2 Ekim 2021 Cumartesi

İBRANİ-İSRAİL/YAHUDİ TARİHİ II

Altı köşeli Davut yıldızı

 

Hakimler Dönemi ( MÖ 1200-MÖ 1030):
             İsrailoğulları düşmanlarıyla mücadele etme ihtiyacı hissettiklerinde askeri ve siyasi yeteneği olduklarına inandıkları kişileri başlarına getirirler. Bu geçici liderlere “hâkim” denilmişti. Yahudi tarihinde, Hz Yuşa’dan İbrani monarşisinin kurulduğu döneme kadar geçen döneme “hâkimler dönemi” denir. İsrailoğulları diğer toplumlarla mücadele ederlerken kendi aralarında da mücadele etmekten geri durmamışlardı.


Yuşa'nın kabrinin İstanbul'da olduğuna inanılır.



Hakimler döneminin ilk zamanlarında Yahudiler göçebe durumunda idiler. İki asır sonra Yahudiler yerleşik düzene geçmeye başlamışlardı.  Yahudiler, savaş dönemleri süreklilik gösterdiği için lidere ihtiyaç duydular. Kabilelerin dağınık olmasının getirdiği tehlikenin farkına varılmış ve ilk defa birliği sağlamak için MÖ 1020’da kral Bünyamin kabilesinden Saul dini lider Samuel tarafından  başa getirilmiştir.

 

·         Kral Saul (veya Müslümanlarca Talut, Şaul Ben Kiş) dönemi (MÖ 1030- MÖ 1004 veya 1047-1007): İlk Yahudi kralı olup Hâkim Samuel tarafından kral olarak belirlenmiş v e İsrail birliğini sağlamaya çalışmıştır. Kral Saul döneminde Gibeah’tır. Antik Filistinliler (Eski Ahit’te Kaftor/Keftiu yani Girit’ten göç eden Hint Avrupa kökenli halktır) ile yaptığı mücadelede hayatını kaybeder. Filistinlilerle yapılan savaşta Saul’un dört oğlundan üçü ölünce kral olarak İşboşet seçilmiştir.

·         İş boşet dönemi(MÖ 1007-MÖ 1005)  Saul’dan sonra başa geçen oğlu İşboşet sadece iki yıl krallık yapabildi. Yehuda kabilesi kendilerine Davud’u kral seçince mücadele başlar. Davud’un taraftarları İşboşet’i öldürünce İbranilerin üçüncü kralı belli olmuştu artık.

 

·         Davud dönemi (MÖ 1005- MÖ 965 veya MÖ 1010- MÖ 970): İbrani kabilelerini tek yönetim altında birleştirmişti. Kur’an’da adı geçen peygamberlerden biri olup antik Filistinlilerden dev görülen Câlut’u Saul döneminde öldürmesi ve halk tarafından sevilmesi Saul’un işine gelmemişti. Davut, Saul’un damadıdır aynı zamanda. Ancak Davud’un kayınbiraderi Jonathan Davud’un öldürülemsini önler. Dini metinlerde Calut’u öldürmesi üzerine kendisine Tanrı tarafından hükümdarlık verildiğine inanılır. Siyon tepesi olarak anılacak Kudüs’ü ele geçirerek burayı İbranilerin başkenti yapmıştır. Hz Davut döneminde “Tevrat”a ilaveler yapılarak buna “Zebur” denmiştir.

 

·         Davud, Filistinlileri kesin olarak yenilgiye uğratıp İbranileri tam bağımsız hale getirmiştir. Bu dönemde Kudüs ele geçirilip başkent yapıldı. Suriye prenslikleri haraca bağlandı.

 

·         Davud’un Hititli Batşeba denilen kadını sevmektedir. Ancak kadın evlidir. Davud’un Uriya’nın kocası olan Uriya’yı öldürmesi ve kadınla evlenmesi eleştirilir. Kutsal metinlerde Davud’un pişmanlığı anlatılır. Davud’un oğullarından Abşolom babasın isyan etse de isyan bastırılarak Abşolom öldürülür. Davud’tan sonra başa Batşeba’dan doğma oğlu Süleyman geçmiştir.

 

 

·         Süleyman dönemi (MÖ 965- MÖ 930): Krallık döneminin en güçlü olduğu dönemdir. Yahuda ve Bünyamin kabileleri dışında bütün kabileler yönetim altına kesin olarak alınmıştı. Mısır’dan Fırat’a kadar olan yerler alınmıştı. Bu dönemde Süleyman Mabedi (Beyt-i Makdis, MÖ 967-MÖ 961) ) inşa edilerek Kudüs kutsal hale getirilmişti.

Süleyman Mabedi'nin kalıntıları "Ağlama Duvarı"


·         İbrani devletinin iç problemleri ve yerleşik düzene geçme sıkıntıları Süleyman’ın oğlu Rehoboam tahta çıktıktan bir süre sonra devlet ikiye ayrılmıştır.

 


İBRANİ-İSRAİL/YAHUDİ TARİHİ I

İBRANİ-İSRAİL/YAHUDİ TARİHİ 

İbrani kelimesinin kökeni Nuh peygamberin oğlu Sam’ın torunlarından biri olan Aber (Eber) adlı kişiden türediği kabul edilir. İbrani kelimesi ilk defa Tevrat’ta “İbri” olarak geçmekte ve İbrahim peygamberi işaret etmektedir. İbrahim’e İbri denmesi “öteki taraf” anlamına geldiği ve İbrahimin de tek tanrılı din benimsediği genellikle düşünülür. İbrani kelimesi Arapçada “İbr”, nehir kenarı anlamına geldiği için de bu kelimenin burada yaşayan halkı isimlendirmede kullanılmış olabilir. Her halukarda İbrani kelimesi daha çok bir milli topluluğu ifade etmektedir. İbranilerin büyük olasılıkla Aramilerle (Aramlar) akraba oldukları ve Kenan bölgesine geldikten sonra İbranice dilinin ortaya çıktığı da söylenir.

İbranilerin vaat edilmiş toprakları


İbrani kelimesi genellikle Yusuf ve Musa dönemlerinde yaygın kullanılırken daha sonraları özellikle krallık dönemleriyle birlikte İsrail kelimesi kullanılmaya başlanır.  Kuran’da Yahudi kelimesi İsrailoğullarını ifade etmektedir. Yahudi kelimesi Arapça’da Allah’a tövbe etme anlamında “tövbe dip de tanrıya dönme”ktir. Yahudilere bu adlandırmanın yakıştırılmasında Musa döneminde buzağı heykeline taptıktan sonra pişman olmayı ifade eder. Yakup peygamberin oniki oğlundan Yahuda’ya ithafen de ortaya çıkmış olabileceği de düşünülmektedir. Zamanla Yahudi kelimesi Davut tarafından güçlendirilen İbrani krallığından sonra ikiye ayrılan Bünyamin ve Levi kabilelerinin soyundan gelen Kudüs merkezli Yahuda devleti anlamında kullanılmıştır. Demek ki başlarda kişi ve aile olarak kullanılan kelime sonraları bir milleti ifade eder hale gelmiştir.

Makedon kralı Büyük İskender, Filistin bölgesinde egemenlik sağlar. Filistin bölgesi bu dönemlerde “Palestina” olarak bilinmektedir. Yahudiler bu bölgede yaşayan halka “Palishtin” adını vermişlerdi. Yahudiler kendilerinin bölgede en eski toplum olduklarını iddia etseler de tarih öncesi dönemlerden itibaren burada yerleşimler bulunmaktadır. Yahudilerin kutsal kitaplarında vaat edilmiş toprak (arz-ı mev’ut) olarak geçmektedir. Yahudilerin peygamberi Yakup(İsrail) dolayısı ile kendilerine İsrailoğulları (beni İsrail), peygamber Musa dolayısı ile Musevi, Peygamber Süleyman’dan sonra da Yahudi olarak anılmaktadırlar.

İskender ve devletinin sınırları


İbranilere göre Yahudi tarihi MÖ 1750’de başlar. Ancak, Kültepe (Asur tabletleri) tabletlerine göre büyük olasılıkla “Habirular” diye anılırlar. Kuzeyde yaşayan Sami halkının atası İbrahim Peygamber’in soyundan geldiklerine inanırlar. Yahudiler, İbrahim’in dininin sadece kendilerine gönderildiğine inanmaktadırlar. İbrahim peygamberin İsmail ve İshak adlı oğulları kutsal kitaplarda adları geçer. İshak’ın Esav ve Yakup adlarında iki oğlu vardır. İshak’tan sonra Yakup(Tanrı Yehova tarafından İsrail olarak anılır.) peygamber olmuştur. Yahudiler, aynı samanda kendilerinin Nuh’un oğlu Sami’nin soyundan geldiklerine inanmaktadırlar.

Kutsal kitaplarına göre Hz İbrahim, Babil bölgesinde bulunan Ur şehrinde yaşarken kendi soyuna “vaat edilmiş toprak”ları kendisine verdiğine inanılır. Ancak bu topraklar Nil ve Fırat nehri arasında yaşayan Kananiler, Keniziler, Kadmoniler, Hettiler, Perizziler, Refailer, Amoriler, Girgaziler ve Jebusiler toplumlar vardır. Bölgeye gelen İbraniler özellikle Kenaniler ile mücadele ve kuraklığın da etkisiyle Mısır’a göç etmek durumunda kalmışlardır.

Hz İbrahim, İbranidir. Onun oğlu Hz İshak ve İshak’ın oğlu Hz Yakup ile birlikte İsrailoğulları ortaya çıkmıştır. Yahudi inanışına göre Hz Yakup, “tanrı ile güreşen” anlamına gelen İsrail olarak tanındı. Onun oğulları (büyükten küçüğe); Ruben(Reuv(b)en), Şimeon, Levi, Yahuda (İlk dört oğlun annesi Lea’dır), Dan, Naftali ( anneleri Rahel’dir.) , Gad, Aşer ( anneleri Zilpah’tır) İssakar(annesi Lea’dır) , Zenbulun (veya Zevulun, annesi Lea’dır), Yusuf, Bünyamin (son iki oğlun da anneleri Rahel oldu.) Yakup’un oğulları Oniki kabile olarak İsrailoğulları adını almıştır.

İsrail kabileleri



Yakup oğulları ve kabilise ile Kenan ülkesinde yaşardı. Kardeşleri tarafından kıskanılan Yusuf, kuyuya atılarak babasına onu kurdun yediği söylenir. Ancak Yusuf, Medyanlı tacirler tarafından bulunarak Mısır’da köle olarak satılır. Yusuf yaptığı rüya tabirleri ile dikkat çeker.

Yakup peygamber’in oğlu Hz Yusuf, antik Mısır hükümdarı firavun vekili olmuş ve zamanla Yahudilerin nüfusu hem artmış hem de zengin olmuşlardı. Büyük olasılıkla Mısır’da Mö 1600’lerde Hiksos egemenliği vardı.  Bu durum üzerine sonraki firavunlar Yahudilere baskı uygulayıp onları köle yapmışlardı. Mısır firavunu II. Ramses, rüyasında İbrani kadından doğacak birinin onun egemenliğini bitireceğini görür. Bu nedenle yeni doğan bütün İbrani erkek çocuklarının öldürülmesini emreder. Levi kabilesinden bir kadın erkek çocuğu doğurarak onu sanduka (veya beşik) içine koyup Nil nehrine bıraktı. Firavunun kızı, bu erkek çocuğu sudan çıkarınca sudan çıkarılan anlamına gelen “Musa” adını verdi. Büyüyen Musa, inşaatlarda köle gibi çalışan İbranilerden birine kötü davranan ustabaşını öldürünce Mısır’I terk ederek Medyan diyarına gider. Bu sıralarda II. Ramses ölmüş yerine III. Ramses (MÖ. 1198-MÖ 1167) başa geçmiş ve bu dönemde Hz Musa, liderliğinde Mısır’dan İbraniler çıkarılarak kölelikten kurtulmuşlardı. Musa’nın Mısır’dan çıkması Deniz Kavimleri’nin Mısır’a saldırı yaptıkları döneme denk gelmekteydi. Tevra’ta göre 600 bin civarında Yahudi göç etmişti. Yahudilerin Mısır’ı terk etmeleri Mısır’da inşa işlerini aksatmıştır. Hz Musa’nın Musevileri Filistin diyarına götürürken Sina Dağı’nda tanrı ile görüştüğü ve tanrının kendisine “On Emir”  adında emirleri verdiğine inanılır. Hz Musa ve onun kardeşi Hz Harun dönemlerinde değil de Hz Musa’nın yardımcısı Hz Yuşa döneminde Filistin’e dönüş tamamlandı. Yahudiler bölgeyi ele geçirmek için özellikle Filistiler ve diğer bölge halkıyla mücadele etmişlerdir. MÖ 1234’te Filistin’de egemenlik sağladılar. Hz Yuşa Kenan bölgesini fethettikten sonra  bölgeyi on İsrail kabilesi arasında paylaştırdı. 

Temsili Musa'nın Musevileri Mısır'dan çıkarışı


21 Eylül 2021 Salı

 

TÜRKİYE SELÇUKLU DEVLETİ (1077-1308)

 

 

Süleymanşah dönemi (1077-1086)

·         Büyük Selçuklu devletine bağlı olarak devletini kurmuştur.

·         Süleymanşah, Türkiye Selçuklu Devleti (TSD)’nin kurucusudur.

·         Bizans (Doğu Roma İmparatorluğu)’tan İZNİK şehrini alarak burayı devletine merkez (başkent) yapmıştır.

·         Anadolu’da sınırlarını Antakya’ya kadar genişletmiştir.

·         Süleymanşah, Anadolu seferine çıkarken kendisine vekil (naip)olarak Ebu’l Kasım’ı bırakmıştır.

·         Suriye Selçuklu sultanı ile sınır anlaşmazlığı yaşamış bu da ölümüne neden olmuştur.

·         Süleymanşah, Suriye Selçuklu sultanından kaçarken Fırat nehrini geçmeye çalışırken boğulmuş ve Suriye sınırları içinde Türkiye’ye bağlı Caber Kalesi’ne gömülmüştür.

 


Resim-1: Süleymanşah’ın Suriye sınırları içindeki Türkiye’ye bağlı Caber Kalesi

I. Kılıç Arslan dönemi (1092-1107)

·         Süleymanşah’tan sonra devletin düzenini sağladı.

·         Kayınpederi olan Çaka Bey’in fazla güçlenmesini istemediği için Bizans’ın oyununa gelerek onu öldrürttü.

·         Danişmentlilerin elindeki Malatya’yı almaya çalışırken kalabalık haçlı ordusunun (I. Haçlı Seferi 1096-1099) devletinin başkentini kuşattığını haberi aldı.

·         Başkenti İznik’i kaybeden sultan başkentini KONYA’ya taşıdı.

·         Merkezini Konya’ya taşıdıktan sonra Güneydoğu Anadolu’ya sefer yapar. Sefer sonunda Büyük Selçuklu komutanı Çavlı’dan kaçarken sultan Habur nehrini geçerken boğulur.

 

 

I. Mesut dönemi(1116-1155)

·         Sultan Mesut döneminde Danişmentliler çok güçlenmişti. Danişment oğlu Ahmet Gazi Selçuklulara karışmaktaydı. Ancak Ahmet Gazi’nin ölümünden sonra TSD, tekrar bağımsız hareket etmeye başladı.

·         II. Haçlı seferi sırasında Haçlı ordusunu mağlup etmişti.

 

II. Kılıç Arslan dönemi (1155-1192)

·         Anadolu’nun büyük kısmında egemenlik sağladı. Danişmentlilerden Kayseri, Malatya ve Sivas’ı aldı.

 


Harita-1 : II. Kılıç Arslan döneminde Türkiye Selçuklu Devleti

 

·         Miryokefalon Savaşı (1176)

·         Taraflar: Türkiye Selçuklu Devleti ile Bizans arasında yapılır.

·         Komutanlar: Manuel Komnenos ve II. Kılıç Arslan

·         Nedeni: Bizans’ın Anadolu’dan Türkleri atmak istemesi

·         Sonuçlar:

1.       Bizans’ın Anadolu’yu Türklerden geri alabilme umutları sona erdi.

2.       Anadolu kesin olarak Türk yurdu oldu. Bu tarihten sonra Anadolu’ya Türkiye denmeye başlandı.

3.       Türklerin batıya ilerleyişi hızlandı. Batı Anadolu’da Türk nüfusu arttı.

4.        Anadolu’daki ticaret yollarının denetimi büyük ölçüde Türkiye Selçuklu

I. Gıyaseddin Keyhüsrev dönemi( 1192-1196, 1205-1211)

·         Kardeşlerine üstünlük sağlayıp hükümdar olsa da kardeşi II. Süleymanşah onu tahttan indirdi. II. Süleymanşah’ın ölümünden sonra tekrar sultan oldu.

·         Antalya’yı alarak devletin Akdeniz’e ulaşmasını sağladı. Antalya deniz ticaretinde önemli merkez haline geldi. Ticarette tüccarlara vergi indiriminde bulundu.

II. Süleymanşah(1196-1205)

·         Erzurum’u ele geçirerek Saltuklu beyliğine son verdi.

 

 

I. İzzeddin Keykavus dönemi(1211-1220)

·         Sinop ele geçirilerek burada tersane (gemi yapım yeri) kuruldu.

·         Bazı devletlere ticari ayrıcalık verdi.

I. Alaaddin Keykubat dönemi (1220-1237)

·         TSD’nin en güçlü dönemidir.

·         Alanya ele geçirildi.

·         Sinop’ta hazırlanan donanma ile Suğdak ele geçirildi.


 

 

 

 

 

 

 

                     Harita-2: Suğdak’ın konumu

·         Yassı Çemen Savaşı: Moğolların önünden kaçan Harzemşah devleti hükümdarı Celaleddin Harzemşah Anadolu’ya saldırır. Bunun üzerine Harzemşahları TSD sultanı yenilgiye uğrattı. Moğollar ile TSD sınır komşusu oldu.

 


Harita-3: Harezmşahlar devleti(1097-1231), Büyük Selçuklulardan sonra Harezm (Hazar ve Aral Gölü çevresi)  ve çevresinde kurulmuştur.

·         Sultan’ın Moğollara önlemleri:

1.       Komşu devletlerle ittifak antlaşmaları yapar.

2.       Sınırlara askeri kuvvet gönderir.

3.       Sınırlardaki sur ve kaleleri onarır.

 

II. Gıyaseddin Keyhüsrev dönemi( 1237-1246)

·         Yeteneksiz sultan veziri olan “Sadettin Köpek”in etkisinde kaldı. Vezir rakibi olabilecek yetenekli devlet yöneticilerini öldürttü.

·         Ortaya çıkan otorite boşluğundan faydalanan Babailer (Baba İshak ve İlyas) isyan ettiler. Devletin kendilerine iyi davranmadığı gerekçesiyle Türkmenler isyan etmiş ancak isyan zor da olsa bastırılmıştır. İsyanın zar zor bastırılması devletin zayıfladığını Moğolların da anlamasını sağlamıştır.

 

·         Kösedağ Savaşı (1243)

·         Taraflar: TSD ve İlhanlı Moğolları

·         Komutanlar: II. Gıyaseddin ve Baycu Noyan

·         Gelişme: Sultan savaş meydanını terk eder.

Sonuçları:

1.       Anadolu’da Moğol yönetimi başlar.

2.       Türkiye Selçuklu Devleti (TSD) yıkılış devrine girer.

3.       Selçuklu sultanları göstermelik hükümdar oldular.

4.       Moğol zulmünden kaçan Türkler Anadolu’nun batısını Türkleştirdiler.

5.       Moğol yönetimini kabul etmeyen “İkinci Beylikler”  kuruldu.

 


                      Harita-4: İkinci Beylikler

KONUYLA İLGİLİ ETKİNLİK

A.      Aşağıdaki soruları cevaplayınız.

1.       Malazgirt savaşından sonra Anadolu’da kurulan  Türk beylikleri hangileridir?

2.       Miryokefalon savaşının sonuçları nelerdir?

3.       Anadolu Türk beyliklerinin Anadolu Türk tarihine katkıları hakkında bilgi veriniz.

4.       Türkiye Selçuklu Devleti’nin başkent değişikliği yapma nedeni nedir?

B.       Aşağıdaki boşlukları uygun sözcüklerle doldurunuz/yazınız.

1.       Anadolu Türk tarihinin başlangıcı kabul edilen savaş …………………………..’tir.

2.       Anadolu’dan, Türkiye olarak bahsedilmeye başlanan savaş ……………………………’dur.

3.       Türkiye Selçuklu devletinin kurucusu …………………………………………..’tır.

4.       Türkiye Selçuklularının ilk başkenti …………………’tir. İkinci başkenti ise ……………..’dır.

5.       İlk Türk denizcisi olan Çaka Bey’i öldürten Türkiye Selçuklu sultanı ………………………………………………’dır.

20 Eylül 2021 Pazartesi

URANÜS'ÜN UYDULARI: PORTİA

         Uranüs’ün uydularından Portia, adını Wiliam Shakespeare’in eserlerinden “Venedik Tüccarı”nda        geçen karakterden almaktadır:











Venedik Tüccarı” kitabına adını tüccar Antonio’nun canı sıkkındır. Salerio, onun aklının havada olduğunu düşünmektedir. Antonio’nun mal-mülk kaybetmekten üzgün olmaması Solanio’nun onun aşık olduğu sonucuna vardırır.

Gratiano, Antonio’yu uyarır: “Bazı insanlar konuşmadıkları için bilge görünseler de aslında budaladırlar.” Antonio’nun can arkadaşı Bassanio az konuşan kişilerdendir. Antonio ise arkadaşının kendisinden bir olayı sakladığını anlamıştır. Antonio, arkadaşına kendisine açılabileceğini söyler. Bassanio, da Belmont’ta bir kızın kendisine babasından yüklü bir miras kaldığını Sezar’ı öldüren Brutus’un karısı “güzel Portia” kadar olduğunu onun adının da Portia olduğunu söyler. Antonio da tüccar olduğu halde kendisinin malı ve mülkü denizde olduğu için nakiti de yoktur.  Bu yüzden Antonio, arkadaşından Venedik’te kredi alabileceği kimse olup olmadığını araştırmasını söyler. 

Portia, yardımcısı Nerissa’ya dert yanmakta olup mutlu olamadığını söylemektedir. “İyi olanı yapmanın bilmek kadar kolay olmayacağı”nı düşünmektedir. Koca bulmanın zorluğundan bahseder. Nerissa, Portia’nın taliplerini sıralar:

Napoli prensi, Palatine kontu, Monsieur le Bon, Folconbridge, İskoç baronu, Satonya dükü talipler arasındadır. Bunlar arasında (sırayla); sadece atlar hakkında bilgi sahibi, espiriden anlamayan, çok oynak, dil bilmeyen, çok iyiliksever ve sarhoşken bile çekilmeyen birileridir.

Portia, Kudüs Haçlı kraliçesi Sibylla kadar uzun yaşayacaksa babasının vasiyeti gereği evlenir ancak Diana (Yunan mitolojisinde Artemis) gibi bakire ölmeyi tercih eder. Nerissa ise Portia’ya Bassanio’yu hatırlayıp hatırlamadığını sorar. Bu arada Fas prensi de Portia’yı görmeye gelmiştir.

Yahudi tüccar Shylock ile Bassanio birşeyler alıp satmaktadırlar. Antonio arkadaşı Bassanio için Yahudi tüccar Shylock’tan üç bin duka altın borç alacaktır. Vade günü geldiğinde borç ödenmezse tüccar Antonio’nun vücudunda yarım kilo et alabileceği yönünde senet de imzalanır.

Fas prensi Portia’ya ten rengini küçümsemeemsi Phoebus (güneş tanrısı Apollon) kadar ateşli olduğunu söyler. Portia da şu ana kadar adaylar arasında en iyi olduğunu söyleyince ünlü kahraman Herkül’ün şans olmayınca uşağı Lichus’a yenilebileceğini ima eder.

Shylock’un soytarısı Laucelot Gobbo, efendisinin yanından kaçmayı düşünmektedir. Laucelot Gobbo, Bassanio’nun hizmetine girmek ister. Bu arada Shylock’un kızı Jessica, Laucelot Gobbo’nun kendilerini terk edeceğini anlamış ve duruma üzülmektedir.

Venedik’te bir sokakta Lorenzo, Salerio, Solanio ve Gratiano aralarında konuşmaktadırlar. Elinde mektupla Laucelot gelir. Yahudi Shylock’u yeni Hristiyan sahibine yemeğe davet etmektedir. Shylock, kızı Jessica’ya davet edildiğini istemeden de olsa yemeğe gideceğini söyler. Gratiano ve Salerio kostümlü oldukları halde Lorenzo içeri girer. “kimse var mı?” sorunca Jessica pencereye erkek kılığında Cupid (aşk tanrısı Eros)’ten utanarak cevap verir. Lorenzo onu hemen tanır.

Portia, Fas prensine babasını vasiyeti gereği üç sandıktan birinde kendi resminin olduğunu onu bulduğu takdirde onunla evleneceğini söyler. Fakat, içinde kurukafanın olduğu altın sandığı açınca hayalleri suya iner. Ama sandıkta şu not da yazılıdır:

Her parıldayanı altın sanma

Kim söylese bunu sakın inanma…”

Yahudi tüccarın kızı Jessica, Lorenzo ile bir kayıkla kaçmıştır. Bu duruma kızan Shylock, bu durumu düke  bildirir. Onları bulamayan Shylock, Antonio’dan şüphelenir. Antonio da Jessica’nın kendi gemilerinde olmadığı teminatını verir.

Portia'yı oynayan Lynn Collins 

Aragon prensi de Portia için sandık seçiminde gümüş sandığı seçer ve şöyle notla karşılaşır:

Kimi insan hep gölgeleri kucaklar durur

Sonunda senin gibi mutluluğa gölgesini bırakır..”

Venedik tüccarı Antonio’nun mal ve mülkünün sahip olduğu gemilerle battığı dedikodusu ortaya çıkar. Yahudi tüccar Shylock,  kızının kaçtığını bildiklerini tahmin ederek Antonio’nun arkadaşlarını dolaylı olarak Antonio’ya da kızmaktadır. Antonio’nun malının gemide battığını küçümseyici şekilde söyler.

Portia’nın seveni Bassanio, Portia’ya sevgisinden sandık seçimine gider. Bassanio, değersiz görülen kurşun sandığın açılmasını talep eder. Sandığın içinde Portia’nın resmini bulmuş, yardımcısı da Nerissa’ya vurulmuştur.

Bassanio’ya bu arada kötü haber gelmiştir. Bu haberi Portia ile paylaşmak zorunda kalır. Can arkadaşı olan Antonio borcunu ödeyememiştir. Buna karşılık Shylock, senette yazılan cezayı talep etmektedir. Antonio, arkadaşını son defa görmek için yanına çağırır. Shylock, senette yazılan borcun vadesi geldiği halde ödenmemesi karşısında vücudundan yarım kilo et talep etmektedir. Portia da Bassanio’ya evlendikten hemen sonra gidebileceğini söyler.

Portia ve yardımcısı Nerissa ev işlerini yönetmeleri için Jessica ve Lorenzo’yu görevlendirdikten sonra erkek kılığında mahkemeye gitmeyi kararlaştırırlar. Portia, kuzeninden bazı hukuk derslerleri öğrenmiştir.  Mahkeme salonunda dük, Antonio’ya üzüldüğünü söyler. Yahudi tüccar da mahkemeye davet edilir. Yahudi tüccara üç bin düka altın yerine iki kat düka altın teklifini reddeder. Avukat katibi kılığında salona Nerissa girer. Bu arada  Shylock bıçağını bilemektedir. Gratiano, Shylock’a onun yüzünden Pisagor’un düşüncesi olan “hayvan ruhunun insan bedenine geçtiğini” düşünür. Avukat katibi, hukuk doktoru olan Portia’nın erkek kılığında olan hukuk doktoru Balthazar’ı huzura kabul eder.

Yahudi tüccar Shylock'u oynayan Al Pacino


Portia, tüccara merhametli olmasını salık verse de tüccar adalet istemektedir. Portia geçmişten günümüze yankılanan şu cümleği söyler: “ konulmuş yasaların üstünde güç yoktur.” Portia, borcun üç katını da önermiştir. Shylock, bütün Venedik şehrini verseler kabul etmeyeceğini ısrar eder. Portia, Antonio’nun göğsünün açılmasını ve tüccarın Antonio’dan yarım kilo et alabileceğini bir şartla kabul eder. Tek bir damla kan dökülmeyecektir. Çünkü senette kanın dökülebileceği yazılmamıştır. Venedik yasası gereği Hristiyan kanının dökülmesinin cezasının mal ve mülküne el konma olduğu belirtilince tüccar borcun üç katını kabul eder. Portia, savunmaya devam etmektedir. Yahudi tüccarın bir Hristiyanın canına kast etme nedeniyle malının yarısının mağdura diğer yarısının devlete kalması gerekmektedir. Shylock, haklıyken haksız duruma düşmüştür. Dük de bu yönde karar vermiştir. Dük, Antonio’yu affedip affetmeyeceğini sorar. Antonio, kendi payını tüccara bırakacağını ancak onun ölümünden sonra kızı Jessica ve Lorenzo’ya kalmasını talep eder.

Antonio ve arkadaşı Bassanio, hukuk doktoru Balthazar (Portia)’a ücret teklif etseler de doktor bunu reddeder. Ancak anı olsun diye Antonio’nun eldiveni ile Bassanio’nun yüzüğünü talep eder. Bassanio’ya sevdiği Portia yüzüğü verdiği için teslim etmek istemese de Antonio ricacı olunca yüzüğü vermeyi kabul eder.

Portia ve Nerissa, kocalarından erken ulaşırlar eve. Hanımlar yüzüğü görene kadar yatağı paylaşmayacaklarını söylerler. Portia, aniden yüzüğü Antonio’ya vererek arkadaşının aşkına kefil olmasını ister. Antonio, arkadaşının aşkına ruhuyla kefil olacağını söyler ve yüzüğü arkadaşına yüzüğü bir daha bırakmamasını tembihler. Bassanio, yüzüğü alınca bu yüzüğün aynı olduğunu anlar. Portia, hukuk doktorunun kendisi olduğunu itiraf eder. Yahudi tüccarın malının Jessica ve Lorenzo’ya kalacağını aynı zamanda Antonio’nun mal ve mülkünün batmadığı müjdesini de verir.


Wiliam Shakespeare, “Venedik Tüccarı”, (çev. Bülent Bozkurt), Remzi Kitabevi, İstanbul:2013




AKIL OYUNLARI FİLMİNİN ELEŞTİRİSİ

  Film Hakkında Kısa Bilgi:  Akıl Oyunları  ( A Beautiful Mind ), Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Amerikalı matematikçi  John Nash’in  hayatına d...