29 Mart 2020 Pazar

Üç Tarz-ı Siyaset ve Osmanlı’da Fikir Akımları


                      Üç Tarz-ı Siyaset  ve Osmanlı’da Fikir Akımları

Fransız İhtilali'ni gösteren temsili resim
·         Avrupa’da din temelli devlet yerine insan aklını ve bilimi esas alan devlet modeli gelişti. Ulus devletler “milli kültür” inşa etmeye çalıştılar. Bunu en başarılı örneğini Fransa vermiştir. Fransa kendi ulus devletini oluşturmuş bunu da slavlar ve germenler izlemiştir.

·         Avrupa’daki gelişmelerden Osmanlı Devleti de etkilenmiştir. Osmanlı’nın dağılmasının önüne geçmek için çeşitli fikir akımları ortaya atılmıştır. Bu fikir akımlarının ortak amaçları;  devletin dağılmasının önüne geçmek, siyasi birliği devam ettirmek ve toplumsal birliği sağlamaktır. Bu fikirler Üç Tarz-ı Siyaset olarak bilinmektedir.


 
Yusuf Akçura
   ·         Yusuf Akçura ve Üç Tarz-ı Siyaset

  ·         Yusuf Akçura Türk tarihinde “Üç Tarz-ı Siyaset” makalesi ile    ünlenmiştir.  Bu makale Mısır’da 1904’te “Türk” adlı gazetede    yayımlanmış ve Türkçülük akımının manifestosu (bildiri)  olmuştur.
   ·         Bu makalede Osmanlı’nın yeniden güçlenmesi için; Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük incelenmiştir.Özetle Yusuf Açura; bir Osmanlı milleti (ulus) oluşturmak, İslamcılığa dayalı devlet yapısını ortaya koymak ve ırka dayalı Türk siyasi milliyetçiliğini meydana getirmek konuları üzerinde durulmuştur.



·         Hatırlatma
·         Milliyetçilik ne idi: Fransız İhtilali ve Napolyon savaşları sonrasında yaygınlaşan bu fikir, milletlerin kendi devletlerini kurmalarına yol açmış ve imparatorlukların sonunu getiren bir akımdı. Osmanlı Devleti de bu dağılmanın önüne geçmek için çeşitli fikir akımları geliştirmişlerdi:
Ziya Paşa 

1.       Osmanlıcılık
·         Din,dil, ırk, mezhep ayrımı yapmaksızın Osmanlı toplumunu eşit kabul ederek Osmanlı’nın dağılamsının önüne geçmeye çalışan akımdır. Bu fikirde ana amaç devletin sınırlarını korumaktır.
·         II. Mahmut döneminde ortaya konulmuş özellikte Tanzimat Dönemi’(1839-1876)nde güçlenmiştir. Ancak Balkan Savaşlarında Rumeli’de yaşayan Türklerin yaşadığı dramlar nedeniyle etkisini yitirmiştir. Bu fikrin önemli temsilcileri; Namık KemalAhmet Mithat Efendi ve Ziya Paşa’dır.


2.       İslamcılık:
·         Müslüman toplumdan “İslam birliği” oluşturulması hedeflenmiştir. Sultan Abdulaziz döneminde ortaya çıksa da Sultan II. Abdulhamid döneminde devletin öncelikli siyaseti haline gelmiştir. Ancak Birinci Dünya Savaşı’nda cihat çağrısının etkili olmaması İslamcılık düşüncesinin etkisini azaltmıştır. Bu fikrin temsilciler II. Abdulhamid ve Mehmet Akif Ersoy’dur.

Vatan Şairi Mehmet Akif Ersoy

3.       Türkçülük:
·         Türk birliğini kuramayı amaçlayan siyasi bir düşüncedir.Bu düşünceyi savunanlar,  Osmanlı Türklerinin ve Türk olmadığı halde Türkleşmiş olanların bilinçlendirilmesi gerektiğine inanırlar.
·         Daha sonraları ise Asya ve Doğu Avrupa Türklerinin birleştirilmesi ile siyasi bir milliyet hedeflenmiştir.

·         Türkçülük akımının güçlenme nedenleri
1.       Milliyetçilik akımı nedeniyle Hrıstiyan halkın bağımsızlık için isyan etmeleri
2.       Türk olmayan toplulukların Osmanlı’dan ayrılmaya başlamaları
3.       Kaybedilen topraklardaki Türklerin anavatan olan Anadolu topraklarına felaketler sonucu gelmeleri
4.       Avrupa’da Osmanlı’ya karşı olan düşmanca tutum
5.       Türk aydınlarının çalışmaları


Ziya Gökalp

·         Türkçülük akımının temsilcileri
·         Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Mehmet Emin Yurdakul, İsmail Gaspıralı ve Ahmet Ağaoğlu gibi aydınlardır.
·         Türkçülük fikri İttihat ve Terakki cemiyeti ile birlikte önem kazanmış Cumhuriyeti ilanında da etkili olmuştur.







OSMANLI DEVLETİ’NDE DEMOKRATİKLEŞME HAREKETLERİ –IV KANUN-İ ESASİ

OSMANLI DEVLETİ’NDE DEMOKRATİKLEŞME HAREKETLERİ –IV
KANUN-İ ESASİ (ANAYASA) 1876
·         Anayasaya dayalı meşrutî bir idare kurmak isteyen ve bu yüzden meşrutiyeti ilan etmeyen Sultan Abdülaziz ve daha sonra akli dengesi bozulan V. Murad’ı tahttan indiren Mithat Paşa ve arkadaşları ile anlaşan II. Abdülhamid, 1876’da tahta çıktı.

II. Abdulhamid (1876-1909)
·         Kanun-i Esasi’nin ilan edilme nedenleri
1.       Bazı Osmanlı aydınlarının( Yeni Osmanlılar)  Osmanlı’nın dağılmasının önüne geçmek için  meşrutiyetin ilanını zorunlu görmeleri
2.       Avrupalı devletlerin azınlıklar aracılığıyla Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmasının önüne geçmek (Balkan Bunalımı)
3.       Dış sorunlara çare olmak ve iç siyasette değişim gerçekleştirmek
4.       Rusya’nın Balkanlar’daki Panislavist politikasına ve Balkan uluslarının isyanlarına engel olmak amacıyla ilan edilmiştir.
Kanun-i Esasi'nin kabul edilmesinde etkisi olan
 Mithat Paşa

1.       Yeni Osmanlılar (Jön Türkler): Tanzimat fermanı ilanı ile birlikte eğitimin gelişmesi ve yaygınlaşması ve basın-yayın hayatının gelişmesi sürecinde yetişen Osmanlı aydın sınıfına verilen addır. Bu aydınsınıfı başta Mithat Paşa olmak üzere II. Abdulhamid’e Kanun-i Esasi’yi kabul ettirip meşrutiyeti ilan ettirirler.

2.       Balkan Bunalımı: 1875 yılında Avusturya’nın kışkırtması sonucu Hersek’te başlayan isyan vedaha sonra diğer Balkan milletlrinin bağımsız olmak için yaptıkları  girişim ve isyan sürecine Balkan Bunalımı denmektedir. Balkan Bunalımı döneminde önce Abdulaziz sonra V. Murat tahttan indirilerek II. Abdulhamid başa geçmiştir.

3.       Balkan Bunalımı’nı çözmek amacıyla Avrupa devletleri temsilcilerinin katılımıyla Tersane (Haliç) Konferansı toplandığı sırada padişah 23 Aralık 1876’da Kanun-i Esasi’yi ilan etti.


·         Kanun-i Esasi’ye  göre;
1.       Hilafet ve hükümdarlık hakkı Osmanlı kökünden gelen en büyük erkeğin hakkıdır.
2.       Devletin dini İslam’dır. Bu hükme göre alınan karar ve verilen hükümlerin hiçbiri dine aykırı olamaz.
3.       Osman Devleti’nin dili Türkçe’dir.
4.       Yürütme yetkisi padişahın başkanlığında bulunan Heyet-i Vükela’nın (Bakanlar Kurulu) tekelindedir. Kanun teklifini Heyet-i Vükela yapar.
5.       Heyet-i Vükela’nın başkan, bakanlarını ve şeyhülislamı  padişah seçer, atamaların ve bakanların azledilmesi konusunda tek yetkilidir.
6.       Yasama yetkisi Meclis-i Ayan ve Meclis-i Mebusan’a aittir.
7.       Meclis-i Ayan’ın vekillerini padişah seçer ve vekiller defalarca seçilme hakkına sahiptir.
8.       Meclis-i Mebusan üyeleri ise halk tarafından her 50.000 kişiye bir vekil düşecek şekilde seçilmelidir. Meclis-i Mebusan üyeleri dört yılda bir seçilecektir.Kurulan hükümet Meclise değil Padişah’a karşı sorumlu olacaktır.
9.       Meclis-i açma-kapama yetkisi padişaha aittir.
10.   Padişah devlet düzeni bozulduğu durumlarda polis nezaretinde yapılan soruşturmayla kanıtlanan durumlarda kişiyi ülke dışına sürgün edebilecektir.
11.   Müsadere, angarya ve işkence yasaktır.


·         Kanun-i Esasi’nin ilan edilme sonuçları
1.       Osmanlı Devleti Meşrutiyet yönetimine girmiştir.
2.       Kanun-i Esasi Osmanlı ve Türk tarihinin ilk anayasasıdır.
3.       Padişahın geniş yetkilerinin olması anayasayı etkisiz kılmış ve padişah meclis karşısında üstünlüğünü devam ettirmiştir.
4.       Padişahın geleneksel otoritesi meclis üyelerinin seçimle göreve gelmeleri nedeniyle az da olsa sınırlandırılmıştır.
5.       Meclis’in farklı milletlerden olması ve vekillerin mensup oldukları ırk veya dinin temsilcileri gibi hareket etmeleri kargaşa ortamı yaratmıştır.

·         Anayasa’ya göre meclisin adı Meclis-i Umumi’dir. Meclis-i Mebusan (Milletvekilleri) çift dereceli şekilde kaza(ilçe), ve vilayet idare meclisleri (yerel yönetim meclisleri) üyelerinin mebusları (milletvekilleri) seçmesi karara bağlanır. Böylece ilk meclis üyeleri nüfuzlu (etkin) kişler arasından seçilmiştir.
·          
I. Meşrutiyet'in ilanıyla oluşturulan meclisler


·         Anayasa gereğince seçimler üç ay içinde yapılarak Mart 1877’de meclis bizzat padişah tarafından açıldı.
·         141 üyeden oluşan bu ilk Türk Meclis-i Umumi’si  üyelerinin 115’i mebus, yirmi altısı da âyan üyesinden teşekkül ediyordu.
·         Mebusların 69’u müslüman, 46’sı gayri müslim idi. Padişah, meclis başkanı Ahmed Vefik Paşa’yı meclise göndererek, tamamen anayasanın uygulanmasından yana olduğunu söyler. Fakat Padişah, müslüman ve müslüman olmayan mebusların birbirine girmesi Rus ilerlemesi (93 Harbi) karşısında meclisten gereken kararların alınmamasını bahane ederek 13 Şubat 1878’de Meclis-i Mebûsan’ı süresiz olarak tatil etti.
·         Böylece  Osmanlı tekrar mutlakiyetçi yönetime dönmüştür.


Osmanlı'nın son zamanlarında bazı dönem adları
II. Abdulhamid

Enver Paşa


·         II. Meşrutiyet ve Siyasi Partiler
·         İttihat ve Terakki Cemiyeti Osmanlı Devleti’nin zor durumunu göz önünde bulundurarak başta Enver  Bey ve Niyazi Bey olmak üzere 23 Temmuız 1908’de II. Abdulhamid’e Kanun-i Esasi’yi yeniden yürürlüpe koması konusunda baskı uyguladılar. Böylece, Meşrutiyet ikinci defa ilan edildi.

·         Çift dereceli yapılan seçimlerde seçme yaşı 25,seçilebilme yaşı 30 olarak belirlendi.Seçimlere İttihat ve Terakki ile Ahrar Partisi katıldı.  275 mebus ile meclis yeniden açıldı.
·         31 Mart Vakası (Olayı) sonrası 1909’da anayasada değişiklikler yapıldı. Böylece gerçekten parlamenter hükümet modeli benimsendi.
·         31 Mart Vakası (Olayı)’ndan sonra İttihat ve Terakki Partisi özgürlükçü tavrından vazgeçmiş iktidar döneminde Trablusgarp, Balkan ve Birinci Dünya Savaşları siyasi, askeri, ekonomik, sosyal vb çöküntüler önlemedi.
·         Fakat II. Meşrutiyet ve 1909 Anayasa değişiklikleri ile çok partili yaşama geçilmesi demokratikleşme yolunda önemli adımlardır.
·         31 Mart Vakası (Olayı): Meşruti yönetimi yıkmaya çalışan isyandır.

II. Meşrutiyet döneminde kurulan siyasi partiler

·         1909 Anayasa değişikliğine  göre,
1.      Padişahın sürgün yetkisi kaldırılmış,
2.      Hükümet üyelerinin meclise karşı sorumlu olması esası benimsenmiş,
3.      Padişahın, meclisi açma-kapama yetkisi sınırlandırılmıştır.
4.      Meclise dayalı yönetime geçilmesi amaçlanmıştır. Meclis üstünlüğü, millet iradesi önemsenmiştir.

28 Mart 2020 Cumartesi

OSMANLI DEVLETİ’NDE DEMOKRATİKLEŞME HAREKETLERİ-III ISLAHAT FERMANI



      OSMANLI DEVLETİ’NDE DEMOKRATİKLEŞME HAREKETLERİ-III

       ISLAHAT FERMANI (1856)

·        Padişah Abdülmecid tarafından 1856  yılında ilan edilmiştir. Islahat fermanı, Tanzimat fermanının devamı niteliğindedir. Islahat fermanında gayrimüslimlere geniş haklar tanınmıştır.


Islahat Fermanı'nın emrini veren
Sultan  Abdulmecid

·         İlan edilme nedenleri
1.      Kırım Savaşı sonunda toplanan Paris Barış Konferası'nda Avrupalı devletlerin desteğini almak
2.      Balkan isyanlarının sona erdirilmek
3.      Osmanlı’nın dağılmasının önüne geçmek
4.      Azınlıkların isyan etmelerini engellemek
5.      Rusya’nın Osmanlı üzerindeki emellerini engellemek
6.      Avrupa devletlerinin baskısı
·         Islahat Fermanı’nın hazırlanması için, İngiliz, Fransız ve Avusturyalı elçilerin dahil edilmesiyle komisyon oluşturulmuştur. İngilizler Islahat Fermanı’nın Avrupalı devletlerin garantisinde olmasını istese de Osmanlı padişahı kendi egemenliğini kısıtlama söz konusu olduğu için ferman (yazılı emir) şeklinde yayımlamıştır.


·         Islahat Fermanı hükümleri:
1.      Tanzimat Fermanı kararları yenilenecek ve uygulanması sağlanacak.
2.      Müslüman ve Müslüman olmayan halk kanun önünde eşit olacak.
3.      Müslüman olmayan halka din ve vicdan özgürlüğü sağlanacaktır.
4.      Kilise, okul ve hastane vb tamir edilecek .
5.      Gayrimüslimlere küçük düşürücü deyimler kullanılmayacaktır.
6.      Gayrimüslimler devlet memuru olabilecektir.
7.      Vergiler herkesin gelirine göre toplanacak, cizye vergisi ile iltizam usulü kaldırılacaktır.
8.      Gayrimüslimler belediye ve il meclislerine üye olabileceklerdir.
9.      Gayrimüslimler nakdî bedel ödeyerek askerlikten muaf olabilecektir.
10.  Yabancılar Osmanlı toprakları üzerinde mülk edinebileceklerdir.
11.  Tarım ve ticaret işleri düzenlenecek herkes şirket ve banka gibi ticari nitelikli kurumlar açabilecektir.
12.  Gayrimüslimler kendi okul ve hastanelerini açabilecektir.

Islahat Fermanı’nın Sonuçları
1.      Bu ferman ile Müslüman ve gayrimüslimler eşit haklara sahip olmuştur.
2.      Azınlıkların hakları genişletmiş; bu durum Müslüman tebanın tepkisine neden olmuştur.
3.      Ferman sonrası açılan okulların etkisiyle  dağılma hızlandırmıştır.
4.      Avrupalılar yine Osmanlı Devleti’nin içişlerine karışmaya devam etmişlerdir.
5.      Diğer milletlere göre daha üstün kabul edilen Rumlar diğer gayrimüslim milletlerle eşit oldukları için memnun olmadılar.

Örnek Soru 1
Avrupa devletleri, Osmanlı Devleti’ni aşağıdakilerden hangisine zorlamışlardır ?
A) Tanzimat Fermanı’nı ilan etmeye
B) Yeniçeri Ocağı’nı kaldırmaya
C) Sened-i İttifak’ı onaylamaya
D) Avrupa’nın büyük başkentlerinde elçilikler açmaya
E) Islahat Fermanı’nı ilan etmeye
                                                                                                           (1997 ÖYS)


Cevap: E

• OSMANLI DEVLETİ’NDE DEMOKRATİKLEŞME HAREKETLERİ -II Tanziman Fermanı (Gülhane-i Hatt-ı Hümayun)


                                   SULTAN ABDULMECİD DÖNEMİ (1839-1861)

       Tanziman Fermanı (Gülhane-i Hatt-ı Hümayun) (1839)

·         İlan edilme nedenleri

Hariciye Nazırı: Mustafa Reşit Paşa
1.       Mehmet Ali Paşa İsyanı’nda destek görmek
2.       Azınlık isyanlarını demokratik yolla bastırabilmek
3.       Devletin bütünlüğünü sağlamak
4.       Avrupalı devletlerin desteğini sağlamak

·         Gülhane meydanında Hariciye (Dışişleri) Bakanı Mustafa Reşit Paşa tarafından okunur.
·         Ferman okunduğu zaman; yüksek rütbeli devlet yöneticileri, ulema,Rum ve Ermeni Patrikleri ile Hahambaşı, esnaf temsilcileri,sefirler hazır bulunmuşlardı.
·         Padişah Abdülmecid “Hırka-i Şerif”te alınan kararlara uyacağına dair yemin eder.


Tanzimat Fermanı'nı ilan ettiren
Sultan Abdulmecid
    

    ·         Tanzimat Fermanı hükümleri
           1.       Can güvenliği: Müslüman, Hıristiyan ve Musevi bütün halkın, can, mal ve namus güvenliği sağlanacaktır.
          2.       Vergide adalet: Vergiler herkesin gelirine göre toplanacaktır.
          3.       Askere alma:  Askere alma ve terhis işlemleri belli kurallara  bağlanacaktır.
        4.       Hukuk üstünlüğü: Herkes kanun önünde eşit olacak, her gücün  üstünde kanun gücünün olduğu kabul edilecek
        5.       Adalette eşitlik: Hiç kimse yargılanmadan haksız yere idam edilmeyecektir.
        6.       Özel mülkiyet: Herkes mal ve mülk sahibi olabilecek, isterse satabilecek veya miras bırakabilecek.







·         Tanzimat Fermanı’nın Önemi: 
1.       Padişah ilk kez kendi gücünün de üstünde kanun gücü olduğunu kabul etti.
2.       Anayasal düzene geçişinin ilk aşamasını oluşturur
3.       Askerlik tüm halka yaygınlaştırıldı.
4.       Müslümanlar ve gayrimüslimler kanun önünde eşitlendi. 
5.       Batılı hukuk kurallarına geçişin ilk aşamasını oluşturur.
6.       İlan edilmesinde Avrupalı devletlerinin baskısı olmamıştır.
·         Osmanlı tarihinde Tanzimat Fermanı ile başlayıp (1839), I.Meşrutiyet Dönemi’ne (1876) kadar geçen döneme “Tanzimat Dönemi” denir.


Not: Tanzimat Fermanı'nı İngiltere ve Fransa Osmanlı'nın iç işlerine rahat karışma imkanı vereceği için olumlu karşılarken; Avusturya ve Rusya Ferman'ın kendi azınlıklarının isyan etmeleri şeklinde etkileyip isyanlara neden olacağı için olumsuz karşıladılar.

         ÖRNEK SORU 1

 Tanzimat Fermanı ile aşağıdaki alanların hangisinde yenilik yapılmamıştır?
A) Askerlikte                     B) Maliyede                C) İdarede  
                          D) Hukukta                E) Tarımda
                                                                                                                                  (1988 ÖYS)


ÖRNEK SORU 2
Aşağıdakilerden hangisi, Tanzimat Fermanı’nın getirdiği yeniliklerden biri değildir ?
A) Herkesin mal ve mülküne sahip olması
B) Herkesten gelirine göre vergi alınması
C) Mahkemelerin herkese açık olması
D) Askerlik için nakdi bedelin kabul edilmesi
E) Rüşvet ve iltimasa karşı önlem alınması
                                                                                                          (1989 ÖYS)


OSMANLI DEVLETİ’NDE DEMOKRATİKLEŞME HAREKETLERİ I- Sened-i İttifak


OSMANLI DEVLETİ’NDE DEMOKRATİKLEŞME HAREKETLERİ-I

·         Osmanlı Devleti’nde Ayan ve eşraflar mahalli güç olarak ortaya çıkmışlardır. Ayanlar, zamanla bulundurkları bölgelerde devletin alehine güçlerini artırmışlardı.


Alemdar Mustafa Paşa:

Rusçuk Ayanı
Alemdar Mustafa Paşa
·         Osmanlı’nın en önemli yenilikçi padişahlarından III. Selim, “Nizam-ı Cedit” denilen ıslahatları (yenilikleri) yapmıştı. Bu yeniliklere karşı çıkanlar Kabakçı Mustafa İsyanı’nda padişah III. Selim’i tahttan indirip bu yenilikleri sonlandırmışlardı.
·         Yenilik taraftarı ve bazı devlet adamlarının desteği ile Rusçuk Ayanı Alemdar Mustafa Paşa, III. Selim’i yeniden padişah yapmak yola çıktı. Bunu haber alan yeni padişah IV. Mustafa amcası olan III. Selim ve kardeşi şehzade Mahmut’un öldürülme emrini verir.
·          Alemdar Mustafa Paşa, İstanbul’a ulaştığında III. Selim’i öldürülmüş bulur. Bu nedenle yenilik taraftarı II. Mahmut’u padişah yaptı. II. Mahmut, Alemdar Mustafa Paşa’yı sadrazam (başbakan) yapar.



           Hatırlatma:  Kabakçı Mustafa İsyanı 
       İsyanın Nedenleri
  1. III. Selim’in ıslahatlarına Yeniçerilerin tepkisi,
  2. İrad-ı Cedit’in halka ağır vergiler yüklemesi,
  3. devlet adamlarının lüks ve israfa kaçması,
  4. ilmiye sınıfının Avrupa tarzı ıslahatlara hoş bakmaması ve kışkırtmaları sonucu Kabakçı Mustafa İsyanı çıkmıştır. 

       Kabakçı Mustafa İsyanı sonunda İsyancılar yapılan yenilikleri ortadan kaldırmış. IIISelim’i tahttan indirerek yerine IV. Mustafa’yı tahtta çıkarmışlardır (1807).

Sened-i İttifak :
·       II. Mamut’un sadrazam olarak görevlendirliği Alemdar Mustafa Paşa aynı zamanda Rusçuk ilinin ayanı idi. Devletle ayanların uzlaşması için “Sened-i İttifak” denilen bir sözleşme hazırlayıp devlet otoritesine uyma karşılığında ayanlara (bulundukları bölgenin vergisini toplama, askere alma ) bir takım ayrıcaklar verildi.
·         Ancak Alemdar Mustafa Paşa Yeniçerilerin çıkardığı bir isyan sonucunda öldürülünce sözleşme uygulanamadı.
·         Sened-i İttifak’ta ayanların varlığını resmen tanıyan II. Mahmut zamanla ayanların varlığını ortadan kaldırarak devletin merkezi otoritesini yeniden güçlendirmiştir.
·         Bazı araştırmacılar Türkiye’de anayasal hareketlerin başlangıcı kabul edilmektedir. Bu yönüyle de Magna Carta’ya benzetilmektedir. Ancak İngiltere’de soylu sınıfı varken Osmanlı’da soylu sınıfı yoktur. Bu iki olay, getirdikleri sonuçlar bakımından farklıdır.



II. Mahmut( 1808-1839) en yenilikçi padişahtır.

·         Magna Carta (1215)
·         Fransız kökenli Normanların saldırılarında zor durumda kalan kral John (Yurtsuz John)’ın elinden kalelerini  ve ayrıcalıklarını elde etmek için soylu sınıfı olan derebeyler ve kral arasında yapılan sözleşmedir.
·         Buna göre, kral bazı yetkilerinden feragat ediyor ve hukuka uyacağını kabul ediyordu.Bu sözleşmede;
ü  kimsenin haksız yere hapsedilmeyeceği,
ü  mal ve mülk hakkının olduğu ve
ü  kimsenin sürgün cezasına gönderilmeyeceği kabul edilmişti.
·         Böylece Avrupa tarihinde ilk defa bir kralın yetkileri kısıtlanmış ve İngiltere’de anayasal düzene geçişin başlangıcı kabul edilmiştir.


AKIL OYUNLARI FİLMİNİN ELEŞTİRİSİ

  Film Hakkında Kısa Bilgi:  Akıl Oyunları  ( A Beautiful Mind ), Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Amerikalı matematikçi  John Nash’in  hayatına d...