika: Dış politikada ise Sovyet Rusya tehlikesi karşısında ABD’nin desteğini sağlamaya devam edildi. Truman Doktrini ve Marshall Planı yardımlarından sonra NATO’ya üye olundu. Böylece Türkiye siyasi olarak yüzünü tamamen Batı’ya çevirdi.

7.       1954 seçimleri: 2 Mayıs 1954’te yapılan genel seçimlere Demokrat Parti, Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyetçi Millet Partisi, Türkiye Köylü Partisi ve İşçi Partisi katıldı. 1954 seçimlerinin ardından DP, oylarını önemli ölçüde artırarak iktidarını devam ettirdi.

8.       1954-1957 arası gelişmeler:
·         Dış politikada; Kıbrıs Meselesi ve 6-7 Eylül Olayları’nın yaşanması büyük sıkıntılara yol açtı.
·         DP iktidarı döneminin ortalarından itibaren ülkede ekonomik sıkıntılar baş gösterdi.
·          İktidar ve muhalefet arasında yaşanan gerilimler tırmandı. İktidar ve muhalefet çatışmasının en şiddetli olduğu dönemde DP, 1958 yılında yapılacak seçimleri erkene aldı ve seçimlerin 27 Ekim 1957’de yapılacağını duyurdu.
6-7 Eylül Olayları: Selanik'te Atatürkün evine saldırıldığı haberi gelmesi üzerine gayrimüslimlerin dükkanlara saldırılar yapılır

·         DP’nin erken seçime gitmesinin başlıca nedenleri;
1.       muhalefet partileri arasındaki iş birliği arayışları,
2.       DP içinde yaşanan çekişmeler,
3.       üniversite olayları,
4.       ordu içindeki cuntacı hareketlenmeler ve
5.       ekonomide yaşanan sıkıntılardı.

   
9. 1957 Seçimleri: Altı ay öne alınan seçimleri DP kazandı, ancak diğer seçime göre muhalefet bu seçimden güçlenerek çıkmıştı. DP %47,7 oy oranı ile 424 milletvekili çıkardı. Bu dönemde de DP kadrolarında ciddi bir değişiklik olmadı.
·         TBMM, 2 Kasım 1957’de Celal Bayar’ı 413 oyla üçüncü kez cumhurbaşkanı seçti.
·         1958’de Cumhuriyetçi Millet Partisi ile Köylü Partisi birleşip Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) adını aldı.
·         Hürriyet Partisi de CHP’ye katıldı.
·         Muhalefet partilerinin birleşme yoluna gitmesi, iktidar-muhalefet ilişkilerini daha da sertleştirdi.


10. Vatan Cephesi kuruluyor: Muhalefetin birleşmesi üzerine DP öncülüğünde Vatan Cephesi kuruldu. Kuruluş amacı, iktidarın halk tabanını genişletmek ve halkın desteğini sağlamak olan Vatan Cephesine üye olanların isimleri radyodan her gün halka duyuruldu.  Bu durumu hükûmetin aleyhine kullanan muhalefetin kışkırtmasıyla ülkedeki siyasî gerginlik arttı.

11. Tahkikat Komisyonu: Siyasal gerginliği azaltmak ve istikrarı sağlamak isteyen hükûmet 18 Nisan 1960’da DP milletvekillerinden oluşan ve olağanüstü yetkilere sahip Tahkikat Komisyonu’nu kurdu. Komisyon, kararlarına uymayan yıkıcı faaliyette bulunanlara hapis cezası verme yetkisine de sahip olacaktı.

12. 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi:
·         27 Mayıs 1960’ta Millî Birlik Komitesi adlı bir cunta yapılanması, Türk Silahlı Kuvvetler adına millî iradeyi hiçe sayarak ülke yönetimine el koydu.
·         Darbe sonuçları: DP üyeleri tutuklandı, anayasa ve meclis feshedildi. Tüm siyasi faaliyetler askıya alındı. Böylece demokratik bir süreçle başlayan Demokrat Parti dönemi, demokratik olmayan bir yöntemle sona erdirildi.  Dönemin bir askerî darbe ile sona ermesi, Türk demokrasi tarihinde olumsuz bir süreç başlattı.


27 Mayıs Bildirisini okuyan
Albay Alpaslan Türkeş

   














Demokrat Parti (1950-1960) dönemi Ekonomik Hayat
·         Liberal ekonomi anlayışını savunuldu. Ancak devletçilik ilkesi tamamen reddedilmedi. Özel teşebbüsün ön planda olduğu bir ekonomik program benimsendi. Yabancı ve yerli sermayenin sanayiye girmesini teşvik etmek amacıyla 1950’de Türkiye Sınaî Kalkınma Bankası kuruldu.
·         Ekonomiyi canlandırmak amacıyla 1951’de “Yabancı Sermaye Yatırımlarını Teşvik Kanunu” çıkartılarak yabancı sermayenin Türkiye’ye gelmesi kolaylaştırılmaya çalışıldı. Hükümet bunda başarılı olamadı.
·         Petrol Kanunu çıkarılmasının amacı Türkiye’nin petrol kaynaklarının özel teşebbüs ile hızlı ve verimli bir şekilde işlenip değerlendirilmesini sağlamaktı. Bu kanunla birlikte birçok yabancı şirkete Türkiye’de petrol arama izni verilmesi eleştirilere neden oldu.
·         DP, devletçilik ilkesi çerçevesinde de hareket etti. Makine Kimya Endüstri Kurumu, Denizcilik Bankası, Et ve Balık Kurumu, Devlet Malzeme Ofisi, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, Ereğli Demir Çelik Fabrikaları gibi birçok Kamu İktisadi Teşekkülü (KİT) kuruldu.
·         Bu dönemde  tarım sektörü ön planda tutuldu. Türkiye nüfusunun büyük bir kesimi tarımla uğraşmaktaydı. Bu yüzden de tarımsal üretimin artırılması hedeflendi ve tarımda makineleşme hızlandırıldı. Marshall yardımlarıyla başta traktör olmak üzere modern tarım aletlerinin sayısında büyük artış oldu. Yapılan tüm çalışmalar ve hava koşullarının tarıma elverişli gitmesiyle 1950-1954 yılları arasında tarımsal üretimde büyük bir artış sağlandı.
·         Marshall Planı çerçevesinde yapılan yardımlar sadece tarım alanında değil madencilik, ulaştırma ve bayındırlık alanlarında da kullanıldı. ABD, yardımların kara yolları yapımı için de kullanılmasını istedi. Bu yüzden demir yolları yapımı durdurulup kara yolları yapımına ağırlık verildi.

·         Ekonomik sıkıntılar başlıyor:
·         1954’ten itibaren yaşanan döviz darsıkıntısı boğazı yüzünden DP’nin temel politikası olan liberalizme kısıtlamalar getirildi. İthalatı kısıtlayıcı önlemler alındı ve devlet sanayide özel sektörün yerini aldı.
·         1955’ten itibaren tarım ürünlerinin üretiminde düşüşler, dış ticaret açıkları, kamu harcamalarındaki sürekli artışlarlar ile birlikte ekonomik sıkıntılar yaşanmaya başladı.
·         Hükûmet, ekonomideki olumsuz gidişata engel olabilmek için birtakım önlemler aldı.
ü  Gümrük vergisinde değer esasına geçildi ve
ü  gümrük tarifeleri yükseltildi.  
ü  II. Dünya Savaşı sonrasında da uygulanmış olan Millî Korunma Kanunu tekrar uygulamaya konuldu.
·         Bütün tedbirlere rağmen ekonomideki sıkıntılar artarak devam etti.

·         Sosyal ve Kültürel Hayat
·         Edebiyattaki gelişmeler:
ü  İkinci Yeni şiir anlayışı ortaya çıktı. Edebî bir topluluk olmaktan ziyade bağımsız olarak benzer bir çizgide hareket eden İkinci Yeni şairleri Garipçilerden farklı olarak çağrışımlar ve yoğun imgelerle dolu, soyutlamaların öne çıktığı yeni bir şiir anlayışı getirdiler.
ü  Attila İlhan öncülüğündeki Maviciler ise şiirde yeniliği savunup şairanelikten ödün vermeden romantik bir duyarlılıkla toplumcu gerçekçiliğin sözcüsü oldular.
ü  Dönemin diğer önemli edebiyat topluluğu ise eskiyi inkâr ve reddetmeden yenilik arayışını sürdüren, geleneklere bağlı bağımsız sanatçıların oluşturduğu Hisarcılar Grubu idi. Hisarcılar Grubu, edebiyatta millî zevk ve anlayışını sürdürüp yaşayan dili kullandılar.

·         Müzik dünyasında gelişmeler:
ü  Müzik evlere kadar girebilen bir sanat dalı hâline geldi. Müzik alanında devlet kontrolü azaldı ve serbestlik sağlandı. Böylelikle dünyada ortaya çıkan farklı müzik türleri daha yakından takip edilebildi. Tüm dünyada olduğu gibi Jazz  ve Rock’n Roll gibi müzik türleri bu dönemde Türkiye’yi de etkisi altına aldı.
ü   Diğer yandan Klasik Türk müziği ve Türk Halk müziği doğal süreci içinde gelişimini sürdürmeye devam etti. Dönemin önemli ses sanatçıları arasında Aşık Veysel, Zeki Müren, Müzeyyen Senar yer almaktadır.

·         Müzik dünyasında gelişmeler :
ü  Sinema tarihinde 1950-1960 yılları Yeşilçam Sineması olarak geçmektedir. Karanlık Dünya Âşık Veysel’in Hayatı (Metin Erksan); Evvel Zaman İçinde (Turgut Demirağ); Halıcı Kız (Muhsin Ertuğrul); Kanun Namına (Ömer Lütfi Akad); Gelinin Muradı (Atıf Yılmaz); Üç Arkadaş (Memduh Ün); Dokuz Dağın Efsanesi (Metin Erksan) gibi filmler bu dönem çekilen filmlerden bazılarıdır.
ü  Münir Özkul, Neriman Köksal, Ayhan Işık, Belgin Doruk, Öztürk Serengil, Ekrem Bora ve Erol Taş gibi Türk sinemasının dev isimleri bu dönemde ilk filmlerine imza atarak oyunculuğa başlamışlardır.


İKİ KUTUPLU DÜNYA VE TÜRKİYE

İKİ KUTUPLU DÜNYA VE TÜRKİYE 

  • Soğuk Savaş ne demektir? II. Dünya Savaşı’ndan sonra ABD’nin başını çektiği Batı Bloku ülkeleri ile SSCB’nin önderliğindeki Doğu Bloku ülkeleri arasında ekonomik, askerî, ideolojik, siyasi ve kültürel alanlarda büyük çekişmeler yaşanmaya başladı.  Doğu Bloku ile Batı Bloku arasındaki silahların kullanılmadığı çatışma 1991’de SSCB’nin dağılmasına kadar devam etti.  
  • Soğuk Savaş kavramını ilk kez ABD’li devlet adamı Bernard Baruch 17 Nisan 1947’de yaptığı bir konuşmada kullanmıştır. 


  • Doğu Bloku
  • II. Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan iki süper güçten biri Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ydi (SSCB).  
  • SSCB neden güçlenmiştir? SSCB’nin bu kadar güçlenmesinde Almanya, İtalya ve Japonya’nın savaştan yenilgiyle çıkmaları, İngiltere ve Fransa’nın savaşı kazanmalarına rağmen büyük ölçüde yıpranmış olmaları etkili oldu. SSCB, II. Dünya Savaşı’nda Almanları yenilgiye uğrattıktan sonra Doğu Avrupa’da ilerleyerek bu topraklardaki Alman işgaline son verdi. 
  • Doğu Bloku Ülkeleri hangileridir? 1947’de barış antlaşmalarının imzalanması neticesinde SSCB’nin işgal etmiş olduğu ülkelerden çekilmesi gerekiyordu. Fakat SSCB, denetimi altındaki ülkelerde komünist partileri iktidara getirip muhalefet partilerini tamamen tasfiye etmeden buralardan çekilmedi. Macaristan, Bulgaristan, Romanya, Polonya ve Çekoslovakya’daki muhalefet, baskı yoluyla tamamen tasfiye edildi. Bu ülkeler komünist partiler iktidara getirilerek kontrol altına alındı.  

  • Doğu Bloku Teşkilatları  
  1. Cominform: SSCB’nin öncülüğünde Doğu Bloku üye devletlerinin kendi aralarındaki iş birliğini artırmak amacıyla kuruldu. 
  2. Comecon : Marshall Planı ve Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütüne karşı SSCB öncülüğünde Comecon (Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi) kuruldu. Comecon’un amacı; üye ülkelerde ekonomik gelişmeyi hızlandırmak, bilimsel ve teknik gelişmeye önem vermek ve üye ülkeler arasındaki dayanışmayı sağlamaktı. 3. 
  3. Varşova Paktı: NATO’yu varlığına tehdit olarak gören SSCB öncülüğünde; Arnavutluk, Doğu Almanya, Bulgaristan, Macaristan, Polonya, Romanya ve Çekoslovakya’nın katılımıyla kuruldu (1955). Kuruluş amacı NATO’ya karşı sosyalist ülkeler arasında dostluk ve askerî yardım sağlamaktı. Varşova Paktı, Soğuk Savaş’ın bitmesiyle 1991’de dağıldı. 


  •  Doğu Bloku ülkeleri; (1) SSCB, (2)  Doğu Almanya, (3) Çekslovakya, (4) Macaristan, (5) Polonya, 6) Romanya, (7) Yugoslavya, (8) Arnavutluk, (9) Bulgaristan  

·         Batı Bloku
·         Batı Bloku’nun liderliğini üstlenen ABD, SSCB’yi çevreleme politikası izledi. ABD’nin Batı   Bloku’nun liderliğini üstlenmesiyle İngiltere, Avrupa’daki üstünlüğünü ABD’ye bıraktı.
·         Böylece II. Dünya Savaşı’nda müttefik olan ABD ile SSCB arasında savaş sonrasında iş birliği yerine çatışma süreci başlamış oldu.

·         Batı Blokunun Teşkilatları II. Dünya Savaşı’nın getirdiği olumsuz şartlarla var olan SSCB tehdidine tek başına direnmesi mümkün olmayan ülkelerin bir araya getirilerek bu durum aşılmaya çalışıldı.

ABD dönem başkanı Truman
1.       Truman Doktrini: ABD Başkanı Harry S. Truman 1947’de Avrupa’yı desteklemek ve güçlendirmek için Truman Doktrini’ni ilan etti. Truman Doktrini’nin amacı ; SSCB’nin yayılmasını engellemek ve SSCB tehdidine karşı Türkiye ve Yunanistan’a askerî yardım yapmaktı.

2.       Marshall Planı: ABD Dışişleri Bakanı George Marshall ,1947’de ABD’nin, Avrupa’nın ekonomik kalkınması için yapacağı girişimden önce, Avrupa ülkelerinin kendi aralarında ekonomik iş birliği sağlamaları gerektiğini belirtti. Ancak bu iş birliği sağlandıktan sonra bir açık ortaya çıkarsa bu açığın kapatılması için ABD’nin yardımcı olabileceğini söyledi.
NATO amblemi

     













3. NATO’nun Kuruluşu Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO: North Atlantic Treaty Organization)
·         Soğuk Savaş Dönemi’nde SSCB’ye karşı kurulan geniş kapsamlı bir savunma ittifakıdır.
·         ABD, İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Norveç, Danimarka, İzlanda, Portekiz, İtalya ve Kanada’nın katılımıyla 4 Nisan 1949’da kuruldu.
·         NATO’nun oluşturulmasının ana fikri SSCB yayılmasına ve tehdidine karşı etkili bir set kurmaktı. Bu amacı gerçekleştirmek için öncelikle NATO antlaşmasını imzalayan ülkeler arasında askerî iş birliği sağlandı. Böylece üye devletlerden birine yapılacak olan herhangi bir saldırı, hepsine karşı yapılmış sayılacaktı.
·         NATO yapılanması sonucunda SSCB öncülüğünde oluşan Doğu Bloku’na karşı Batı Bloku oluşturuldu. Kısa süre sonra  Nato örgütüne, Türkiye, Yunanistan, Batı Almanya ve ispanya da katılacaktır.
Mavi renkle gösterilen ülkeler NATO'ya üyedir.

  4. Avrupa Konseyi: Avrupa Konseyinin kuruluş amacı, her alanda üye ülkeler arasında güven oluşturup iş birliği sağlamaktır. 5 Mayıs 1949’da Londra Antlaşması ile İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Danimarka, İrlanda, İtalya,Norveç ve İsveç arasında kurulan konsey sadece Avrupa devletlerini kapsayan ve askerî niteliği olmayan bir teşkilattır. Türkiye daha sonra örgüte katılcaktır.

·         Türkiye-SSCB İlişkileri
·         Sovyet Rusya’nın boğazlardan üs istemesi Türkiye’yi tedirgin etmişti.  Sovyet Rusya tehdidine maruz kalan Türkiye’nin de Batı ile olan ilişkileri gelişti. Türkiye siyasi alanda ABD’nin desteğini aldı. Türkiye ile SSCB arasındaki siyasi gerginlik 1953’e kadar sürdü. SSCB 30 Mayıs 1953’te yaptığı açıklamayla, II. Dünya Savaşı’ndan sonra gündeme getirdiği taleplerinden vazgeçtiğini resmen bildirdi. Türkiye ve SSCB arasındaki ilişkiler de bu tarihten sonra yumuşamaya başladı.


·         Türkiye ve Truman Doktrini
·         Truman Doktrini ile SSCB’nin yayılmacılık politikasının tehdidi altında kalan Yunanistan ve Türkiye’ye askerî ve ekonomik yardımlar yapıldı.
·         Türkiye’nin Truman Doktrini ile ABD yardımlarını kabul etmesinin başlıca sebebi, SSCB’nin istekleri ve tehdidi karşısında ABD’nin desteğini almaktı. Truman Doktrini, Türk dış politikasında da büyük değişikliklere yol açtı. Truman Doktrini’nin uygulanmasından sonra Türkiye, tamamen Batı Bloku yanlısı bir dış politika izlenmeye başladı.
·         Truman Doktrini’yle dış politikada Batı Bloku’na yaklaşan Türkiye NATO’ya katılmak istedi. Bunun sonucu Kore Savaşı’nda Birleşmiş Milletler Barış Gücü Komutanlığı bünyesinde savaşa katıldı. Kore Savaşı’nda Doğu Bloku’nun yayılmacılığına karşı dünyayla birlikte hareket eden Türkiye, Batı Bloku ülkelerinin desteğini kazandı.

·         Türkiye’nin Avrupa Konseyine Üye Olması
·          Soğuk Savaş Dönemi’nde Türkiye’nin dış politikasının temel hedefi, Batı ile siyasi ve ekonomik ilişkiler içinde olmaktı.
·         Türkiye, Avrupa Komisyonu kurulduktan kısa bir süre sonra Yunanistan ve İzlanda ile birlikte Ağustos 1949’da Avrupa Komisyonuna davet edildi. Türkiye bu süreçten sonra, komisyonun kurucu üyeleri arasında sayıldı.

·         Türkiye’nin NATO’ya katılmak istemesinin nedenleri şöyle sıralanabilir:
1.       SSCB tehdidinin devam etmesi karşısında ülke topraklarının savunulmasının kolaylaştırılması
2.       Türk devlet adamları Avrupa Konseyinin kurucu üyelerinden olan Türkiye’yi Batı’nın ayrılmaz bir parçası olarak görmeye başlamaları
·         Türkiye’nin NATO’ya üye olmasını hızlandıran durum:  Türkiye’nin NATO’ya katılma sürecinde Kore Savaşı’nın başlaması ile Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Komutanlığı emrine 4.500 kişilik kuvvet göndermesi üyeliğe kabulünde olumlu bir etki yaptı. Türk askerinin bu savaşta gösterdiği üstün başarı tüm dünyanın dikkatini çekti. Bu durum Türkiye’nin NATO üyeliği için bazı Batı Bloku ülkelerinin yaptığı itirazları önemli ölçüde azalttı.
·         Yaşanan gelişmeler sonucu 15 Eylül 1951’de Ottowa’da toplanan NATO Bakanlar Konseyi, oy birliğiyle Türkiye ve Yunanistan’ın NATO’ya üye olarak davet edilmesine karar verdi.


·         Kore Savaşı (Türk Askeri Kore'de)

·          II. Dünya Savaşı’nda Japonya teslim olduktan sonra Kore’nin kuzeyini SSCB, güneyini ise ABD denetim altına aldı. Kore, 38. enlem sınır kabul edilerek Güney Kore ve Kuzey Kore olmak üzere ikiye ayrıldı.
·         SSCB ve ABD arasında gerçekleşen görüşmelerden bir sonuç çıkmayınca Kore’nin birleşmesi gerçekleşmedi.
·         ABD’nin desteklediği Güney Kore’de yapılan seçim neticesinde 17 Temmuz 1948’de Güney Kore Cumhuriyeti kuruldu.
·         SSCB’nin desteklediği Kuzey Kore’de de seçimler yapıldı ve 9 Eylül 1948’de Kore Halk Cumhuriyeti kuruldu. Siyasi olarak ikiye bölünen Kore’de yaşanan gerginlikler bitmedi ve bir savaşa dönüştü. 25 Haziran 1950’de SSCB’nin desteklediği Kuzey Kore birlikleri, Güney Kore’deki askerlerin sınırı geçtiklerini ileri sürerek Güney Kore’ye saldırdı.


·         Savaşın başlamasıyla ABD, Güney Kore’ye yardım göndermeye başladı ve Birleşmiş Milletleri harekete geçirdi. ABD, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyelerine barışı sağlamak için Güney Kore’ye asker gönderme çağrısında bulundu. Alınan kararla ABD’nin önderlik ettiği bir Birleşmiş Milletler Kuvveti oluşturuldu ve komutanlığına da Amerikalı General Mac Arthur (Mak Artur) getirildi.
·         ABD’den sonra Kore’ye asker gönderen ikinci ülke Türkiye oldu. NATO’ya katılma çabasında olan Türkiye, bu savaşta Güney Kore’ye destek vererek Batı Bloku’nun bir parçası olduğunu göstermek istedi.
·          Türkiye ilk aşamada Kore Savaşı’na 4.500 asker gönderdi. Daha sonraki süreçte Kore Savaşı’na gönderilen Türk askerlerinin sayısı 6.000’in üzerine çıktı. Kore Türk Tugayı Komutanlığına Tuğgeneral Tahsin Yazıcı; Piyade Alay Komutanlığına da Celal Dora atandı. Birleşmiş Milletler Barış Gücü Komutanlığı bünyesinde savaşan Türk askeri, başarılı bir şekilde mücadele etti. Çok şiddetli geçen Kunuri Muharebeleri’nde önemli başarılar kazanan Türk ordusu, büyük kayıplar verdi.
·         Üç yıl süren Kore Savaşı’nda taraflar birbirlerine üstünlük sağlayamadılar. 1950’de başlayan savaş, 27 Temmuz 1953 Panmunjom Ateşkes Anlaşması ile sona erdi. Yapılan ateşkese göre Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki sınır değişmedi ve 38. enlem sınır çizgisi olarak kabul edildi.

II. DÜNYA SAVAŞI SONRASI TÜRKİYE 1946-1950

II. DÜNYA SAVAŞI SONRASI TÜRKİYE 

 Kazım Karabekir: Terakkeperver
Cumhuriyet Fırkası’nın başkanı

  • Atatürk döneminde (1923-1938)  ilk yıllarında çok partili siyasi hayata iki defa  geçiş denemeleri yapıldı: 
  1. 1924’te kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, kısa bir süre sonra İstiklal Mahkemesi tarafından kapatıldı.  
  2. Atatürk’ün önerisiyle Fethi Bey’in 1930’da kurduğu Serbest Cumhuriyet Fırkası, yaşanan olumsuz gelişmeler nedeniyle kısa bir süre sonra kendisini feshetmek zorunda kaldı. Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kapanmasından sonra çok partili siyasi hayata geçiş denemelerine ara verildi. 


                                                                                                                         

  • Atatürk’ten sonra Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve bu partinin başkanı İsmet İnönü (1938-1950) Cumhurbaşkanlığı görevini devam ettirdi. Türkiye Cumhuriyeti, II. Dünya savaşını demokrasiyle yönetilen ABD, İngiltere ve Fransa’nın başını çektiği ülkeler kazandı. Türkiye kendini bu grupta konumlandırmak için tek parti yönetimi yerine çok partili hayata geçme kararı aldı. 
Dörtlü Takrir’i sunan milletvekilleri 
  • İnönü döneminde çok partili hayata geçme nedenleri
  • 1. Demokratik ülkeler arasında yer almak 
  • 2. Muhalefet partisi eksikliği 
  • 3. CHP içindeki hareketlenmeler ve Dörtlü Takrir’in sunulması 
T.C.’nin İkinci Cumhurbaşkanı       
İsmet İnönü 





Dörtlü Takrir: 

  • CHP’den dört milletvekili Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuad Köprülü ve Refik Koraltan tarafından imzalanan önerge, 7 Haziran 1945’te meclis başkanlığına verildi.   
  • Bu önergede serbest seçimlerin yapılması, üniversite özerkliği, tek dereceli seçim sistemi gibi istekler olsa da bunlar görüşülmeden reddedildi.  
  • Bunun üzerine Adnan Menderes ve Fuad Köprülü partiden ihraç edilir. Refik Koraltan partiden uzaklaştırılır. Celal        Bayar ise partiden kendisi istifa eder. 

Aynı zamanda Cumhuriyet'in ilk uçak
fabrikasını kuran Nuri Demirağ


  • Çok partili hayatın ilk partisi: Dörtlü Takrir sahiplerini talepleri tartışılırken 18 Temmuz 1945’te iş adamı Nuri Demirağ liderliğinde Millî Kalkınma Partisi (MKP) kuruldu. II. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulmuş olan ilk muhalefet partisi MKP, siyasi hayatta çok fazla etkin olamadı. 


  • 1946-1950 yılları arasında kurulan bazı partiler 


  • Demokrat Parti’nin kurulması: 
  •  Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuad Köprülü ve Refik Koraltan tarafından kurulan DP’nin genel başkanlığına Celal Bayar getirildi. 
  • DP’nin parti programında, Atatürkçülüğün altı temel ilkesine bağlı kalınacağı belirtildi. 
  • CHP’nin devletçi ekonomi anlayışı ile laiklik konusundaki uygulamaları ise dolaylı bir şekilde eleştirildi. 
  • Demokrat Partinin parti programı, CHP’den farklı olarak, “siyasette demokrasi” ile “ekonomik hayatta liberalizm” ilkelerine dayandırıldı. 



  • Seçim Yasası değiştirildi: 5 Haziran 1946’da hükûmet tarafından hazırlanan Seçim Yasası Tasarısı, TBMM’de oy çoğunluğu ile kabul edilerek yasalaştı. Buna göre seçimler, “açık oy, gizli sayım” yöntemiyle yapılacaktı. . Önceden iki aşamalı olarak yapılan seçimlerin tek dereceli (doğrudan milletvekili seçimi) olarak yapılması teklifine ise DP olumlu yaklaştı. 

  • Seçim erkene alındı: CHP, 1947’de yapılacak olan milletvekili genel seçimlerini bir yıl öne aldı. Seçimlerin 21 Temmuz 1946’da yapılması kararlaştırıldı. Seçimlerin erkene alınması nedeniyle DP, ülke genelindeki parti örgütlenmesini tamamlayamadan seçimlere katılmak zorunda kaldı. 


Demokrat Parti (DP) ve Cunhuriyet Halk Partisi’nin seçim afişleri



  •   1946 seçimleri: 
  • Türk siyasi tarihinin tek dereceli ve çok partili ilk genel seçimleri oldu. Bu seçimlerde CHP 395, DP 64, Bağımsızlar 6 milletvekili çıkarttı. CHP iktidarda dört yıl daha kaldı.   
1950 seçimleri sonuçları
  • 1950 seçimleri
  • 16 Şubat 1950’de TBMM’de yeni seçim yasası kabul edildi. Seçimlerin tek dereceli, gizli oy ve açık sayım esasına göre yapılması kararlaştırıldı. 
  • Seçimler yargı denetimine alındı. Seçimleri yönetmek amacıyla Yüksek Seçim Kurulu kuruldu.                                                                                                         
  • Üçüncü cumhurbaşkanı Celal Bayar ve
     Adnan Menderes (siyah gözlüklü)
  • 1950 seçimleri sonuçları: 
  1. 14 Mayıs 1950’de yapılan seçimler DP’nin zaferiyle sonuçlandı. 
  2. Seçimlerde çoğunluk sistemi uygulandığı için, DP ile CHP arasında oy oranı bakımından çok büyük bir fark olmamasına rağmen, iki partinin milletvekili sayılarında büyük farklılık oluştu. 
  3.  27 yıl süren tek parti iktidarının ardından, ilk defa halkın oylarıyla Türkiye’de siyasi iktidar değişmiş oldu. 
  4. Demokrat Parti büyük bir çoğunlukla iktidara geldi. 22 Mayıs 1950’de toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi, DP genel başkanı Celal Bayar’ı cumhurbaşkanı olarak seçti. 
  5. Refik Koraltan da TBMM başkanı seçildi. Üçüncü cumhurbaşkanı Celal Bayar, başbakan olarak Adnan Menderes’i görevlendirdi. 



  • İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye’de Ekonomik Hayat 
  • Tarımsal kalkınma hamlesi savaş nedeniyle yarıda kaldı. 1945’te Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu kabul edildi. Bu yasayla arazisi olmayan çiftçiyi toprak sahibi yapmak ve tarıma açılan toprakların işlenip üretimin artırılması amaçlandı.  
  • 1945’ten sonra CHP, devletçi ekonomi modeli uygulamalarını yumuşattı ve serbest ekonomiye yönelik politikalar takip etmeye başladı.  
  • II. Dünya Savaşı süresince yaşanan ekonomik sıkıntılar ve DP’nin liberalizmi savunması, CHP’nin devletçi ekonomi politikasında değişikliğe gitmesine yol açtı. 
  • Devalüasyonla TL’nin değeri düştü
  • Recep Peker Hükûmeti (İnönü dönemi hükümeti) döneminde devalüasyona (paranın değerinin düşürülmesi) gidildi. 7 Eylül 1946’da Türk Lirası’nın değeri ABD doları karşısında %50 oranında düşürüldü. 1 ABD doları 280 kuruş oldu. Böylece devletçi ekonomiden liberal ekonomiye doğru ilk adım atıldı.  
  • Bu devalüasyonla ithalat artırılmaya ve yerli ürünlerin ihracatı kolaylaştırılmaya çalışıldı. Fakat üretim ve dış ticarette istenen sonuç elde edilemedi.
Recep Peker, İnönü dönemi
 başbakanlarmızdandır.
  • Devalüasyon nedir? Bir para biriminin diğer para birimleri karşısında değerinin düşürülmesidir.
  •  Savaştan sonra Türkiye’de Sosyal ve Kültürel Hayat 
  •  II. Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye’de hızlı bir şekilde nüfus artışı yaşandı. Hayat standartlarının iyileşmesi ve sağlık alanındaki gelişmeler nüfustaki artışın en temel nedenleri oldu. 1945’ten itibaren kırsal kesimden kentlere göç yaşanmaya başladı. 
  • Büyük kentler yoğun olarak göç aldı. 



  • İ
    Marko Paşa, bu dönemlerde 
    çıkarılan bir yayındır
    kinci Dünya Savaşı
    sonrası modern baskı ve gazetecilik yöntemlerinin günlük basına girmeye başlaması, siyasal ve sosyal hareketliliğin artması ve basınla ilgili ifade özgürlüğünü kolaylaştırıcı düzenlemeler, basının içerik ve sayısal açısından hızla gelişmesine yol açmıştır.  


  • Bu dönemin kültürel hayatına katkıda bulunan edebiyat dergilerinden başlıcaları; Hisar, Varlık, Mavi, Yeditepe, Pazar Postası, Markopaşa ve Büyük Doğu’dur.  
Orhan Veli

  • Edebiyatta Orhan Veli, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat’ın oluşturduğu Garip Akımı ön plana çıktı. Bu akıma bağlı şairler, şiirde her türlü kurala ve kalıplara karşı çıkıp günlük konuşma diliyle beraber sokaktaki insanı şiire soktular. Garip Akımı toplumun büyük bir kesiminde ilgiyle karşılansa da edebiyat çevresinde tartışmaları da beraberinde getirdi.  

AKIL OYUNLARI FİLMİNİN ELEŞTİRİSİ

  Film Hakkında Kısa Bilgi:  Akıl Oyunları  ( A Beautiful Mind ), Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Amerikalı matematikçi  John Nash’in  hayatına d...