17 Nisan 2022 Pazar

XV. ve XVI. YÜZYILLARDA OSMANLI EKONOMİK POLİTİKALAR ve DÜNYA GÜCÜ

 

XV. ve XVI. YÜZYILLARDA OSMANLI EKONOMİK POLİTİKALAR

·         Doğu-Batı üzerindeki Tebriz, Erzurum, Erzincan, Tokat, Amasya ve Sinop transit merkezi durumunda olan bu şehirlere Osmanlı Devleti büyük kervansaraylar, bedesten (kapalı çarşı) hanlar ve misafirhaneler inşa eder.

·         Osmanlı ekonomisi büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa dayanır.

ü  Ancak zamanla sınırlarının genişlemesi,

ü  Denizlerde hâkimiyet kurulması ve

ü  birçok ülke ile sınır komşusu olunmasına bağlı olarak Osmanlı Devleti’nde ticari faaliyetler de gelişti.

ü İpek ve Baharat Yolları’nın büyük ölçüde denetim altına alınması, Osmanlı ticari faaliyetlerine ivme kazandırdı

 

Osmanlı ticaret yolları

·         Ticaretin gelişmesi için önemli tedbirler de alındı.

ü  Fatih Sultan Mehmet, Venediklilerle uzun vadeli ticaret yapmak amacıyla kendilerine, İstanbul’da balyos (elçi) bulundurma hakkı verdi ve birtakım gümrük kolaylıkları sağladı.

ü  İpek Yolu ve Baharat Yolu üzerinde yapılan ticaret ve elde edilen gümrük gelirleri devletin önemli ekonomik kaynaklarıydı.

ü  Osmanlı ülkesiyle ticaret yapan ülke tüccarlarına gümrük kolaylığı sağladılar. Müslüman ve gayrimüslim tüccarların güvenliğini ve rahatını sağlamaya yönelik mekânlar inşa ettiler

Belli başlı ticaret yolları


·         İstanbul, doğu ve batı tüccarlarının bir araya geldiği uluslararası bir pazar niteliğindeydi

·         Başkentin yanı sıra Bursa, Kahire, Edirne ve Selanik önemli ticaret merkezleriydi.

·         Bursa’dan doğunun baharat ve kahvesi karşılığında ipek, deri ve kereste ihraç edilirdi. Edirne’nin kumaş tüccarları Avrupa ile ticaret yaparlardı. İstanbul halkının et, tahıl, pirinç ve yağ ihtiyacını karşılamak için Balkanlardan ve doğu ülkelerinden ithalat yapılırdı.

·         Osmanlı Devleti XV. yüzyıldan itibaren denizlere egemen olunca deniz taşımacılığı ve ticareti de gelişti.

 

Kırım Hanlığı

·         Osmanlı-Fransız İlişkileri ve Kapitülasyonlar

·         Osmanlı ticaret hayatında XVI. yüzyıla kadar büyük ölçüde Cenevizli ve Venedikli tüccarlar etkindi.

·         Neden Kapitülasyon antlaşması yapılır?

1.       Sultan Süleyman Avrupa’da oluşan ittifakları parçalamak ve Şarlken’e karşı bir denge unsuru oluşturmak

2.       Hint deniz ticaret yolunun bulunmasıyla canlılığını kaybeden Akdeniz ticaretini yeniden canlandırmak

 

 

·         Kanuni, Fransa’ya bazı ticari ve hukuki ayrıcalıklar vererek onlarla uzun vadeli stratejik ortaklık kurmayı planladı (1535). Türk tüccarlarını da aynı haklardan yararlandırdı.

 

·         Osmanlı Devleti’nin “İmtiyaz-ı Mahsusa”, Fransızların “kapitülasyon” dedikleri ayrıcalıklara göre;

1.       Fransa, Akdeniz’de düşük gümrük vergisi ödeyerek serbestçe ticaret yapabilecektir.

2.       Fransızlara ait ticari ve hukuki davalara İstanbul’a gönderilen bir yargıç bakacaktır.

3.       Antlaşma her iki hükümdarın hayatta kaldığı sürece geçerli olacaktır.

I. Fransuva ve I. Süleyman

                                            

 

·         DÜNYA GÜCÜ: OSMANLI

·         Osmanlı Devleti, XV ve XVI. yüzyıllarda stratejik rakiplerine uyguladığı uzun vadeli siyasi politikalar sayesinde dünya gücü hâline geldi.

·         Osmanlı- Habsburg İmparatorluğu İlişkileri:

·         Avrupa’da akrabalık ilişkileri sonucu kurulan Habsburg İmparatorluğu (Macar, Avusturya ve Alman krallığı) XVI. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin en büyük rakibidir.

Habsburg hanedanı ve Fransa'nın konumju


·         Sultan Süleyman hem Avrupa’da Türk ilerleyişinin sağlanabilmesi hem de Habsburg İmparatorluğu’na karşı üstünlük sağlayabilmek amacıyla;

ü  Belgrad’ı ele geçirdi. Böylece Orta Avrupa’nın giriş kapısı niteliğinde olan önemli bir üs bölgesi Osmanlı denetimine girmiş oldu.

ü  Habsburg’la mücadele hâlinde olan Fransa’ya destek verdi. Böylece Fransa’yı yanına çekerek Avrupa Hristiyan birliğini zayıflatmak istediği gibi Habsburg İmparatorluğu’na karşı önemli bir gücü de yanına çekmeyi planladı.

ü  Bu dönemde Fransa ile Habsburg’lar arasında yapılan savaşta, Fransa Kralı I. Fransuva, Alman İmparatoru Şarlken’e esir düştü. I. Fransuva’nın annesi Kanuni’den yardım istedi. Kanuni gerek Fransa kralını esaretten kurtarmak, gerekse Almanya’nın en büyük müttefiki ve akrabası konumunda olan Macarları saf dışı bırakmak amacıyla Macaristan üzerine yürüdü. 1526 yılında gerçekleşen Mohaç Savaşı sonrasında Macar Kralı öldürüldü. Macaristan, Osmanlı Devleti denetimine girdiği gibi, Almanya da I. Fransuva’yı serbest bırakmak zorunda kaldı.


Habsburg ve Fransa-Osmanlı konumları

                                                    

ü  Macaristan’ın Osmanlı Devleti denetimine girmesi Habsburg İmparatorluğu’nun diğer bir üyesi olan Avusturya ile uzun yıllar sürecek olan savaşlara neden oldu. Osmanlı Devleti, Habsburg İmparatorluğu’na karşı Fransa’yı yanına çekmek dışında, Almanya’da patlak veren mezhep savaşlarında Protestanlara da destek vererek Avrupa’daki mezhep savaşlarını körükledi. Böylece Habsburg İmparatorluğu’nu siyasi ve askerî yönler dışında dinî yönden de zayıflatmak istedi.


Avusturya'nın konumu




·         Osmanlı-İspanya İlişkileri:

·         XVI. yüzyılın başlarında İspanya Krallığı, gerek Katolikliğin savunucusu olarak gerekse dünya imparatorluğu kurma arzusuyla Akdeniz’de faaliyetlere başladı. Böylece Akdeniz’de egemenlik kurarak Doğu ve Batı arasındaki ticari trafiği kontrol ederek Akdeniz ve Afrika’nın kuzeyine hâkim olmak istiyordu.

·         Osmanlı Devleti’nin hem karada hem de denizde batıya doğru ilerleyişi, kısa sürede iki devleti karşı karşıya getirdi.

·         Osmanlı Devleti, bu mücadelede İspanya’yı yalnız bırakmak amacıyla Fransa, Venedik ve Cenevizlere birtakım ticari ayrıcalıklar verdi. Özellikle Fransa’ya büyük siyasi destek sağladı. Neticede XVI. yüzyılda genelde Akdeniz’de gerçekleşen rekabet Osmanlı Devleti lehine sonuçlandı.

İspanya'nın konumu


 

·         Osmanlı-Portekiz İlişkileri: XV ve XVI. yüzyılda Osmanlı Devleti, Portekizlilerle hem Akdeniz’de hem de Atlas ve Hint okyanuslarında büyük bir rekabete girişti. Osmanlı Devleti, Akdeniz’de güçlü bir donanma kurarak Portekizlilerle kıyasıya bir mücadeleye başladı. Diğer yandan Hint ve Atlas okyanuslarında Portekiz hâkimiyetini kırmak için Hint Deniz Seferlerini başlattı. Osmanlı Devleti her ne kadar okyanuslarda Portekiz hâkimiyetini kıramadıysa da XVI. yüzyıl sonunda Portekizlilerin Akdeniz’deki varlığına son vermeyi başardı.

Portekiz konumu


·         Osmanlı-Venedik İlişkileri:

·         Kuruluş Dönemi’nde başlayan Osmanlı-Venedik münasebetleri, Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki fetihleri sonucu, iki ülkeyi komşu hâline getirdi. Fatih Dönemi’nde ise Osmanlıların Ege Adalarını ele geçirmeleri, bölgede çıkarları zedelenen Venediklilerin Osmanlı Devleti’ne savaş açmalarına neden oldu.

·         Bu savaşlar 16 yıl sürdü (1463-1479). Bu savaşlar boyunca Osmanlılar Eğriboz başta olmak üzere birçok adayı ele geçirdiler.

·         Savaşın sonunda Osmanlılarla Venedikliler arasında barış yapıldı. Antlaşma ile Venediklilere birtakım ticari ayrıcalıklar verildi.

·         Fatih, bunu yaparak hem bölge ticaretini canlı tutmayı hem de Batı’nın en güçlü denizci tüccar devletinin gücünü yanına çekip onu, Avrupa Hristiyan birliğinden ayırmayı amaçladı.

·         Osmanlıların Akdeniz’de her geçen gün hâkimiyet alanlarını genişletmeleri Venediklileri rahatsız etti. Bundan sonra Venedikliler Osmanlılara karşı oluşturulan Haçlı ittifaklarında yer aldılar

Venedik ve kolonileri


 

·         Osmanlı-Ceneviz İlişkileri:

 

·         Cenevizler, XI. yüzyıldan XVIII. yüzyıl sonlarına kadar İtalya Yarımadası’nın kuzey batısında, bugünkü Cenova civarında hüküm sürmüş bir şehir devleti idi.

 

·         İlk olarak Orhan Bey Dönemi’nde, Osmanlılar ile Cenevizliler arasında yoğun bir ticari ilişki başladı; daha sonra iki devlet arasında birçok alanda iş birliği ve ortak çalışma gerçekleşti. 

·     Osmanlı Devleti, Cenevizlere verdiği ayrıcalıklarla boğazlar çevresinde Osmanlı Devleti aleyhine oluşturulan Bizans-Venedik ittifakını bozmak istedi. Bu ticari ilişkiler sayesinde iki ülke zaman zaman askeri konularda da birbirlerine yardımcı oldular. 

 ·   İstanbul’un Fethi ve sonrasında Cenevizliler, Osmanlı Devleti’ne karşı olumsuz tavır takınmaya başladılar. Bunda Osmanlıların her geçen gün Akdeniz ve Karadeniz’deki hâkimiyet alanlarını genişletmeleri ve Ceneviz kolonilerini tehdit etmeleri etkili oldu. 

 ·    Fatih Dönemi’nde, Karadeniz’de Cenevizlerin en büyük kolonilerinden biri olan Kırım ve Kefe’nin ele geçirilmesi sonucu Osmanlı Devleti; Karadeniz’de üstünlüğü ele geçirdi. Bu durum iki ülke arasındaki gerginliği daha da arttırdı. 

·     Cenevizler, Osmanlılara karşı düzenlenen Haçlı ittifaklarında yer almışlarsa da, Osmanlılarla ticari ilişkilerini koparmamaya gayret göstermişlerdir

Ceneviz ve kolonileri


 

 

·         Osmanlı-Safevi İlişkileri:

·         Fatih’in 1473’te Akkoyunlu Devleti ile yaptığı Otlukbeli Savaşı sonrasında Akkoyunlu Devleti dağılma sürecine girdi. 1502 tarihinde Akkoyunlu Devleti’ne son veren Safeviler bölgede büyük bir güç hâline geldi.

·         Osmanlı-Safevi ilişkileri ilk olarak, II. Bayezid Döneminde başladı. Safeviler, kendilerine rakip olarak gördükleri Osmanlıları ortadan kaldırmak istedi.

·         Bu amaçlaAnadolu’da Şah Kulu İsyanı’nı çıkarttılar.

·         Yavuz Sultan Selim, hükümdar olduktan sonra ilk iş olarak Safevi, dolayısıyla Anadolu’ya yönelik Şii mezhebinin yayılmasını engelledi. Bu yüzden batıya sefer düzenleme işini sonraya bıraktı. Çünkü doğunun güvenliğini sağlamadan Batı’ya yapacağı seferlerden bir sonuç elde edemeyeceğini düşünüyordu.

·         Çaldıran Savaşı’nı Osmanlı Devleti kazandı (1514). Çaldıran Savaşı sonucunda Anadolu’ya yönelik Safevi tehlikesi engellenir.

·         Kanuni Dönemi’nde yeniden başlayan Safevi tehdidi karşısında ise Osmanlı Devleti, batıdaki güvenliği sağladıktan sonra Safeviler üzerine yürüdü. Bu dönemde İran üzerine yapılan üç sefer sonrasında, Safeviler barış istemek zorunda kaldı. Böylece XVI. yüzyılda Doğu Anadolu Bölgesi’nin güvenliği sağlanarak batıya yapılacak seferler için uygun bir ortam hazırlandı.

Safeviler


 

·         Osmanlı-Memlûklu İlişkileri:

·         XV ve XVI. yüzyılda Osmanlılar ve Memlûklular iki güçlü Türk İslam Devleti idi. İki ülke arasında Türk ve İslam dünyasının liderliği konusunda kıyasıya bir mücadele vardı.

·         Abbasi halifesinin Memlûkların koruyuculuğunda olması, onlara İslam dünyasında ayrı bir itibar sağlıyordu.

·         Osmanlı-Memlûklu rekabeti, II. Bayezid Dönemi’nde savaşa dönüştü. Savaş sonunda Memlûklular hâkimiyet alanlarını Anadolu’nun güneyine kadar genişlettiler. Fatih Dönemi’nde de bu ilişkiler gergin bir şekilde devam etmişti.

·         Türk İslam dünyasının liderliğini ele geçirmek isteyen Yavuz Sultan Selim padişah olduktan sonra hem Memlûklu Devleti’nin siyasi varlığına son vermeyi hem de halifeliği ele geçirmeyi amaçladı.

·         Çaldıran Savaşı sonrasında Safevileri bertaraf eden Yavuz, daha sonra Memlûkluların desteklediği Dulkadiroğullarına da son vererek Memlûklarla sınır oldu. Bu durum sonucunda iki ülke arasında önce Mercidabık, daha sonra Ridaniye savaşları yaşandı.

·         Bu iki savaş sonrasında Memlûkluların siyasi varlığına son veren Osmanlılar hem Türk İslam dünyasının tek lideri oldu hem de halifeliği ele geçirdi.

Memlûklüler

ETKİNLİK-ÖDEV

1.       Memlûk devleti ……………..…….  ve ………………………. Savaşlarıyla yıkılır.

2.       Safevi devleti, Çaldıran savaşıyla ……………………. döneminde yenilgiye uğratılır.

3.       Fatih döneminde ……………….... savaşıyla Akkoyunlu devleti yıkılış dönemine geçer.

4.       Osmanlıların Avrupa’daki en büyük rakibi ……………………………. İmparatorluğudur.

5.       İlk Osmanlı-Ceneviz ilişkileri ……………………. Döneminde başladı.

6.       Osmanlı, Habsburg hanedanına karşı ………………………….’ya kapitülasyon verdi.

7.       Fatih döneminde Venediklilere verilen kapitülasyonlarla Venedik …………………… denilen elçileri İstanbul’da bulunma hakkı elde etti.

8.       Hint deniz seferleri …………………………. Devletinin etkinliğini azaltmak amacıyla yapıldı.

9.       ………………………… savaşıyla Macar krallığı Osmanlı’ya bağlı hale getirildi.

10.   Habsburglara karşı ……………………., Osmanlı’dan yardım istemiştir.

11.   Osmanlı, …………………………’ı ele geçirerek Orta Avrupa hakimiyetini başlatır.

12.   Osmanlı’dan önce halifeliği koruyan devlet …………………………..’dir.


25 Mart 2022 Cuma

ROMA TARİHİ 59- Altı İmparator Yılı ve Maximinus Thrax

 

·         Altı İmparator Yılı /Asker imparatorlar veya askeri anarşi dönemi

·         Maximinus Thrax (Gaius Iulius Verus Maximinus, 235-238) ve (I. Gordianus, II. Gordianus, Pupienus, Balbinus ve III. Gordianus)

·         Erken dönemleri: Maximinus Trakya’da seçkin olmayan bir ailede büyük olasılıkla 173 yılında dünyaya geldi. Askeri deneyimi olan bu imparator önceki imparator olan Severus Alexander’in Parth  ve Germania seferlerine de katılmıştı. Severus Alexander’in Almanya’da Britannicus’ta öldürülünce askerler tarafından imparator ilân edilmiş bu durumu da Senatus da onaylayarak başa geçti.

Maximinus Thrax


·         Suikastler: Maximinus Thrax başa geçer geçmez German toplumu olan Alamanlara sefer düzenledi. Germanlara karşı Ren Nehri’nde dubaların yan yana dizilmesiyle oluşturulan bir köprü inşa ettirir. Ancak, Maximinus Thrax bazıları tarafından sevilmediğinden ortadan kaldırılması için suikast tertip edilir. Buna göre, Maximinus Thrax Ren Nehri’nden Germanların bulunduğu karşı tarafa geçince suikastçiler köprüyü yıkarak onun düşman tarafında kalmasına neden olacaklardı. Gerçekleşmesi planlanan bu olayın akabinde onun yerine Magnus adlı bir senatörü imparator yapılacakt. Ancak suikast ortaya çıkarılınca suikastçılar idam edilir. İkinci suikast; Syria(Suriye)’daki Osrhoeneli okçuların desteklediği Titus Quartinus’un suikastiydi. Ancak Osrhoenelilerin kendi liderleri Macedo’nun suikast fikrinden vazgeçip Quartinus’u öldürmesiyle bu suikast amacına ulaşamaz.

·         Germania, Dacia ve Sarmatia seferler: Maximinus 235’te Ren üzerindeki köprüden geçerek Germania’ya saldırarak ülkedeki yerleşimleri yıkar. Kendisine  Germanicus Maximus” unvanı, oğlu Maximus da “caesar” unvanı aldı. Maximinus sonraki iki yıl içinde de Daclara (Romanya) ve Sarmatlara(Kırım’ın kuzeyi) karşı sefer yaptı. Seferler donucunda “Dacicus” ve “Sarmaticus” unvanları aldı.

Roma


·         Seferlerin sonucu ve Maximinus Thrax’ın devrilmesi:  Bu seferlerin ekonomik baskısı altında Roma ezildi. Bu nedenle Maximinus’a karşı muhalefet başlar. Senatus bileonun karşısında yer aldı. Bu sırada Africa Eyaleti valisi 80 yaşındaki Marcus Antonius Gordianus Sempronianus (I. Gordianus Africanus) ile 46 yaşındaki oğlu II. Gordianus’un isyan haberi Maximinus Thrax’a ulaşır. Senatus da  I. Gordianus’a destek verir. Ancak Numidia valisi Capellianus ona sadık kalarak II. Gordianus’u savaşta öldürür. Başarılı olamayacağını gören  I. Gordianus intihar eder. I. ve II. Gordianus’un öldürülmesi üzerine Senatus Maximinus’a karşı Balbinus ve Pupienus’u imparator ilan eder. Roma’da  alt meclis olan vigintiviri (yirmiler) oluşturularak I. Gordianus’un torunu 13 yaşındaki III. Gordianus caesar ilân edildi. Bu sırada Maximinus ise Roma’ya yaklaşsa da  dirençle karşılaştığı için  morali bozulmuştu. Kendi askerleribile onun yanında yer almak istemiyorlardı. Bu nedenle bazı askerler Maximinus Thrax’ın çadırına gidergirerek ek onu ve oğlunu katlederler. Buna rağmen iç savaş devam ederken Balbinus, Gothlara karşı, Pupienus da Sasaniler’e karşı sefere çıkmaya hazırlanıyordu. Maximinus’tan sonra Balbinus ve Pupienus da ülkeyi iyi yönetemeyecekleri görüldüğünden öldürülürler. Üç ay gibi kısa süre imparator olan Balbinus ve Pupienus’un yerine III. Gordianus, imparator ilan edilir.

III. Gordianus


18 Mart 2022 Cuma

ROMA TARİHİ -58 Severus Alexander (222-235)

 

 

·         Severus Alexander (222-235)

Severus'ların hanedanı




·          İlk dönemleri: Severus Alexander 208’de Phoenicia(Lübnan, Fenike)’da doğdu, ilk adı Bassianus Alexianus’tur. Çocukluğu Syria(Suriye)’da geçen Severus Alexander, Emasa(Suriye, Humus şehri)’da Güneş Tanrısı(el Gabal) rahibiydi. Iulia Maesa’nın isteği ve ikna etmesi ile önceki imparator Elagabalus, kuzeni olan 12 yaşlarındaki Severus Alexander’ı vârisi olarak ilân eder.

Severus Alexander 


·          Başa geçişi: Elagabalus ile Alexander arasında düşmanlık da vardır. Elagabalus kuzenini öldürmeyi planlarken Elagabalus, Alexander’ı destekleyen praetor(muhafız)’lar tarafından 222’de öldürüldü. Severus Alexander böylece Senatus tarafından imparator olarak kabul edildi. Kuşkusuz Severus Alexander henüz 14 yaşında olduğundan devlet idaresi esas olarak annesi lulia Mamaea ile 16 kişilik bir danışma meclisinin elindeydi. Mamaea’nın sağ kolu Praetor muhafız komutanı olan Domitius Ulpianus idi. Bu komutan rakiplerini ortadan kaldırmaya başlayınca kendi askerleri tarafından öldürülür.

Roma'nın en etkin kadınlarından Iulia Avita Mamaea, önceki imparatorlardan Septimus Severus'un yeğeni ve Severus Alexander'in annesi
,

·         Sasani devletinin ortaya çıkışı: Roma’nın Doğu sınırında I.Erdeşir(224-242) Parth imparatorluğu kralı V. Artabanus(Arduvan)’u yenerek aynı topraklarda Sasani imparatorluğunu kurar. I.Erdeşir, Roma’nın Doğu’daki topraklanna da saldırarak sınırını genişletmeye başlaması Roma ve Sasani savaşını başlatır.  Bu nedenle Severus Alexander ve annesi Sasanilerle mücadele için Doğu’ya 231’de hareket ederler. Önce Antiokheia(Antakya)’ya uğradıktan sonra Sasanileri mağlup ederek kaybedilen topraklar geri alındı.

Sasani hanedanı kurucusu I. Erdeşir


·         Germanlarla mücadele ve iktidarının sonu: Severus Alexander Roma’ya döndükten hemen sonra 234’te Germanların Roma’ya savaş ilan ettikleri için bu sefer onlara karşı sefere çıktı. Severus Alexander ve annesinin Germanlara pasif siyaset izlemeleri ve barış istemeleri Romalı askerlerin onlara güvenlerini yitirmesine yol açtı.  Bu nedenle askerler yeni bir imparator arayışına girdiler ve Trakyalı bir asker olan Maximinus’u imparator ilân ettiler. Kısa süre sonra Severus Alexander ve annesi 22. Lejyon tarafından öldürülür. Böylece 235’te Severus hanedanı da son bulmuş oldu.

Sonraki imparator Maximinus Thrax


17 Mart 2022 Perşembe

ŞAİR SULTANLAR ve OSMANLIDA ZANAT, SANAT VE KÜLTÜR


·         ŞAİR SULTANLAR

·         Osmanlı padişahlarının bazıları sanat ve edebiyat konusunda kendilerini oldkça geliştirmişlerdi.

Bazı Osmanlı padişahlarının mahlasları (şiirlerde takma ad) şöyledir:

1.       Fatih Sultan Mehmet: Fatih, genelde Avnî mahlasıyla şiirler yazdı

2.       II. Bayezid:  Adlî mahlasıyla şiirler yazan ve bir “Divân”ı (şiir kitabı) vardır.

3.       Yavuz Sultan Selim: Selimi mahlası ile yazdığı şiirlerinde coşku ön plandadır.

4.       Kanuni Sultan Süleyman: Kanuni, şiirlerinde Muhibbî mahlasını kullanmıştır.

 

Bazı padişah ve mahlasları

·         OSMANLI’DA ŞEHİR PLANLAMASI

·         Osmanlı şehirleri genelde iki parçalı işlevsel alana sahipti. Birincisi çarşı denilen yerleşim yerleri (iş sahası), İkincisi ise konut alanlarını içeren mahallelerdir.

ÇARŞILAR: Çarşının belirlenmesinde; kale veya şehir surları, önemli yollara yakınlık belirleyicidir.

·         Şehrin asıl merkezini bedestenler(değerli ürünlerin satıldığı kapalıçarşı)  oluşturmaktaydı. Bedestenlerin etrafında ise hanlar(konaklama yeri, otel) bulunmaktaydı. Şehirlerde sağlık, eğitim, kültürel hizmetleri sunan külliyeler (yapı topluluğu), yapıların bir arada bulunduğu yapı) de bulunurdu.

Bazı mimari eserler


MAHALLELER:  Mahalleler evlerden meydana gelirdi. Türk evleri genelde çok katlı değildi.  

a.       İlk katta; depo, çamaşır yıkama yeri, tuvalet ve mutfak yer alırdı.

b.      Evin üst katı ise oturma alanı olarak kullanılan odalardan ibaretti.

·         Odalar arasında eyvan denilen bir bölüm yer almaktaydı. Eyvan ve odalar sofaya veya hayata (avluya) açılmaktaydı.

MAHALLE DIŞINDA: Konut alanlarının ötesinde şehir halkına rahatsızlık veren endüstriyel faaliyetler ile kırsal kesimle bağlantısı olan zanaatkârlar yer alırdı. Bunları; dericiler, boyacılar, kesimhaneler, kasaplar, demirciler, çilingirler, bakırcılar, çömlekçiler, saraçlar, gıda maddesi satıcıları şeklinde sıralamak mümkündü. Şehre yeni gelenler, sanayide çalışanlar genelde bu alanda yaşardı.

OSMANLI MİMARİ ANLAYIŞI           

·         Erken Dönem: Osmanlı kuruluş dönemi mimarisi olup külliyelerdir.  Bu döneme ait ilk eserler genelde İznik, Bursa ve Edirne’de yapıldı.

·         Klasik Dönem: Bu döneme aynı zamanda “Büyük Külliyeler Devri” de denilmektedir. Nitekim bu dönemde inşa edilen Fatih, II. Bayezid ve Süleymaniye külliyeleri ile başkent İstanbul adeta yeni bir kimliğe büründü.

 

·         Mimar Sinan:

·         Osmanlı Devleti’nde, XVI. yüzyılda yetişmiş en büyük mimari ustası Mimar Sinan’dır. Dört yüzden fazla eseri mevcuttur. . Mimarbaşı Sinan, eserlerini inşa ederken dönemin en büyük hattatlarından, nakkaşlarından, oymacılarından ve çinicilerinden (süsleme sanatları) faydalandı.

·         En önemli eserleri:

1.       Mimar Sinan, çıraklık eserim dediği “Şehzade Camisini

2.       Kalfalık eseri olan “Süleymaniye Camisini” ardından

3.       Ustalık eseri olan Edirne “Selimiye Camisini” inşa ederek sanatının zirvesine ulaştı.

Mimar Sinan


·         OSMANLI EL SANATLARI

1.       Ahşap işlemeciliği

·         Ağaç ürünlerinin işlemeye elverişli yapısından dolayı ahşap işlemeciliği, kapı ve pencere kapaklarında, bilhassa minberlerde yaygın bir kullanım alanı buldu.

 

2.       Kakmacılık

·         Mobilyada belirlenmiş desen ve çizimlere göre oyulmuş yuvalara gümüş, pırlanta, sedef vb. süs maddeleri yerleştirilerek yapılan süsleme sanatına “kakmacılık” denir.

3.       Taş işlemeciliği

·         Türk mimarisinin temel unsurlarından biridir. Devrine göre şehir ve kasabalarda taş işlemeciliği ile yapılan eserler; dinî (cami, mescit, tekke, türbe), eğitim (medrese, mektep), sağlık (darüşşifa, bimarhane) şeklinde gruplandırılabilir.

 

4.       Dokumacılık

·         Dokumacılık; pamuk, yün vb. malzemenin elde edilmesinden kullanıma hazır hâle gelene kadar (kumaş vb) geçirdiği sürecin tamamına verilen addır.

·         İpek kumaşlarla kilim ve halı işlemeciliğine önem verilmiştir. Türk kilim ve halılarında genelde geometrik motifler ve hayvan figürlerinden sonra baklava motifleri ve soyut bitkisel motifler kullanıldı.

5.       Çinicilik

·         Çinicilik, kil topraktan yapılan levhaların genellikle çiçek resimleriyle bezenip fırında pişirilmesi sanatıdır. Çini sanatında, İznik ve Kütahya, Osmanlı Devleti’nin en önemli çini ve seramik merkezleri idi.

·         Çinilerde genelde Türk mavisi, domates kırmızısı, mor, sarı ve yeşil gibi renkler kullanıldı. Çinilerle bezenmiş özellikle İstanbul’daki Sultan Ahmet Cami (Avrupalılar mavi camii derler) Osmanlı çiniciliğinin en güzel örnekleri arasında gösterilebilir.

 

Sultan Ahmet Camii ve çini sanatı

6.       Hat Sanatı

·         Yazı veya çizgi anlamına gelen “hat”, güzel yazı yazma sanatıdır. Hat sanatı ile uğraşanlara ise “hattat” denilir.

 

·         ETKİNLİK/ÖDEV

1.       Mimar Sinan’ın çıraklık, kalfalık ve ustalık eserleri hangileridir?

2.       Şair Sultanlardan aşağıdaki padişahların şiirlerinde kullandıkları mahlaslar nedir?

a)      Fatih Sultan Mehmet:

b)      II. Bayezid: 

c)       Yavuz Sultan Selim :

d)      Kanuni Sultan Süleyman:

3.       Osmanlı’da külliyeler daha çok hangi şehirlerde yapılmaktadır?

4.       Ağaç üzerinde veya diğer ahşap bir malzemede, mobilyada belirlenmiş desen ve çizimlere göre oyulmuş yuvalara gümüş sedef vb. süs maddeleri yerleştirilerek yapılan süsleme sanatına ise “……………………………..” denir.

5.       Çinicilik el sanatı nedeniyle Avrupalıların Mavi Cami olarak adlandırdıkları cami ……………………………………’dir.

6.       Güzel yazı sanatına ……………………………… sanatı denir.

7.       Yazılıya hazırlık amacıyla sayfa 114’teki Ölçme ve Değerlendirme (B.,C.,Ç. ve D.etkinlikleri)’yi yapınız.

15 Mart 2022 Salı

ROMA TARİHİ -57 Elagabalus (218-222)

  Elagabalus (Marcus Aurelius Antoninus,218-222)

·         İlk dönemleri ve başa geçişi: Elagabalus’un gerçek adı Varius Avitus Bassianus’tur.  Kendisi, 204’te Syria’daki Emesa(Suriye’deki Humus şehri)’da doğar. Iulia Domna(önceki imparatorlardan Lucius Septimus Severus’un eşi)’nın kızkardeşi Iulia Maesa’nın kızı Iulia Soaemias’ın oğludur.  İmparator Macrinus’un tahttan indirilmesi sürecinde, daha 14 yaşındayken, Emesa(Humus) yakınındaki Raphanaea’daki(günümüz Lübnan Suriye sınırı) askerler tarafından Marcus Aurelius Antoninus adıyla 218’de imparator ilân edildi.

Elagabalus


·         Adının kökeni ve Roma’ya gidişi: Elagabalus, adını Emesa’daki Güneş Tanrısı El-Gabal’ın rahibi olmasına borçluydu. Kendisinden dolayı Güneş Tanrısı inancı da Roma’da kabul gördü. Macrinus ve Diadumenianus’un öldürülmelerinden sonra imparator ilân edilen Elagabalus, hemen Roma’ya gitmeyerek birkaç ay Doğu’da kaldı. Daha sonra annesi Iulia Soaemias ve anneannesi lulia Maesa ile birlikte Roma’ya doğru yola çıktı. Kışı Nikomedeia’(İznik)da geçirip 219’da Roma’ya vardılar. Elagabalus, Macrinus taraftarlarını yok etmeye çalıştı bir kısmını öldürdü bir kısmını görevden el çektirdi.   

Güneş Tanrısı El-Gabal


·         Elagabalus’un cinselliği: İmparatorun cinsel yönelimleri tarihçileri çok uğraştırmıştır. Birkaç kadınla evlenmiş olsa da transeksüel davranışları olan bir imparator olarak kabul görmüştür. Bazı kaynaklarda kendisinden kraliçe olarak hitap edilmesini istediği yazılıdır. Ne varki imparatorun kadınsı ve eşcinsel davranışları halk tarafından iyi karşılanmaz. Iulia Maesa( Humus’taki Güneş tanrısının başrahibinin kızı) bu yönetime karşıtlığı kırmak, rejimin ve hanedan iktidarının sürdürülmesi için Elagabalus’a o sıralar 13 yaşında olan kuzeni Bassianus Alexianus’u (Severus Alexander) halefi olarak ilân ettirdi.

Sonraki imparator Severus Alexander


·         Elagabalus ‘un son dönemleri: Elagabalus ve Severus Alexander birbirini hiç sevmedilerse de askerler ve halk Alexander’i daha çok seviyordu. Bunun üzerine Elagabalus, kuzeni Severus Alexander’i öldürtmeyi düşünür. Fakat Alexander’in annesi Iulia Mamaea ve anneannesi Iulia Maesa, çocuk yaştaki Alexander’i korumak için Elagabalus’tan önce davranarak Elagabalus’u askerlere öldürttüler.

117 yılında Roma


AKIL OYUNLARI FİLMİNİN ELEŞTİRİSİ

  Film Hakkında Kısa Bilgi:  Akıl Oyunları  ( A Beautiful Mind ), Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Amerikalı matematikçi  John Nash’in  hayatına d...