ü VIII. yüzyılda Abbasilerle birlikte İslam dünyasındaki bilimsel çalışmalar hız kazandı.
ü Antik Yunan ve Hint coğrafyasında yazılan bilimsel eserlerin tercüme edilmesiyle başlayan bu süreç, Müslümanların özgün çalışmalar yapmasıyla devam etti(Beyt’ül Hikme, İslam Rönesansı) .
ü IX. yüzyıldan itibaren büyük bir atılım gerçekleştiren İslam dünyası, Türklerin de katkılarıyla birçok alanda ilerleme kaydetti.
ü Sayfa 70-71:
1. VIII-XIII. yüzyıllarda Asya, Kuzeybatı Afrika ve Avrupa’da kurulan bazı eğitim kurumları ve bilim merkezlerinin belirli bölgelerde yoğunlaşmasının nedenlerini açıklayınız.
2. Türk-İslam medeniyetlerindeki bilim ve eğitim kurumlarının yaygınlığını hangi etkenler şekillendirmiştir?
ü Bu dönemde Türkler, dinî ilimlerin yanı sıra matematik, astronomi, fizik, kimya gibi pozitif bilimlerle ilgili de önemli çalışmalar yaptı.
ü İlk Türk-İslam devletlerindeki yöneticiler, (1)bilim insanlarını ve (2)bilimsel çalışmaları desteklemiş, (3)yeni eğitim kurumları açılmasına öncülük etti. Karahanlı, Gazneli ve BSD dönemlerinde yürütülen bu faaliyetler, Malazgirt Savaşı sonrası Anadolu’da kurulan I. beyliklerde ve TSD Dönemi’nde de devam ettirildi. Büyük Selçuklu Dönemi’nde Bağdat’ta kurulan Nizamiye Medreselerinin müfredatı ve idari yapısı örnek alınarak Anadolu’da yeni medreseler açıldı. Türk-İslam sanatının mimariye yansımasını gösteren bu medreseler, eğitimin ve bilimsel faaliyetlerin merkezi hâline geldi.
ü Türk-İslam medeniyetinde toplumsal hayatın merkezinde yer alan eğitim faaliyetleri, (1)küttaplar (sıbyan mektepleri) ve (3)medreselerin yanı sıra (3)rasathane, (4)darüşşifa, (5)kütüphane (darülkütüp), (6)sahaf, (7)cami, (8)mescit, (9)ribat ve (10)tekkelerde yürütüldü .
ü Mesleki ve teknik eğitimde ise Ahilik müessesesi ön plana çıktı. Belli alanlarda uzmanlaşmak isteyen öğrenciler, imkân bulduklarında İslam coğrafyasındaki farklı bölgelere seyahat ederek önemli bilim insanlarından dersler aldı. Bu seyahatlerde gerçekleşen etkileşim sayesinde Türk-İslam devletleri kültürel ve bilimsel açıdan büyük ilerleme kaydetti. Ayrıca gerek tefsir, hadis, fıkıh, kelam gibi dinî ilimlere gerekse matematik, geometri, astronomi, felsefe gibi beşerî bilimlere önem verilerek bilimsel hayatın canlanması sağlandı.
ü Avrupa’da skolastik düşünceye dayanan eğitim faaliyetleri ise büyük ölçüde rahiplerin denetimindeki katedral ve manastır okullarında gerçekleştirildi. Bu okulların eğitim dili Latinceydi ve buralarda eğitim alan kişiler dışında toplumda okuma yazma bilen sayısı çok azdı. Bilimsel çalışmaların önündeki en büyük engel Katolik Kilisesinin öğretileriydi.
ü skolastik düşünce; Dine dayalı, deney ve gözlemin yasak olduğu, bilimsel araştırmaların yapılmasının yasaklandığı düşüncedir.
ü Avrupalılar, Haçlı Seferleri sonrasında bilimsel faaliyetlere ilgi duymaya başladı. Bu ilginin temelinde (1)Avrupa’da şehirleşmenin başlaması, (2)ticaretin gelişmesi, (3)üniversitelerin kurulması ve (4)katedral okullarının inşa edilmesi yatıyordu. Haçlılar, 711’den((Kadiks savaşı)) itibaren Müslümanların elinde olan ve bu süreçte önemli bir bilim merkezine dönüşen Tuleytula’yı (Toledo,spanya)1085’te geri aldı. Ayrıca 1091’de Sicilya, 1492’de de Gırnata (Granada,İspanya) ve çevresi Haçlı hâkimiyetine girince bu şehirlerdeki kültürel birikim Avrupa’nın diğer şehirlerine aktarıldı ve çok sayıda üniversite kuruldu. Batı’da açılmış ilk üniversite olan Bologna Üniversitesinin yanı sıra Oxford, Cambridge , Paris, Padua gibi üniversiteler de Avrupa’daki bilimsel çalışmalara öncülük etti.
ü Kaynak A/ Selçuklularda medereselerin kurulma nedeni: (1)İlmin gelişmesini sağlamak, (2)ilmiye mensuplarına maaş bağlayarak onları devletin yanında tutmak,devlet adamı yetiştirmek ve (3)Fatımîlerin şiîlik propagandasını önlemek için kurulmuştur.
Erzurum Çifte Minareli Medrese
ü Kaynak B/Orta Çağ Avrupa Eğitim Kurumları: Katedral okullarında bir araya gelen usta ve çırakların kurduğu lonca tipi derneklerden, üniversiteler ortaya çıkmıştır. XI.yy da ‘üniversite’ ve ‘lonca’, zanaat derneklerini tanımlayan hemen hemen eş değer iki kelimeydi. Fakat onüçüncü yüzyıla gelindiğinde, ‘üniversite’ sözcüğü, özellikle bir öğrenci derneği anlamında kullanılıyordu.
ü KAYNAK C/ Sâhibiye Medresesi (Gök Medrese): Sivas 1066’da Bağdat’ta kurulan Nizamiye Medresesi örnek alınarak Anadolu’da da benzer eğitim kurumları açılmıştır.1271’de TSD vezirlerinden Sâhib Ata tarafından yaptırılmıştır. Vakıf sistemiyle kurulan medresenin bütün giderleri (öğrenci bursları, müderris maaşları, yemek masrafları vb.) vakıf bütçesinden karşılanmıştır.
Sâhibiye Medresesi (Gök Medrese)
ü KAYNAK Ç/Bologna Üniversitesi, Bologna / İtalya : Universitas adlı öğrenci loncasının girişimleriyle 1088’de kurulan bu üniversitede önce hukuk, sonraki dönemlerde ise tıp, felsefe, astronomi, matematik gibi çeşitli alanlarda eğitim verilmiştir. Üniversitenin ilk yıllarında öğretmen maaşları öğrenciler tarafından ödenmiştir. Orta Çağ Avrupası’ndaki önemli bilim merkezlerinden biri olan bu üniversitede Avrupa’nın farklı bölgelerinden gelen birçok öğrenci eğitim almıştır.
ü Kaynak D/ Batılı Bilim insanları Doğululardan esinleniyor.Üniversitelerin kurulmasından ve eski bilimin Arapça’dan çevrilmesinden sonra, XIII. yüzyılda Avrupa’da kısa süren bir deneycilik fırtınası esti. Bu, bir dereceye kadar simyacıların katkısı ile modern zamanlara kadar sürdürülecekti.
ü Kaynak E/Biruni’nin bilimsel faaliyeti:Rey’de astronomi âlimi el-Hucendi tarafından yaptırılan rasathanede gözlemlere katıldı. Burada bulunan astronomi aletlerini anlatan bir de eser yazdı. Biruni, iki yer arasındaki boylam farkını hesapladı.
ü Kaynak F/Biruni, Ay tutulması:X-XI. yüzyıllarda Türkistan’da yaşayan Biruni’nin Kitâbü’tTefhîm adlı eserinde Ay tutulmasının evrelerini gösteren çizim var.
ü Kaynak G/İslam bilginlerinin çalışmaları: İslam biliminin iki yönü vardır; (1)bir yandan dışarıdan alınan bilimsel fikirler, (2)diğer yandan da bilimsel bilgi birikimine Müslümanların kendi yaptıkları katkılar. Müslümanların Yunan bilimini - ve bu arada biraz da Hint ve Çin bilimini – miras aldıkları ve daha sonra bu bilimi Batıya geçirmiş oldukları muhakkaktır. Ancak bütün yaptıkları bundan ibaret değildir. Miras aldıklarını açıklamış, yorumlamış ve içeriği hakkında değerli analizler yapmış; daha da önemli, birçok orijinal katkı getirmişlerdir.
ü Kaynak Ğ/İslam Bilginlerinin tıp çalışması: İbn Sinâ’nın “Kanunu’nun Anatomi Kısmı İçin Açıklama” adlı eserine de vurgu yapılmıştır.
ü *İslam’ın erken dönemlerinden itibaren dinî ve bilimsel bilginin merkezi olan kütüphaneler aracılığıyla felsefe, tıp, astronomi, matematik gibi alanlarda önemli ilerlemeler kaydedildi.
ü Özellikle Abbasiler Dönemi’nde Bağdat’taki saray kütüphanesi ve çeviri faaliyetlerinin yürütüldüğü Beytü’l Hikme adlı eğitim kurumu, İslam dünyasındaki entelektüel birikimin zenginleşmesini sağladı.
ü Beytü’l Hikme: Abbasiler döneminde Bağdat’ta kurulan bilimsel araştırmaların yapıldığı akademilerdir.
ü İslam dünyası kütüphanelere önem veriridi.
ü Kütüphaneler önemli merkezlerde: Kurtuba, Kahire, Merv, Semerkand, Buhara gibi İslam coğrafyasının ilim merkezlerinde büyük kütüphaneler kuruldu. Nerelerde kütüphaneler kuruldu? Kütüphane kurma geleneği TSD’de de devam ettirildi. Bu dönemde birçok şehirde kişilere ait kütüphanelerin yanı sıra cami, medrese, kervansaray, ribat, han, türbe, dergâh gibi kamusal mekânlarda yeni kütüphaneler açıldı. Kütüphanelerin işlevi: İlim ehlinin bir araya gelip sohbet ettiği ve bilgi alışverişinde bulunduğu bu kütüphaneler, yeni bilim insanlarının yetişmesine de katkıda bulundu. Kütüphaneler, eğitim kurumlarına bağlı olarak ya da bağımsız şekilde faaliyet gösterdi ve medreselerle birlikte ilmî çalışmaları destekledi. Kütüphane masrafı ve işlevi: Vakıf sistemi aracılığıyla ayakta duran bu kütüphaneler sayesinde halkın bilim ve eğitime yaygın şekilde ulaşması gerçekleşmişti.
ü Kaynak H/Ortaçağ’da Avrupa’da okuma yazma: Okuma yazma oranı: X. yy öncesi Ortaçağ Avrupası’nda eğitim, okuma-yazmayla sınırlıydı.
ü Kaynak I/ Avrupa’da ve Orta Doğu’da okuma yazma karşılaştırması: Müslümanlar arasında okuma-yazmanın yaygın olduğuna vurgu var.
ü İslam dünyasında küttâp ya da mektep adı verilen mekânların asıl amacı, halka okuma yazma öğretmekti. Zamanla bu mekânlar dinî bilgilerin de verildiği ve basit matematiksel işlemlerin öğretildiği eğitim kurumları hâline geldi. Yedi yaşında mektebe başlayan kız ve erkek çocukları, beş yıl boyunca belli bir ücret karşılığında ve ayrı mekânlarda eğitim alırdı. Burada ders veren öğretmenlere kâtip, fakih ya da muallim; bu öğretmenlerin yardımcılarına da kalfa adı verilirdi. ((Anadolu’da mekteb-i sebil, sıbyan mektebi gibi isimlerle anılır))Nizamiye Medreselerinde öğrencilerin günleri namaz, ders ve bireysel çalışmalar şeklinde planlanır ve öğrenciler de bu sisteme büyük bir disiplin içinde uyardı.
ü Dersler hem tilavet, tefsir, fıkıh, akait gibi dinî ilimleri hem de felsefe, mantık, matematik, astronomi, mühendislik, tıp gibi akli bilimleri kapsardı.
ü İslami ilimler:tilavet, tefsir, fıkıh,kelam,akait
ü akli bilimler:felsefe, mantık, matematik, astronomi, mühendislik
ü Medresede eğitim namaz saatlerine göre ayarlanırdı. Öğrencilerin yemek masrafları medrese tarafından karşılanırdı.
ü Ortaçağ Avrupa’sında eğitim kilisenin elindedir.Orta Çağ’ın ilk dönemlerinde manastır ve katedral okullarında verilen eğitim büyük ölçüde Hristiyanlık inancına ve kilisenin ihtiyaçlarına dayalıydı.
ü Bu okulların temel amacı, (1)din adamı yetiştirmek ve (2) dinî metinlerin korunmasını sağlamaktı. Eğitim anlayışı, (1) Latincenin öğretilmesi ve (2) başta İncil olmak üzere Hristiyanlar için kutsal kabul edilen metinlerin okunup incelenmesi üzerine kuruluydu.
ü Türklerin Sanat anlayışları
ü Türklerin İslamiyet’i kabulünden sonraki yeni sanat anlayışlarının temeli, Karahanlı Deveti zamanında atıldı.
ü I. Anadolu Beylikleri veTSD dönemlerinde ortaya konan sanatsal ürünlerde ise hem İslamiyet’in kabulü öncesi Türk geleneklerinin ve İslam sanatının hem de Yunan, Roma, Bizans, Kafkas ve Akdeniz kültür çevrelerinin izleri görüldü. Bu dönemde Konya, Sivas, Malatya, Tokat, Amasya, Kayseri, Antalya, Alanya, Sinop, Erzurum, Diyarbakır gibi şehirlerde birçok cami, medrese, han, kervansaray, kümbet ve şifahane inşa edildi. Başta taş işçiliği olmak üzere çini, ahşap ve maden sanatına yer verilen bu yapılarda Selçuklu sanat anlayışını yansıtan özgün eserler ortaya kondu.
ü Taş işleme sanatının en güzel örneklerinden olan ve anıt mezar özelliği taşıyan kümbetler, İslam dünyasında ilk kez Türkler tarafından inşa edildi. Bazı sanat tarihçilerine göre Türklerdeki çadır sanatı kümbetler aracılığıyla mimariye yansıtıldı.
ü Ayrıca TSD döneminde edebiyat, minyatür, cam işlemeciliği, halı dokumacılığı gibi sanat dallarında da gelişme kaydedildi.
ü Türkistan’da yaşadıkları dönemde dokumacılık sanatında uzmanlaşan Türkler, bu sanatı TSD döneminde Anadolu’da da devam ettirdi. İnşa ettikleri ya da ürettikleri her ürünü kendi zevk ve anlayışları doğrultusunda şekillendiren Türkler, yerleştikleri bölgelerdeki sanat anlayışlarını da eserlerine yansıtarak dünya kültür mirasına önemli katkılarda bulundu.
ü İnce Minareli Medrese, Konya: Medresenin taç kapısındaki geometrik süslemeler, hatlar ve bitki motifleri Selçuklu süsleme sanatının özgün özelliklerini yansıtmaktadır.
ü Orta Çağ Avrupası’na hâkim olan skolastik düşünce; toplumların bilim, eğitim, kültür ve sanata bakış açılarını büyük ölçüde etkiledi.
ü X-XIII. yüzyıllarda Katolik Kilisesi ve tarikatlar da sanatsal çalışmalarda belirleyici unsur oldu. Bu dönemde başta mimari yapılar olmak üzere birçok sanat eserinin tasarımında ve yapımında Hristiyan din adamları görev aldı.
ü Katedral, manastır gibi dinî yapıların yanı sıra şato, kale, saray gibi görkemli binaların da inşa edildi.
ü Ortaçağ Avrupası’nda sanat: Dinî karaktere sahip bir üslubun benimsendiği bu sanat anlayışları, Avrupa’nın çeşitli bölgelerinde farklılıklar gösterdi. XI-XIII. yüzyıllarda Avrupa’da mimarinin yanı sıra resim, heykel ve süsleme sanatlarında da özgün örnekler verildi.Bu dönemde yapılan fresk, heykel ve vitraylarda Eski Ahit ve Yeni Ahit’te anlatılan olaylar tasvir edildi. Resim sanatında dinî konuların işlendiği fresklerin yanı sıra XIII. yüzyılın ortalarından itibaren el yazması kitaplar için minyatürler çizildi.
ü Kaynak J: Paris’teki Saint Denis Katedrali, Gotik mimarinin ilk örneklerindendir.
ü Kaynak K: Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası Türk-İslam mimarisinin başyapıtlarındansayılır.
ü Kaynak L: Fransız gotik mimarisinin en önemli eserlerinden biri olan Chartres Katedrali’dir.
ü İncelediğiniz kaynaklardan hareketle Türk-İslam ve Batı medeniyetlerinin mimari anlayışlarını karşılaştırarak benzer ve farklı yönlerini ilgili alanlara yazınız.
ü Benzerlikler:
i. Her iki medeniyette; dini yapılar yaygın olarak yapılmıştır
ii. Bu eserlerde önemli sanat dalları kullanılmıştır.
ü Farklılıklar
i. Türk-İslam geleneğinde dini vb yapılar vakıflar aracılığı ile halkın kullanımına sunulur.
ii. Türk-İslam sanatında hat ve çini sanatlar yaygın olarak kullanılır.
ü Kaynak M : Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesinde bulunan bir minyatüre vurgu var.
ü
ü Kaynak N: Heidelberg Üniversitesi Kütüphanesinde bulunan bir minyatüre vurgu var.
ü Kaynak O: Kubâdâbâd Sarayı’ndan bir çini detayı ifade etmiş.
ü Kaynak Ö: Saint-Étienne Collegiate Kilisesi’nden bir vitray ayrıntısı yer alıyor.
Sayfa 85: 1. Türklerin bilim, eğitim ve kültür anlayışı Anadolu’nun Türkleşme ve İslamlaşma sürecini nasıl etkilemiştir?Bu durum,
i. Müslüman Türk nüfusunun Anadolu’da kökleşmesini,
ii. Halk arasında İslam dininin doğru şekilde öğrenilip yayılmasını,
iii. Türk-İslam kültürünün toplumla bütünleşmesini sağlamıştır
2. Anadolu’nun birçok yerinde mimari eserler inşa edilmesi Anadolu’nun Türkleşme ve İslamlaşma sürecine nasıl bir katkı sağlamış olabilir? Örnekler vererek açıklayınız.Mimari eserler, Anadolu’nun artık geçici bir yurt değil, kalıcı Türk yurdu olduğunu kanıtladı.
Türkler açısından katkısı
iv. Şehirleri yeniden düzenledi,
v. Yerleşimi arttırdı,
vi. Devlet otoritesini güçlendirdi.
İslam dininin yayılmasına katkısı
vii. Camiler ve medreseler:
viii. Bölge halkının İslam’ı öğrenmesini kolaylaştırdı,
ix. Dini toplulukların oluşmasını sağladı,
x. Müslümanlaşmayı hızlandırdı.
Bazı tasavvufçular
1. HOCA AHMED YESEVİ (?-1166)
ü Batı Türkistan’da doğar ve “Pir-i Türkistan” ünvanıyla anılır.
ü İslam dininin bu bölgede Türkistan’da yayılmasına büyük katkı sağladı.
ü Onun hayat görüşünü ve tasavvuf anlayışını devam ettiren Yesevi dervişleri (Horasan erenleri), Türkistan’ın yanı sıra İran, Hindistan, Anadolu ve Balkan topraklarında bu düşüncenin geniş kitlelere ulaşmasına öncülük etti
ü En önemli eseri, Divan-ı Hikmet’tir. O, sohbetlerinde ve şiirlerinde en çok (1)Allah ve peygamber sevgisini, (2)fakir ve yetimleri himaye etmeyi, (3)dünyevi arzularla mücadele etmeyi, (4)dinî esaslara uymayı ve (5)güzel ahlak konularını ele aldı.
2. CELALEDDİN RUMİ (1207-1273)
ü Eserlerinde Allah ve peygamber sevgisinin yanı sıra insan sevgisini de vurgulayarak Anadolu’daki İslam düşüncesine özgün bir bakış açısı kazandırdı. Düşüncelerini Kur’an ve sünnete dayandırır.
ü Eserlerindeki sevgi ve birlik çağrısı, farklı din ve kültürlere mensup insanları Mevlevilik düşüncesine çeker.
ü “Biz pergel gibiyiz. Bir ayağımız din üzerinde sağlamca durur, öteki ayağımız yetmiş iki milleti dolaşır.” sözü, onun evrensel ve kucaklayıcı hayat anlayışının özeti niteliğindeydi.
ü En önemli eserleri, Mesnevi, Divan-ı Kebir, Fihi Ma Fih’tir.
3. HACI BEKTAŞ VELİ (XIII. yüzyıl)
ü Yetiştirdiği dervişler, özellikle kendisinden sonraki dönemde Anadolu ve Balkanlarda Bektaşilik düşüncesini ve tasavvuf anlayışını yayarlar.
ü Sonraları kurulan Osmanlı’nın dahi Yeniçeri Ocağının piri kabul edildi.
ü Makalat en önemli eseridir.
4. YUNUS EMRE (1241-1321)
ü Önemli hikmetler taşıyan şiirlerini halkın anlayacağı sade bir Türkçeyle ve edebî değeri yüksek ifadelerle söyledi.
ü İlahi aşka dayalı coşkun bir ruh hâli yaşayıp tüm şiirlerinde Allah’ı ve Allah’ın yaratmış olduğu insanları sevmenin önemini vurguladı.
ü Dünya görüşü alçak gönüllülük, sabır, cömertlik, hoşgörü, doğruluk gibi insani değerler üzerine kuruluydu. Bu değerleri ele alırken o dönemin edebiyat dili olan Farsça yerine Türkçeyi tercih etmesi, Anadolu’da Türkçenin kökleşip değer kazanmasına büyük katkı sağladı.
5.MUHYİDDİN İBNÜLARABİ (1165-1240)
ü XIII. yüzyılın başlarında Anadolu’yaEndülüs’ten gelerek farklı şehirlerde ilim ve irfan meclisleri düzenledi. Malatya ve Konya’da bulunduğu dönemde birçok öğrenci yetiştirdi. Selçuklu sultanları ve yöneticileriyle iyi ilişkiler kurup ve onlara tavsiyelerde bulundu.
Bazı İlim İnsanları
ü KAŞGARLI MAHMUD (XI. yüzyıl):Türk lehçelerini araştırdı. Türkçenin bilinen ilk sözlüğü olan Divânü Lugâti’t-Türk’ü yazdı. Eserde Türk ilinin coğrafyası, tarihi, kültürü, atasözleri, şiirleri, iktisadî ve sosyal hayatına dair değerli bilgiler mevcuttur.
| Kaşgarlı'nın haritası |
ü ÖMER HAYYAM (1039?-1123?): Cebir, geometri, astronomi, fizik, tıp, felsefe, müzik ve edebiyat alanlarında eser verir. Matematik alanında yaptığı çalışmalar özellikle analitik geometrinin gelişimine büyük katkı sağladı. Felsefe ve metafizikle de ilgilenen Hayyam,İbn Sina ekolünün takipçilerindendi. Yazdığı rubailerle hem Batı hem de İslam dünyasında ün kazandı. Hatta kendisi yazmadığı ve söylemediği hâlde yüzlerce rubai ona atfedildi.Hayyâm’ın genelde matematiğin ve özelde analitik geometrinin gelişimi üzerindeki etkisi çok büyüktür.
ü CEZERİ (XII-XIII. Yüzyıl): Mekanik biliminin öncülerinden olan Cezeri, daha önce Antik Yunan’da ve İslam dünyasında yapılan çalışmaları geliştirerek hava ve su dengesi ilkesi doğrultusunda tasarladığı elliden fazla mekanik araç ve alete imza attı. Kitab-ül Hiyel (Makine Yapımında Yararlı Bilgiler ve Uygulamalar) adlı günümüze ulaşan tek yazılı eserini Artuklu Emîri’nin isteğiyle kaleme aldı. Tasarladığı araçların ayrıntılı çizimlerini ve çalışma ilkelerini altı bölümden oluşan bu eserde açıkladı. Cezeri’nin imza attığı en önemli çalışmalardan biri de otomatlardı. Bu otomatlar arasında su saatleri, ilk kez onun tasarladığı mum saatleri ve hastadan alınan kanın miktarını ölçen kan alma tekneleri de bulunuyordu. Ayrıca suyu yukarıya çıkarmaya yarayan birçok araç ve fıskiyede de onun imzası vardı.
ü İBN BİBİ: Vakayiname örneğinde eserler yazmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder