6 Ekim 2021 Çarşamba

HAÇLI SEFERLERİ VE SONUÇLARI

 


HAÇLI SEFERLERİ 

·         Hristiyan Avrupalıların Orta Çağ’da Kudüs ve çevresini alma amacıyla Türk İslam dünyası üzerine yapmış olduğu saldırılara veya savaşlara  Haçlı Seferleri” denir.

·          Seferlere katılanların savaşa giderken elbiselerinin ön kısmında, seferden dönerlerken ise sırtlarında bir haç işareti bulunmasından dolayı bu seferlere “Haçlı Seferleri” adı verildi.

·         Haçlı Seferleri XI. yüzyıl sonlarından XIII. yüzyıl sonlarına kadar sürdü (1096-1270). Haçlı Seferleri’ne karşı başta Türkiye Selçuklu Devleti ve Eyyûbî Devleti olmak üzere Anadolu’da kurulan ilk Türk beylikleri de mücadele ettiler.


·         Bu seferlerin dinî, siyasi ve ekonomik sebepleri vardı.

 

·         HAÇLI SEFERLERİ’NİN NEDENLERİ

·         Dini Nedenler

1.       Müslümanların elinde bulunan kutsal kabul edilen Kudüs ve diğer kutsal yerleri (Antakya ve Urfa vb.) almak istemeleri

2.       Fransa’da ortaya çıkan “Kluni tarikatı”nın Müslümanlarla savaşılması yönünde yaptığı çalışmalar

3.       Katolik kilisesinin Ortodoks kilisesini hâkimiyet altına almak istemesi

4.       Katolik kilisesinin halkı seferlere teşvik etmesi

 

Siyasi Nedenler

1.       Türklere karşı Bizans’ın Avrupa’dan yardım istemesi

2.       Türklerin Anadolu, Suriye, Filistin ve Akdeniz bölgelerinden uzaklaştırılmak istenmesi

 

Ekonomik Nedenler

1.       Avrupalıların Doğu’nun zenginliklerini ele geçirmek istemeleri

2.       Doğudan gelen ticaret yollarının Türklerin denetiminde olması (İpek ve Baharat yolları)

3.       Bazı soylu ve derebeylerin yeni topraklar kazanarak ekonomik durumlarını daha da güçlendirmek istemeleri

 

        Seferlerde birçok sefer varsa da Türk-İslam dünyası açısından ilk dört tanesi daha önemli kabul edilir.

 

 

 

 

I. Haçlı Seferi (1096-1099):

        Bu Haçlı seferi en etkili sefer olup Papa II. Urban’ın girişimiyle düzenlenmiştir.

        Bizans İmparatoru Aleksi Komnenos, Haçlılarla antlaşma yaparak Haçlıları gemilerle Asya yakasına geçirme karşılığında Batı Anadolu toprakları Bizans’a verilecekti.

        Türkiye Selçuklu sultanı I. Kılıç Arslan bu kalabalık Hristiyan ordusuna direnemeyerek başkentini kaybetti.

        Bu seferle Kılıç Arslan başkenti İznik’ten Konya’ya taşımak zorunda kaldı.

        Türkler çok kalabalık Haçlı kuvvetlerine karşı Orta Anadolu’ya doğru çekilmek zorunda kaldı.

 

Harita-1: I. Haçlı Seferi yönü


        Haçlılar Suriye Selçuklularına bağlı olup bir Ermeni valinin yönetiminde bulunan Urfa üzerine yürüyüp bu şehri ele geçirdiler.

        Türkiye Selçukluları ve Danişmentliler Haçlılara karşı koysa da Haçlılar ilerleyip ilk kilisenin yapıldığı şehir olan Antakya (Halep Selçuklularının elinde)’ya ulaşıp, şehirde yaşayan aslen Ermeni olup Müslüman olan ama şehir valisi tarafından cezalandırılan Firuz adlı birinin ihaneti sonucu Haçlılar başarılı oldular.

        Antakya Haçlıların eline geçti.

        Haçlılar Antakya’dan sonra güneye ilerleyerek kutsal kabul edilen Kudüs şehrini Fatımilerin yönetiminden aldılar. Haçlılar sadece Müslüman ve Yahudileri değil Kudüs’te bulunan yerli Ortodoks Hristiyanlara da vahşet uyguladılar.

 

Tablo 1: İlk Haçlı seferinde ele geçirilen şehirler


 

        II. Haçlı Seferi(1147-1149):

         Seferin nedeni: Haçlıların yaklaşık elli yıl hakimiyetinde kalan Urfa 1144’te Musul Atabey’i imâddin Zengi tarafından ele geçirilir. Bunun üzerine Papa III. Eugenius yeni Haçlı seferi için çağrıda bulundu.

        Fransa kralı VII Louis ve Alman Kralı III. Konrad, Urfa’yı geri almak, Doğu’daki dindaşlarına yardımcı olmak ve Antakya ile Kudüs’ün korunması amacıyla sefere katıldılar.

         III.  Konrad komutanlığındaki Alman Haçlı kuvvetleri Anadolu içlerinde Dorylaion (Dorleon, Eskişehir)’da sultan I. Mesut tarafından bozguna uğratıldı. Alman kral bile savaşta yaralanmıştı.

        Fransa kralı VII Louis, Alman kral ile güçlerini birleştirme gereği hissetti. Fransız kuvvetler Türklerle karşılaşmamak için Batı Anadolu sahilinden gitmeyi denediler.  Ancak Türklerin ani hücumuyla ordularının önemli bir kısmını kaybeden Fransızların kralı zar zor deniz yoluyla Antakya’ya ulaşabilmiştir.

 

Harita-2:  II. Haçlı seferi


 

        III. Haçlı Seferi (1189-1192):

        Mısır ve Suriye hükümdarı Nureddin Mahmut ölünce (1174) ülkede Selahaddin Eyyubi güç kazanmıştı.

        Selahaddin Eyyubi Zengilerin yerine egemen olarak ortaya çıktı.  Haçlıların Müslüman kervanlara saldırısı üzerine 1187’de Hıttin Savaşı ile Kudüs’ü fethetmeyi başarmıştı. Kudüs’ün yanındaki Taberiye, Akka, Nablus, Gazze ve Beyrut gibi şehirler de ele geçirildi.

        Kudüs’ün düşüşü üzerine Papa III. Clemen, Haçlı seferi isteğinde bulundu. Alman imparatoru Frederich Barbarossa sefere çıktı. Ancak II. Kılıç Arslan bu Alman Haçlılarına karşı yıpratma savaşları yaptı. Almanlar bu yıpratma savaşlarına rağmen Konya’yı ele geçirmeyi başarmış ancak şehirde yiyecek bulamadıklarından ve sultanın da baskısıyla  şehri terk etmek zorunda kaldılar. Frederich Barbarossa, Silifke çayını geçmeye çalışırken boğulmuş ardından ordusu dağılmıştı.

 

         İngiltere Kralı I. Richard (Arslan Yürekli) ve Fransa Kralı II. Philippe’in yardımıyla Akkâ’nın ele geçirilmesi Haçlıların kıyı bölgelerinde tutunmalarını sağladı. Bu seferin Hıristiyanlar açısından önemli bir yararlı tarafı da Kıbrıs’ın ele geçirilmesi oldu.

Harita3: III. Haçlı Seferi yönü



        IV. Haçlı Seferi (1202-1204):

        Papa III. İnnocentius’un çağrısıyla Kudüs ve çevresini almak için düzenlenmiştir. Haçlılar; Mısır ve Suriye topraklarına sefer yapmak için Venedik’te toplandılar.

        Venediklilerin etkisiyle Haçlı ordusu, İstanbul’u ellerine geçirmişti.

        Haçlılar İstanbul’da Latin devleti (1204-1261) kurdular.

        Bizanslı soylular; İstanbul’dan kaçarak üç ayrı yerde Bizans devletleri kurdular. Epiros (Mora), İznik ve Trabzon’da Bizans devletleri ortaya çıktı.

        İznik Bizans Devleti, İstanbul’daki Latin devletine son vererek Bizans’ı diriltse de Bizans eski gücüne kavuşamadı.

 

 Harita-4: IV. Haçlı Seferi


 

Diğer Haçlı Seferleri:


           

        Beşinci Sefer: Haçlılar Türkiye Selçukluları tarafından 1101’de bozguna uğratıldılar.

        Altıncı Sefer: Sicilya kralı II. Frederch sefere katılmak istemediği için papa tarafından aforoz edilince sefere katılmış ancak başarılı olmaz. Moğolların varlığı Haçlıların işine geldi.

        Yedinci Sefer: Mısır üzerine düzenlenmiş olup amacına ulaşamamıştır.

        Sekizinci Sefer: Tunus içlerine yapılan seferde Haçlılar çölde yok oldular.

 

Haçlı Seferlerinin Sonuçları:

SİYASİ SONUÇLAR

1.       Haçlı Seferleri’nde birçok soylunun ölmesi veya geriye dönebilenlerin parasızlık sebebiyle mallarını satması Avrupa’da derebeylik sisteminin zayıflamasına, merkezî krallıkların güçlenmesine neden oldu.

2.       Avrupa’daki derebeylik (feodalite) Ön Asya’ya taşındı. (Bakınız Harita 5)

3.       Türkiye Selçuklularının, Haçlılarla savaşmasını fırsat bilen Bizans, Batı Anadolu topraklarını ele geçirdi.

4.       Türklerin, İslam dünyasındaki saygınlığı arttı ancak batıya ilerleyişleri bir süre durdu.

 

DİNÎ SONUÇLAR

5.       Katolik kilisesi ile Ortodoks kilisesi arasındaki ayrılıklar daha da arttı.

6.       Kudüs’ün Müslümanlar tarafından geri alınması, seferlerde birçok insanın ölmesi papalara ve din adamlarına olan güveni sarstı.

 

7.       EKONOMİK SONUÇLAR

 Doğu-Batı ticareti büyük ölçüde gelişti. Batı Akdeniz ve limanları (Venedik, Cenova, Marsilya gibi) önem kazandı.

8.       Doğu-Batı ticaretinin gelişmesine bağlı olarak Avrupa’da bazı tüccarlar ekonomik yönden güçlendi.

 

9.       Seferlere gerekli parasal desteğin sağlanması için kralların Venedikli bankerlerden borç para almaları bankacılık sisteminin gelişmesine ortam hazırladı.

10.   Avrupalılar doğudaki bazı bitki, baharat, porselen ve cam eşyayı, ipek ve pamuklu kumaşları, halıları ülkelerine götürdüler.

11.   Seferler neticesinde Anadolu, Suriye ve diğer bölgeler tahrip oldu, tarımsal üretim azaldı, ticari hayat durgunlaştı.

 

BİLİMSEL VE KÜLTÜREL SONUÇLAR

12.   Avrupalılar Müslümanlardan pusula, barut, kâğıt ve matbaanın kullanımını öğrendiler.

13.   Avrupalılar İslam kültür ve medeniyetini yakından tanıma fırsatı buldular. Bazı İslam âlimlerine ait eserleri Latinceye çevirdiler. Bu durum Avrupa’da bilim hayatının büyük ölçüde gelişmesine ortam hazırladı.

 

 

 

  Harita-5: Ön Asya’da Haçlı devletleri

         

 Konuyla ilgili okunabilecek Kitap: 



 Konuyla ilgili izlenebilecek film: 



 

 


3 Ekim 2021 Pazar

İBRANİ-İSRAİL/YAHUDİ TARİHİ VII

 

·         Filistin’e Yahudi göçleri (Aliyah)

·         Yahudiler çeşitli bölgelerden Filistin’e tekrar dönüşlerini ifade eden kavram Aliyah’tır.

·         Yahudiler görece Müslüman ülkelerde daha özgür yaşamışlardı. Orta Çağ Avrupa’sında Yahudiler; İngiltere(1290), Fransa(1392), İspanya(1492) ve Portekiz(1497)’den sürülmüşlerdi. İspanya’dan sürülen Yahudilerin öneli kısmı Osmanlı’ya sığınmışlardı.

Tarihin en utanç verici kampı Auschwitz


·         Balfour Deklarasyonu  (1917) ile Yahudilerin göçü hızlanmış Adolf Hitler’in liderliğindeki Nazi iktidarında göç daha hızlı gerçekleşmeye başlamıştı.  Yahudi Ajansı Başkanı David Ben Gurion’un 1942’deki Biltmore Konferansı kararlarıyla Filistin’de devletleşme için ileri adımlar atıldı. İngiliz manda yönetiminde Yahudi nüfus oranı % 10’dan 17’ye yükselmişti. Almanların baskısına paralel olarak bazı devletlerde de Yahudilere baskılar yapıldı. Siyonist Kongresi de Filistin’e yerleşmeye özendirmeye çalışmıştır.

1.      1882-1903: Bu dönemlerde Doğu Avrupa kökenli 35 bin Yahudi göç eder.

2.      1904-1914: Yine Doğu Avrupa ve özellikle Rusya’dan 40 bin Yahudi göç eder.

3.      1919-1923: İngiltere, Filistin’İ ele geçirip Avrupa’da siyasi haritalar değişip Yahudilere baskı artmaya devam edince 37bin Yahudi göç eder.

4.       1924-1929:Polonya, Macaristan ve ABD’den 48 bin Yahudi göç eder.

5.      1929-1939:Hitler’in iktidarı döneminde Filistin’de Yahudi nüfus 175 binden 475 bine çıkmıştır.

6.      1933-1948: Almanya’da Nazi partisinin iktidara geçmesi ile İngiltere Filistin’e göçü sınırlasa da kaçak yollarla yaklaşık 153 bin Yahudi Filistin’e göç etmiştir.

7.      1948-1950: 1948 yılında artık İsrail Devleti kurulur. Doğu Avrupa ve Arap ülkelerindeki 500 bin Yahudi İsrail topraklarına göç eder.

8.      1985-1991: 1985 ve 1991 yıllarında iki ayrı operasyonla Etiyopya’daki bütün Yahudiler İsrail’e getirilir.

 

Dünya'nın farklı yerlerinden Filistin'e göçler yapıldı.

·         Vaat edilmiş topraklara kavuşmak ve Davut yıldızı altında yeniden yaşamak için Filistin bölgesine göç eden Yahudiler 1917’de nüfusun % 8’ini oluştururken, Filistin topraklarının da ancak % 2,5’ine sahip olmuşlardı. 1947’de nüfusun % 31’ini oluşturan Yahudiler, tüm çabalarına rağmen Filistin topraklarının hala % 6-7’sini ele geçirmiş bulunuyorlardı.

 

·         Filistin’de İngiliz Manda Dönemi Filistin’de 1917 yılında fiilen başlamıştı. Filistin mandası İngiltere’ye verildiği sırada 1918’lerde nüfusun % 93’ünü (708.000) Araplar, % 7’sini (57.000) yabancılar oluşturuyordu. İngiltere Filistin mandasını aldığı andan itibaren Filistin’e Yahudi göçüne göz yummaya başlamıştı. Bu durum da Arapların sert tepkilerine neden oluyordu.

 

Filistin Manda bayrağı

·         Siyonizmin en güçlü destekçisi ABD, 21 Eylül 1922 tarihinde Amerikan Kongresi’nin aldığı kararla Filistin’de bir Yahudi yurdu kurulmasını istemiştir. 1924’te İngiltere’nin Filistin üzerindeki mandasını tanır.  Amerika, İngiltere’nin bölge yönetimde söz sahibi olmaya başlamıştı. Bu durumları anlayan Araplar silahlanmaya başlamış ve bu durumda Yahudiler ile Araplar çatışmaya başlamışlardı. İngilizlerin Araplara vaat etmiş olduğu Şerif Hüseyin liderliğinde Arap bağımsız devleti ilanını askıya alması ve bölgeye Yahudileri yerleştirmesi Araplar ile İngilizleri karşı karşıya getirmişti. Araplar Wilson ilkeleri çerçevesinde nüfus çoğunluğunu Arapların oluşturması nedeniyle bağımsızlık isteklerine İngilizler ve ABD destek vermedi.

Yahudi tezlerine destek veren ABD başkanı Wilson


·         Arapların isyan etmesi sonucunda Walter Shaw ve Sir John Hope Simpson liderliğinde komiteler oluşturulmuş bölgeye giderek raporlar hazırlamışlardı. Bu raporlar doğrultusunda Passfield Beyaz Kitabı yayımlanır.  Buna göre Lord Passfield Arap-Yahudi ortak yönetimli devlet önermekte ve Yahudilerin göç ve onlara toprak satışının sınırlandırılması gerektiğini belirtiyordu. Bu gelişmelere rağmen İngiltere Balfour Deklarasyonu’ nu savunmalarına engel olmadı. Artan Arap isyanlari İngilizlerce şiddetle bastırıldı.

Sir Herbert Samuel


·         Filistin’in Filistin’in yüksek komiseri Sir Herbert Samuel’in Siyonist olması ve taraflı tutumu nedeniyle Büyük Arap İsyanı başladı(1936). Oluşturulan “Yüksek Arap Komitesi” de Yahudilere toprak satışının engellenmesi gerektiği, Yahudi göçünün sonlanması ve seçilmiş bir halk meclisinin kurulması gerektiği kararı aldılar.

1925'te İngiltere'nin Filistin mandası


·         Arapların kararlılığı üzerine İngilizler Lord Robert Peel liderliğinde heyet göndermiş bu heyete göre Araplarla Yahudilerin tek çatı altında bir devlette yaşayamacakları Filistin topraklarında Yahudi, Arap devletlerinin kurulması ve Kudüs’ün ayrı yönetimle İngiliz mandasında kalması gerektiği önerildi. Araplar öneriyi reddederlerken Yahudiler devlet kurmak istedikleri için bu öneriyi sahiplendiler. İngilizler bu sefer isyanlara karşı McDonald Beyaz Belgesi’ni yayınlatır. Buna göre; Yahudi göçlerinin Arapların iznine bağlı olacağını belirtirken Araplar bu karar üzerine aralarında bölünmeler yaşadılar. 1939’da Siyonistler bu öneri üzerine İngilizlerin Yahudi devletini desteklemekten vazgeçtiğini savunarak bunu reddettiler. İngiltere Arap-Yahudi kamuoyu baskısı karşısında bu sorunu BM’ye havale etti. 1947’de BM’de Filistin sorunu görüşüldü. Arap ülkeleri ( Mısır, Suriye, S. Arabistan) İngiliz mandasının sona ermesi gerektiğini Yahudiler de bölgede bağımsızlık isteklerini yinelediler. İngilizler de bölge sorumluluğunu BM’ye yüklemişlerdi. BM Genel Kurulu bu sorunu görüşmek üzere 11 ülkenin(Avustralya, Kanada, Çekoslovakya, Guatemala, Hindistan, İran, Hollanda, Peru, İsveç, Uruguay ve Yugoslavya) katılımıyla BM Filistin Özel Komitesi oluşturularak bölgede inceleme yapmakla görevlendirildi. Bu ülkelerin çoğu iki devletli çözümü destekledi. BM’de fedaratif Filistin devletinin kurulması da tartışıldı. BM’de Filistin’de taksim (iki devletli çözüm) yönünde görüş güçlendi. Filistin’in Arap ve Yahudi devletine bölünmesi Kudüs’ün uluslararası statüsü olacaktı.

·         BM’nin 181 sayılı kararına göre; İngilizlerin mandası sona erecek, Filistin’de Arap ve Yahudi devletleri kurulacak,  iki ülke arasında tek döviz ve gümrük birliği olacak, bölünmenin sağlıklı olması için de beş üyeli Filistin Komisyonu kurulacaktı.

1947'de BM'nin manda topraklarını bölme planı


·         İngiltere’nin çekilmesi, BM’nin bölünme kararı sorunu çözmediği gibi Arap ve Yahudilerin birbiriyle çatışması daha keskinleşmişti. Yahudiler amacına ulaşmak için Araplara baskı uygulamış Arapların bir kısmı bölgelerini terk etmişlerdi.

·         İngiltere 15 Mayıs 1948’de bütün kuvvetlerini çekmiş 14 Mayıs 1948’de David Ben Gurion başkanlığında toplanan Musevi Ulusal Konseyi İsrail Devleti’nin kurulduğunu açıklamıştır. Arap ülkeleri İsrail’i devlet olarak tanımamış Suriye, Mısır, Ürdün, Lübnan ve Irak bu ülkeyi yıkmak için hareket etmişlerdi. Bu durum yıllarca devam edecek Arap-İsrail mücadelesini körüklemiştir.

Günümüzde İsrail devleti


·         Aslında İsrail-Filistin mücadelesi İsrail devletinin kurulmasından öncelere de dayanmaktadır. Filistinliler Kaftori (Girit) kökenli olup Yahudi din kitaplarında(Tevrat) Keretiler diye geçer. Keretilere Peletiler de denmekte olup Yahudi kaynaklarda İsrail krallarının özel askerleri olarak da geçer. Büyük olasılıkla Keretiler (Giritliler) ve Peletiler (Filistler) aslen Girit adasından göç etmişlerdir.

İsrail'in kurucusu David Ben Gurion (1886-1973)

·         Filistler, Mikenlerle akraba oldukları düşünülmekte ve MÖ 1200’lerde gerçekleşen Deniz Kavimleri Göçü’nün baskısıyla Girit’i terk edip Mısır’ın elinde bulunan Gezer, Gerar, Lakiş, Yafa ve Ziglag gibi şehirlere göç ederler. Filistler zamanla Filistin’e yayılırlar.

 

Kaynaklar

1.      Kutsal Kitap Eski ve Yeni Antlaşma (Tevrat, Zebur,İncil), Kitabı Mukaddes Şirketi, Yeni Yaşam Yayınları,2014

2.      Francine Kaufmann - Josy EİSENBERG, “Yahudi Kaynaklarına Göre Yahudilik”, (çev.Prof Mehmet Aydın)

3.      SALİME LEYLA GÜRKAN, "İBRÂNÎLER", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibraniler (23.09.2021).

4.      SALİME LEYLA GÜRKAN, "YAHUDİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/yahudi (23.09.2021).

5.      Zafer Balpınar,“İsrail’in Devlet Kurgusu Güvenli Bir Yahudi Yurdu mu? Yoksa Güvenlikçi Bir Yahudi Devleti mi?”, Güvenlik Stratejileri, Yıl 13,sayı 26,s. 153-183

6.      Şeyma Ay, “ İsrail ve Yahuda Krallıkları Üzerine Düzenlenen Asur Seferleri” History Studies Volume 3 / 1 2011

7.      Ali Osman Kurt, “Yahudilik'te Sürgün Teolojisi: Tanrısal Bir Ceza Olarak Sürgün”,Dini Araştırmalar, Mayıs-Ağustos 2006, Cilt: 9, s. 25, ss. 61-78.

8.      Ayşenur Karaca,“Yahudilerin Babil Sürgünü (M.Ö. 586)”, Hayat Sağlık Hizmetleri Ankara Şubesi, Aralık 2017

9.      Ali Osman Kurt, Yahudi Kaynaklarında Kral Tipolojileri: Nebukadnezzar ve Koreş Örneği”, CÜ İlahiyat Fakultesi X/2 -2006, s423-443

10.  https://tarihogretmenii.blogspot.com/search?q=babiller , ulaşım tarihi: 02/10/2021, s. 22.53

11.  Aynur Çıray,“Yahudi Geleneğinde On İki Ata: İsrail'in Oğulları”, Iğdır Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Sayı: 16, Ekim 2018

12.  Y. Emre Ceren, “Provincia’da Iuaea’da Yahudi İsyanları”, Yüksel Lisans Tezi, İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019

13.  https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/37544/186969.pdf?sequence=1 , ulaşım tarihi: 02/10/2021, s. 23.19

14.  Sedat Kızıloğlu , “İsrail devleti’nin Kuruluşuna Kadar Geçen Süreçte Yahüdiler ve Siyonizm’in Gelişimi”, Sosyal Bilimler, Cilt 2 Sayı 1 (Ocak 2012)

15.  Ekrem MEMİŞ, “ İsrail-Filistin Mücadelesininm Kökenine İlişkin Bazı Düşünceler”,KAÜSBED, 2019; 24; 685-696

 

AKIL OYUNLARI FİLMİNİN ELEŞTİRİSİ

  Film Hakkında Kısa Bilgi:  Akıl Oyunları  ( A Beautiful Mind ), Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Amerikalı matematikçi  John Nash’in  hayatına d...