1 Ocak 2021 Cuma

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ TARİHİ -11- SULTAN ALP ARSLAN'IN İLK DÖNEMLERİ VE ŞEDDADİLER

 

Sultan Alp Arslan Dönemi (1063-1071)

Sultan Alp Arslan, sultan olma iddiasında bulunan hanedan mensuplarını berteraf ettikten ve  devlet yönetiminde de gerekli düzenlemeler yaptıktan sonra fetih hareketlerine başladı. 1064 yılında güçlü bir orduyla başkent Rey’den hareket ederek Doğu Roma (Bizans)  imparatorluğu topraklarına doğru ilerledi. Azerbaycan’ın Merend (Günümüzde İran yönetiminde)  şehrine ulaştığı zaman Anadolu’ya akınlarda bulunmak için Tuğtekin ona yollar hakkında malumat vermek için katılmıştı. Sultan, Merend’ten Nahçivan’a ulaşmış ve Aras Nehri’ni geçerek Gürcistan’a girdi. Aslında Gürcistan’da farklı prenslikler Bizans’ın ileri karakol konumunda olduğu halde Selçuklular iki ordu halinde ayrılarak sultanın bizzat komuta ettiği kuvvetler Tiflis ve Çoruh arasındaki topraklarda bir çok kale ele geçirmişti.



Selçuklularda sultanın oğlu Melikşah ve Vezir Nizamülmülk’ün başında yer aldığı kuvvetler Aras Nehri civarında bir çok kale fethetmişlerdi. Çıldır Gölü kuzeyinde birleşen iki Selçuklu kuvveti müstahkem olan Ahılkelek’i ele geçirince  Lori prensi Kuirike (Georgi) Selçuklara vergi ödeyerek tabi olmayı seçti. Alp Arslan daha sonra Ermeni krallığının merkezi konumunda olan yine müstahkem olan Ani kalesi çevresi hendeklerle çevrili ve kalelerinin sağlamlığına rağmen temin edilen kuleler ve mancınıklar yardımıyla fethedilmişti. Aslında şehri savunan iki Bizans valisi Gürcü Bağrat ve Grigor kaleye kapandılar. Ancak,  Ani kalesinin fethi üzerine halife Kaim Biemrillah, sultana fethin babası anlamına gelen “Ebu’l Feth” lakabını vermişti.

Kars’ın Ermeni prensi Gagik (Hayık), sultanı Kars’a davet ederek ona tabiyetini sundu. Gagik’in Selçuklu elçisini siyah elbiselerle karşılaması ve Tuğrul Bey’in matemini tuttuğunu söylemesi Alp Arslan’ın iltifatına neden olmuştu. Gagik daha sonra ülkesini Bizans’a terk ederek inzivaya çekilmişti.  Ani kalesi ise Şeddadi emirinin yönetimine bırakıldı.

Sultan Alp Arslan, kardeşi Kavurt’un isyan ettiğini haber alınca daha fazla ilerlememiş Rey’e doğru harekete geçmişti.

 

Şeddadiler (951-1175)

Abbasi halifeliğinin zayıflamasında sonra Doğu Anadolu’da ortaya çıkan yerel hanedanlardan biridir. Arap ve Kürt olmaları konusunda ihtilaf vardır. Alp Arslan’ın Ani ve çevresinin yönetimini bu hanedanın yöneticilerinde Ebu Şüca’ Menuçihr’e vermiş, bu komutanda sınırlarını Bizans alehine genişletmeye başlaması üzerine Bizans’ın harekete geçmesinden çekinerek surları tahkim etmişti. Şaddadilerin Gürcülerle mücadelesi devam etmiş hatta bir ara Ani’yi onlara kaptırmışlardı. Irak Selçuklu sultanı Arslanşah’ın Gürcülere yapmış olduğu 1163 tarihli sefer sonunda Ani kalesi geri alınmış ama bu olaylardan sonra Şeddadilerin ortadan kaldırılmışlardır.

Şeddadiler


31 Aralık 2020 Perşembe

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ TARİHİ -9-10- TUĞRUL BEY'İN SON DÖNEMLERİNDEKİ ÖNEMLİ OLAYLAR

 

Arslan Yabgu'nun oğulları Melik Kutalmış ve Melik Resultekin kardeşlerin Tuğrul Bey’e isyanları

Kutalmış ve Resultekin kardeşler Arslan Yabgu’nun oğullarıdır. Arslan Yabgu’nun Gazneliler tarafından edir edilmesinden sonra Selçuklu ailesinin başına Musa Yabgu geçmiş olsa da yönetim Mikail’in oğulları olan Tuğrul ve Çağrı Beylerin elindeydi. Kutalmış ve Resultekin babaları Arslan Yabgu olması nedeniyle sultan olma iddiasında zaman zaman bulundular.  Tuğrul Bey, Musul seferindeyken Şiraz bölgesi meliki Resultekin isyan etmiş ancak Şiraz valisi Hezar, onu mağlup ve esir etmişti. Resultekin, halifenin araya girmesiyle affedilmişti.

Kutalmış'ın oğullarının hüküm sürdüğü Anadolu Selçuklu Devleti


İbrahim Yınal’ın ikinci isyanı (1058) sonrasında Kutalmış 1061 yılında isyan etmişti. Önce isyan ederek affedilmiş olan Resultekin’in ona destek vermesi ile Kutalmış üyüce güçlenmişti. Tuğrul tarafından onların üzerine Humar Tekin komutasındaki kuvvetler gönderilse de onu mağlup ettiler. Bunun üzerine Tuğrul bizzat sefere çıktıysa da kardeşlerin sığınmış oldukları Gird-kûh Kalesi’ni ele geçiremedi. Tuğrul Bey, veziri Amidü’l-Mülk Kündûrî’yi onlarla görüşmesi için görevlendirse de görüşmeler sonuçlanmadan Tuğrul Bey vefat etmişti.

Arslan Yabgu’nun oğulları sürekli olarak amcazadelerine isyan etmişlerdi. Selçukludaki Arslan Yabgu soyundan gelenlere Yabgular denilirken Büyük Selçuklu sultanlarına Selçuklu  denmekteydi. Bu Hanedan içi mücadele Selçuklu tarihi boyunca Yabgulu ve Selçuklu çekişmesi şeklinde yaşanmıştır.

Besasiri Meselesi ve Tuğrul Bey’in II. Bağdat Seferi

Ebu Mansur el Besasiri denilen Arslan Besasiri, Büveyhi devletinin önemli kumandanlarından biriydi. Büveyhî devletinin zayıflaması ve ortadan kalkmasıyla Irak bölgesinde otorite boşluğu ortaya çıkmış ve Bağdat’ta kuvvetlenen Besasiri halife üzerinde kontrol sağlamıştı. Besasiri’ni Mısır Fatımi halifesi Mustansır ile mektuplaşması halife ile arasının bozulmasına neden olmuştu. Bunun üzerine halife Tuğrul Bey’e ısrarla Bağdat’a kendisini zor durumdan kurtarmak için davet etmişti(1055). Bunun üzerine Tuğrul Bey, Bağdat’a ilk seferini yapmış daha sonra Büveyhîlerin hükümdarını el Melikü’r Rahim’in tutuklanıp Sirevan kalesine hapsedilmesi emrini vermişti. Arslan Besasiri, Tuğrul’un Bağdat’a girdiğini habe ralınca Hire emiri Dubeys b. Bedran’ın yanına daha sonra Rahbe’ye emrinde önemli miktarda Türk kuvveti olduğu halde gitmişti. Fatımi halifesinin desteği ile güçlenen Arslan Besasiri, Tuğrul Bey’in emriyle kendisi üzerine Selçuklu meliki Kutalmış ile Musul Arap Emiri Kureyş'in komutasında bir ordu gönderilmiş ancak Kureyş’in Besasiri’nin tarafına geçmesiyle Kutalmış mağlup olunca Tuğrul Bey, bizzat sefere çıkma gereği hissetti. Besasiri’nin kaçması ve Tuğrul Bey’in zafer elde etmesi üzerine Tuğrul Bey siyasi yetkiyi üzerinde toplamıştı(1058).

Tuğrul Bey'in Bağdat seferleriyle Abbasilerin siyasi etkinliği sona erdirildi.


Tuğrul Bey’in Büveyhilerle mücade ettiği sırada Selçuklu hanedanından Arslan Yabgu’nun oğlu Resultekin; Ahvaz ve Şiraz taraflarında isyan etmiş, İbrahim Yınal da Fatımi ve Besasiri’nin teşviki ile ikinci kez isyan etmişti(1058).

Sultan Tuğrul Bey, Selçuklu meliklerinin isyanları ile uğraşmasını fırsat bilen Arslan Besasiri, Bağdat’ı savunacak gücü kalmayan Bağdat Şıhnesi Aytekin üzerine yürüyerek Bağdat’a gimeye muvaffak olmuştu.  Arslan Besasiri, bütün Irak ve el Cezire bölgesini eline geçirmiş oldu. Bağdat’ta Fatımiler adına hutbe okunduğunu haber alan Tuğrul Bey, İbrahim Yınal, isyanını sonuçlandırınca Bağdat üzerine yürümeye karar verdi. Tuğrul Bey, Besasiri ve Kureyş’e haber göndererek halifenin eşi Çağrı Bey’in kızı olan Arslan Hatun’un serbest bırakılması ve halifenin itibarının iade edilmesi isteği reddedilince 1059 yılında Bağdat’ girmeden Besasiri şehri terk etmişti. Halifenin teslim edilmiş olduğu Muhariş b. El Mücella, Besasiri’ye karşı direnemeyeceğini düşünürek halifeyi Tell Ubhara’ya götürmüştü. Tuğrul Bey, Anuşirvan komutasında süvari birliği göndererek halifeyi Bağdat’a getirtmiş ve onun önünde yer öpüp ona hürmet etmişti.

Daha  sonra Tuğrul Bey, yanında Gümüştegin, Erdem, Savtegin, Humartegin ve üvey oğlu Anuşirvan olduğu halde  Besasir’yi yakalamak için harekete geçti. Selçuklu kuvvetleri Hille’de Besasiri’yi yakalayıp öldürdüler (1060). Bağdat’ta hüküm süren Büveyhilerin egemenliğine son verildikten sonra Şirvan kolu özellikle melik Alp Arslan’ın akınlarıyla zayıflamış nihayet Kirman Selçukluları tarafından ortadan kaldırılmıştı.

Tuğrul Bey’i Bey’in Halifenin Kızı ile Evlenmesi ve Ölümü

Tuğrul Bey’in Bağdat’tan ayrılmasından sonra hanımı Altuncan Hatun vefat etmiş ve Rey’de toprağa verilmişti. Sultan, halifeye mektup göndererek halifenin kızıyla evlenmek istediği bildirmişti. Halife, Vasıt şehrinin teslimi ve üç yüz bin dinar başlık olarak verilmesi karşılığında kabul etmişti.  Vezir Amidülmülk, Arslan Hatun ve diğer Selçuklu emirleri Bağdat’a gönderilerek nikahla görevlendirilse da halifenin vazgeçmesi üzerine taraflar arasına soğukluk girmişti.  Nihayet işin içine tahdit de girince halife evliliğe rıza göstermek zorunda kaldı nihayet nikah 1062’de Tebriz’de kıyıldı. Ancak bu evlilik gerçekleştikten hemen sonra Arslan Yabgu’nun oğlu Kutalmış’ın isyanı nedeniyle Tuğrul Bey’in derhal harekete geçmesine neden olmuştu. Kutalmış’a kardeşi Resultekin de katılmıştı. Kutalmış ve Resultekin’in isyanlarına gönderilmiş olan Humar Tekin ve Vezir Amidülmülk kuvvetlerinin yenilmesi üzerine isyanı bastırmak için Tuğrul Bey, Bağdat’tan harekete geçmiş ancak Rey’de hastalanmış ve yetmiş yaşında olduğu halde vefat etmişti(1063).

30 Aralık 2020 Çarşamba

BÜYÜK SELÇKLU DEVLETİ-9 TUĞRUL BEY'İN BAĞDAT SEFERİ VE MERVANiOĞULLARI

Tuğrul Bey’in Bağdat Seferi (1055)

Abbasi halifesi Kaim Biemrillah, Bağdat’ta Büveyhî’lerin ve ordu kumandanlarından Arslan Besasiri’nin baskısı altına girmişti. Arslan Besasiri’nin Mısır merkezli Fatımi devletiyle iletişime geçmesi üzerine halife, telaşlanarak Rey’de bulunan Tuğrul Bey’e onu kendisini bu güç durumdan kurtarması için Bağdat’a davet etti. Bu daveti alan Tuğrul Bey çok kuvvetli ordusuyla yanlarında sekiz fil olduğu halde Bağdat’a hareket etti. Besasiri, Tuğrul’un yaklaşması üzerine Bağdat’tan çekilerek önce Hille ardından Rahbe’ye çekildi. Tuğrul Bey’in kendilerine katılması için vaatlerde bulunan Besasiri emrindeki Türkmenlerin büyük kısmı Besasiri’nin yanında kalmışlardı.

Tuğrul Bey'i uğraştıran Büveyhîlerin Türk komutanı Besasiri


Tuğrul Bey, Bağdat’ta büyük bir törenle karşılandı. Büveyhî hükümdarı el Melikü’r Rahim, kendi hanedanından Hüsrev Firuz ile halifenin tavsiyesine uyarak Tuğrul Bey’e ittiat bildirdi(1055).  Bu sıralarda Bağdat’ta bulunan Türk askerleriyle dil anlaşmazlığı nedeniyle arbede çıktı. Bu durumdan faydalanan Deylemli Büveyhî askerleri Selçuklu kuvvetlerine saldırdılarsa da bu hareket bastırılarak asiler idam ettirildi. Bu olayın sorumlusu olarak değerlendirilen el Melikü’r Rahim, Tuğrul’un emriyle yakalanarak hapsedilmiş ve böylece Büveyhî devleti yıkılmış oldu. Bağdat’ta düzen sağlandıktan sonra Tuğrul, emîr Aytekin’i Bağdat askeri valiliği olan Şıhneliğine tayin etti. Büveyhî devlet hazinesine el konuldu. “Sultaniyet” adı altında toplanan vergiler Selçuklu hazinesine aktarıldı, halifenin yıllık geliri elli bin dinar ve   beş yüz batman buğday olarak belirlendi.

Güçlü dönemlerinde Abbasiler


Bu olaylardan sonra Tuğrul, şehrin yeniden imar edilme emrini verdi. Şehrin Dicle kıyısında saray, cami, konaklar ve kışlalar inşa edildi.  Bu inşalarla yen bir şehir kurulmuş oldu, bu şehre Tuğrul Bey adı verildi. Artık Tuğrul Bey, kabullerini burada yapıyordu. Ayrıca Selçukluların sultanı  burada para bastırdı böylece Abbasi halifesinin elinde sadece dini yetki bırakılırken Tuğrul Bey, ekonomi, askeri ve siyasi otoriteyi şahsında toplamıştı. Halife, Çağrı Bey’in kızı Arslan Hatun ile evlenmesi iki hanedan arasında akrabalık bağı oluşturmuştu.

Arslan Besasiri, yanındaki Türkmen askerler ve Fatımi halifesi Mustansır’dan aldığı destekle Rahbe’de Selçuklulara karşı bir ordu kurmuştu. Tuğrul Bey,  Besasiri’ye karşı Arslan Yabgu’nun oğlu Kutalmış ile Musul emiri Kureyş’i görevlendirmişti. Selçuklu meliki Kutalmış’ın Sincar’da Besasiri’nin kuvvetlerine yenilmesi üzerine sefere bizzat Tuğrul Bey’in çıkmasına neden oldu(1057). Tuğrul Bey’in seferine Selçuklu melikleri İbrahim Yınal ve Yakuti, kuvvetleriyle katıldılar. Bunun üzerine Selçukluların ilerlediğini haber alan Besasiri, Selçuklu kuvvetleriyle karşılaşmayarak Mısır’a kaçmayı uygun gördü.  Selçuklu kuvvetleri bu sefer sonucunda Sincar ve Cizre ele geçirildiler. Sincan emiri ve askerlerinin bir kısmının Kutalmış’a yardım etmemeleri nedeniyle cezalandırıldıklarını gören Amid emiri Mervanoğlu yüz bin dinar göndererek itiat bildirdi.

Mervanioğulları (983-1085)

Meyyafarikin (Silvan) merkez olmak üzere Bâd (Bâz) lakaplı Ebû Şücâ Abdullah Hüseyin tarafından kuruldu. Mervanioğullarıından Ebû Ali Hasan b. Mervân, el Cezire bölgesinde hüküm süren Hamdanilerle mücadele etmeye başlayarak topraklarını genişletmeye başlamış ardından Halep Hamdani emiri Seyfüddevle Ali  ile akrabalık kurarak hanedanlarını güçlendirmeye başlamışlardı. Tuğrul Bey’in Bağdat seferinden sonra (1055-1057) Selçuklu hakimiyeti kabul etmeye başlamışlardı. Malazgirt Savaşında on bin asker gönüllüyle Selçuklulara yardım etmişlerdi(1071). Alp Arslan’ın oğlu Melikşah’ın kardeşi Suriye Selçuklu Meliki Tutuş’un emir  Mansur’u tutuklatması üzerine Mervaniler güç olmaktan çıktı.

Mervanioğullarının hakimiyet alanları


Arslan Besasiri’nin üzerine yapılan seferden sonra Tuğrul Bey kardeşi İbrahim Yınal’ı Musul valiliği görevine getirerek Bağdat’a dönüşü ardından hali tarafından “el melik’ül mağrib ve’l meşrik” (doğu ve batının meliki) ilan edilmiş ve kendisine Ebû Talib künyesi ve Rükneddin lakabı tevcih edilmişti.


BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ TARİHİ -8- TUĞRUL BEY'İN ANADOLU SEFERLERİ

 

Tuğrul Bey’in Anadolu Seferi (1054)

Bizzat Tuğrul Bey’in komutasında Büyük Selçuklular Anadolu topraklarına sefer yapmaya karar vermişlerdi. Tuğrul Bey, 1054 yılında Bargiri (Muradiye) kalesini kuşatarak ele geçirmesi üzerine Ercişliler Bargiri’nin durumuna düşmemek için kaleyi hediyeler sunarak teslim etmişlerdi.

Tuğrul Bey, iyi tahkim edilmiş  Malazgirt kalesini muhasaraya alırken kuvvetlerini üçe bölmüştü:  Birinci ordu; Çoruh istikametinde Bayburt’a kadar ulaştılar ancak buradaki kuvvetler tarafından püskürtüldüler. İkinci ordu; kuzeyde Kafkasya’dan, batıda Canik taraflarına ve güneyde Toros dağlarına kadar çok geniş bir alanda akınlarda bulundular. Üçüncü ordu; Kars taraflarında Kars Ermeni prensi Gagik’in kuvvetlerini mağlup eder. Tuğrul Bey’in asıl kuvvetleri ise Pasinler ovasından Erzurum’a kadar ilerlerse de karşısına Bizans kuvvetleri çıkmadığı için Malazgirt kuşatılmaya devam edildi, ancak Vasil adında bir Ermeni’nin mukavemeti ve Selçuklu mancınıklarını imha etmesi nedeni kışın da yaklaşması üzerine geri çekildi. Selçuklu kuvvetlerini geri çekilme yolunda Adilcevaz ele geçirildi( 1054-1055).

 

1000'li yıllarda Ermeni Krallığı

Tuğrul Bey Dönemi Selçukluların Anadolu Akınları

Gürcü Prensinin Selçukluları davet etmesi:  Sultan Tuğrul Bey’in Anadolu’ya yapmış olduğu 1055 tarihli seferden sonra bölgeye bir daha sefer yapmamasına rağmen Selçuklu hanedan üyeleri ve emirleri akınlara devam etmişlerdi. 1054 tarihinden itibaren Tuğrul Bey’e bağlılık arz eden Gence Emiri Şeddadilerden Ebu’l Esfar, ertesi yıl Ani ve çevresine sefer yaparak bölgeyi yağmaladı. Bu sefere mukabil Bizanslı komutan Nikephoros, Gence’ye kadar bölgeye saldırarak Gence Emiri’ni anlaşmaya zorlayarak yeğenini rehin olarak Bizans’a göndertti. Bizans’taki iç kargaşadan faydalanan Gürcü prensliği Bizans toprakların akınlarda bulunarak Erzurum’a kadar saldırı yapmışlardı (1057-8). Ani valisi Bizanslı komutan Katakalon, Gürcülere karşı saldırıda bulununca Gürcü prens İvanet, Türkleri yardıma çağırmak durumunda kaldı. Bunun üzerine Anadolu’ya giren Türk kuvvetleri Bayburt’a ulaştıktan sonra Kemah’a kadar ilerlediler, ardından iki kola ayrılan Türk birliklerinin biri Şebinkarahisar taraflarına doğru ilerlerken diğer birlikler güney yönünde Erzincan daha sonra Malatya’ya doğru ilerlerken ani saldırıya uğrayıp mağlup olarak Muş yöresine ulaştılar, burada “çanlı kilise” denilen mevkide büyük bir kısmı yok edildi.

Tuğrul Bey'in Anadolu Seferleri yönü


Çağrı Bey’in oğlu Yakuti’nin Anadolu akınları

Melik Yakuti, yanında önemli komutanlardan Sabuk (veya Saltuk) olduğu halde 1057 yılında yaptıkları akınları durdurmaya çalışan Bizanslı komutan Nikephoros Bryennios'un çabaları başarılı olmadı. Ani kalesi ele geçirilemese de Pasinler ovasına girip ardından Malazgirt ve Muş taraflarına doğru harekete geçtiler. Yakuti’nin göndermiş olduğu başka kuvvetler de Erzincan’a kadar akınlar yaptılar, Sivas şehri kuşatılıp Selçuklular şehre girdikten sonra ganimet elde ederek Azerbaycan’a geri döndüler. Tuğrul Bey’in talimatıyla Yakuti bu sefer Salari Horasan ile  Kapar ve Ermenilerin Kicaciç olduğu halde Bizans topraklarına 1059 yılında tekrar akınlara başladılar. Bizans imparatoru X.  Constantionos Lukas Selçuklu akınlarını önlemeye çalıştıysa da başarılı olamaz. Bu nedenle Normandiyalı Herve ve Urfa valisi Tavdanos’u Türklerle mücadele için görevlendirdi. Ancak Türklerin üslerine gitmiş olmasıyla Helve ve Urfa valisi onlarla karşılaşamadılar. Helve ve Urfa valisi, yerel hanedan olan Mervanoğullarının elinde buluna Amid’i kuşattılarsa da şehrin Rum kapısı denilen mevkide Urfa valisi hayatını kaybetti. Bizans kuvvetleri Herve komutasında Erzurum’a çekildiler.

Çağrı Bey'in oğlu Melik Yakuti'nin temsili resmi


Tuğrul Bey döneminde gerçekleştirilen bu akınlar Sivas ve Malatya doğusundaki bütün yerleşim yerlerine yapılması sonraki dönemlerde yapılacak fetih hareketlerine zemin hazırlayacak ve Bizans’ın askri anlamda sarsılmasına sebebiyet verecektir.

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ TARİHİ -7- İBRAHİM YINAL'IN İSYANLARI

 

        İbrahim Yınal’ın Tuğrul Bey’e İsyanı (1049-1050)

İbrahim Yınal, Tuğrul Bey’in aynı anneden kardeşidir. Selçuk’un oğlu Mikail’in ölümünden sonra Tuğrul ve Çağrı Bey’in anneleri, eski Türk geleneğinden gelen erkek kardeşin eşiyle evlenme (levirat) usulünden dolayı Selçuk’un diğer oğlu Yusuf Yınal’la evlendirilmiş, bu evlilikten de İbrahim Yınal dünyaya gelmiştir. Diğer bir ifadeyle İbrahim Yınal, Tuğrul ve Çağrı Beyler ile anne tarafından kardeş, baba tarafından ise amca çocuklarıdır. Doğum tarihi veya kaç yaşında ölmüş olduğuna dair bir bilgi bulunmamaktadır. Babasından dolayı kendisi de Yınal adıyla anılmıştır. 

Tuğrul Bey’in sultan olmasıyla batı yönlü yapılan fetihlerin Selçuklu için komutan ihtiyacını doğurmuştur. Bu da İbrahim Yınal’ın ön plana gelmesine neden olmuştur. İbrahim Yınal’ın ilk askeri faaliyeti  Nişabur’un alınması konusundaki rolü önemliydi.  Dandanakan Savaşı’ndan sonra toplanan savaş divanında Kuhistân ve Cürcân, ardından da Dihistân’ın yönetimini Tuğrul Bey’e bağlı olarak verildi. Ardından Rey’in alınmasından (1042) sonra Musul taraflarına yönelmiştir.

Tuğrul Bey dönemi Selçuklu sınırları, ilk başkentleri Nişabur


İbrahim Yınal ile Tuğrul arasında soğukluk İbrahim Yınal’ın Kirmân’a sefere gönderilmek istendiği halde İbrahim Yınal’ın, tepki olarak Sicistân’a sefer yapmayı uygun gördü. Rey, ardından da Hemedân’a hâkim olan İbrahim Yınal için Dînever, Hulvân ve hatta Bağdat açık bir hedef hâline gelmişti. Ne var ki Tuğrul Bey, onun Abbasi halifeliği merkezine sefer yapması engellenmişti.

İbrahim Yınal’ın yapmış olduğu seferlerle Cibal bölgesinin yerel yöneticisi Gerşasf’ın elinden Hamedan ve çevresini kolaylıkla ele geçirmişti. İbrahim’in kolay fetihler yapmasının nedeni bölgede yerel yönetimlerin olmasıydı. Hatta bir ara İbrahim Yınal bu bölgede Tuğrul Bey’in adını zikretmeden adına hutbe okutmuştu. Bu durum Tuğrul Bey’le arasının açılmasına etki etmiş olma ihtimali vardır. Aslında Dandanakan Savaşı’nda toprak dağıtımında Tuğrul Bey’in payına düşen topraklar özellikle İbrahim Yınal’ın çok başarılı fütuhat ile çok genişledi. Selçuklu yönetimine girmek istemeyen yarı bağımsız Türkmenler ister istemez İbrahim Yınal’ın hüküm sürdüğü bölgelere geldiler. Selçuklular da bu Türkmenlerle Anadolu’ya akınlar yapacaklardı. Türkmenlerin akınları sistemli hale getirilmek için Musa Yabgu’nun oğlu Hasan ve Çağrı Bey’in oğlu Yakuti görevlendirilmiş; bu Selçuklu komutanları da Azerbaycan valiliğine atanan İbrahim Yınal’ın emrine verilmişlerdi.

Toprakları elinden alınmak istenen İbrahim Yınal, isyan eder.


1049-1050 yıllarında Azerbaycan ve Anadolu’nun doğusunda Selçuklu egemenliği iyice sağlamlaşmıştı. Sultan, kardeşi İbrahim’den kılıç hakkı olması nedeniyle Hamedan ve el Cibal bölgelerindeki kaleleri vermesini istedi. İbrahim Yınal ise kardeşinden gelen bu teklifi kabul etmediği gibi, elçilik görevi olan  veziri Ebû Ali’yi dövdürmüş ve bir gözüne miş çektirmiş ardından tutuklama yoluna gitti ve Tuğrul’a karşı kuvvet toplamaya başlamıştı. Tuğrul Beyi 100.000 kişilik çok kuvvetli ordusuyla kardeşinin üzerine yürümeye karar verdi. İbrahim, üzerine gelen kuvvetlere karşı koyamayacağını bildiğinden Sermac kalesine sığınmak zorunda kaldı. Tuğrul Bey’in Sermac’ı dört gün gibi çok kısa sürede ele geçirmesi İbrahim Yınal’ın teslim olmaya mecbur bıraktı.

Tuğrul Bey, kardeşin iyi davranmış elindeki toprakların büyük kısmını ona ikta olarak vermiş ve isterse ikta edilen topraklarına gidebileceği isterse yanında kalabileceğini söylemiş ama İbrahim abisinin yanında kalmayı tercih etmişti.

Eski Türk devlet teşkilatına göre; fethedilen topraklar fetheden kişiye verilmesi geleneğine Tuğrul Bey aslında uymamıştı.  Tuğrul’un böyle davranmasının nedeni İbrahim Yınal’ı kendine bağlamak istemesidir, dolayısıyla yapılan yeni fetihlerin hukuken kendisine bağlı olmasını diğer Selçuklu hanedanına göstermesi açısından da önemlidir.

 

 

İbrahim Yınal’ın İkinci İsyanı (1058)

İbrahim Yınal, Tuğrul Bey’den yeni fetihler dolayısıyla ikta topraklarının artırılması teklifi önce kabul edilmez ancak yeni toprak fethederse fethettiği toprakların kendisine verileceği sultan tarafından söylendi. Tuğrul tarafından, Musul taraflarının yönetimi İbrahim Yınal’a verildi. Ancak bölgede kendisinin yüksek hâkimiyeti vardı. Musul’a ulaştıktan bir süre sonra İbrahim Yınal, el Cibal’e girmesi sultan tarafından isyan olarak görüldü ve elçi Savtegin aracılığı ile İbrahim huzura davet edildi. İbrahim Yınal’ın Musul’dan çıkması üzerine Büveyhilerin Türk komutanı Arslan Besasiri ve Musul’un eski hakimi Ukaylilerden Kureyş bin Bedran Musul’a girdiler. İbrahim Yınal, isyan girişiminin olmadığını göstermek için Bağdat’ta bulunan Tuğrul’un yanına girmiş ardından Tuğrul Musul’a tekrar egemen olmak için Besasiri üzerine Nusaybin’e giderken İbrahim’in Tuğrul’un yanından Hamedan’a gitmesi isyan olarak değerlendirilmesine yol açtı.

Büveyhiler'in sınırları


Bu sıralarda İbrahim Yınal’ın Fatımi halifeleriyle yazışması ve Besasiri’nin onu saltanat mücadelesinde destekleme tehlikesi karşısında Tuğrul Bey, derhal İbrahim Yınal’ı takip için Hamedan’a girdi. Ne var ki Tuğrul Bey’in kuvvetlerinin az olması, İbrahim Yınal’ın baba tarafından kardeşi olan Ertaş’ın iki oğlu Selçuklu hanedanından Ahmet ve Muhammet’in kuvvetlerinin kendisine katılması İbrahim’i kuvvetlendirmişti. Tuğrul Bey, İbrahim Yınal’den önce Hamedan’a ulaşmıştı. Ancak;  Tuğrul Bey’in Türkmenleri merkez uzak tutması, kendine bağlamak istemesi üzerine Tuğrul Bey’le araları açıktı. Bu nedenle Tuğrul’un İbrahim karşısında yaptırımı kalmamıştı. Bu nedenle Tuğrul hemen Rey’e doğru çekilmeyi uygun görmüştü.

Tuğrul Bey'in hanımı Altuncan Hatun
(temsili)

Tuğrul Bey’in saltanatını koruması için veziri Amîdülmülk ve eşi Altuncan Hatun’u Bağdat’a olası isyan için göndermeye karar verdi. Ayrıca bu zor durumdan kurtulmak için Horasan hakimi yeğeni olan Alp Arslan bin Çağrı Bey’den yardım ister. Tuğrul’a yardıma gelen Çağrı Bey’in oğulları Alp Arslan, Kavurt ve Yakuti  ile vezir Amîdülmülk’ün kuvvetleri Rey şehri civarında İbrahim’in kuvvetleriyle karşılaşırlar. Esir edilen İbrahim Yınal ve diğer Selçuklu melikleri Ahmet ve Muhammed devlet geleneğine Tuğrul Bey bu kez uymuş ve onları kirişle boğdurtmuştu(1059).



BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ TARİHİ -6- TUĞRUL BEY DÖNEMİNDE İBRAHİM YINAL'IN ANADOLU AKINLARI

 

İbrahim Yınal’ın Anadolu Akını ve Hasankale Savaşı

Tuğrul, Hasan’ın ve mağlup olan Selçuklu kuvvetlerinin kanını yerde bırakmamak için hemen harekete geçti. Azerbaycan valiliğine atadığı İbrahim Yınal yeni bir Anadolu Seferi ile görevlendirildi. Arslan Yabgu’nun oğlu  Kutalmış’a da onunla birleşmesi emredildi. İbrahim ve Kutalmış beraberlerinde kalabalık Selçuklu ordusu ile Bizans topraklarına girdi. Bizans kuvvetleri Selçuklulara karşı koyamayacağını geri çekilmesi üzerine Vaspourakan ve Pasinlerden geçerek Erzurum içinden batıda Gümüşhane ve Trabzon taraflarına, kuzeyde İspir’e girdiler. İbrahim Yınal komutasındaki birlikler Karin (Erzurum) taraflarına gelip kalesi yakılıp yıkıldı. Bu olaydan sonra şehir Erzurum adını alacaktır. Bizans halkı ve kuvvetleri imparator  Juan Konstantin’den  yardım istemek zorunda kaldılar.  İmparator kendisine tabi olan Gürcü prensi Liparit’e yardımcı olması için emir gönderdi. Liparit yaklaşık yirmi bini bulan askeri ile Bizans’a yardıma geldi.

GÜRCİSTAN KRALLIĞI


Bizans kuvvetleri Pasinler denilen ovada karargahını kurmuştu. İki taraf arasında 18 Eylül 1048’de şiddetli çarpışmalar başladı. Selçuklu kuvvetleri iki küçük ordu şeklinde savaşmaktaydılar; birine İbrahim diğerine Kutalmış komuta etmekteydi.  Bütün gece be gündüz devam eden mücadelede kazanan belli değilken Bizans kuvvetlerinin muhtemelen taktik gereği aniden çekilmesi ve Liparit’in da Bizans kuvvetlerine uyup çekilmesi Selçukluların saldırmasına olanak sağladı. Böylece Bizans ordusu bozguna uğrarken Liparit esir edildi. Mağlup Bizans kuvvetleri Van ve Ani kalesi civarına kaçtılar. Selçukluların eline yaklaşık on bin esir  ve on beş bin savaş arabası ele geçmişti.

Pasinler Savaşı Selçuklu tarihi için Anadolu yolu açıldı.


Bizans!a karşı Selçukluların kazandığı ilk ve önemli zafer İbrahim Yınal komutasında bir çok ganimetin ele geçmesine vesile oldu.  Selçuklu kuvvetleri başkent Rey’e döndü.

İmparator IX. Konstantin tahtını tehdit eden diğer Türk boyu Peçeneklerin batıda sıkıştırması üzerine doğuda Selçuklularla anlaşmak zorunda kaldı. Bu anlamda yerel yöneticilerden Mervanoğulları ailesinden Nasırüddevle Ahmet aracılığı ile Tuğrul’a barış teklif edilir. Liparit’in serbest bırakılması için fidye ve değerli hediyeler sunulunca Liparit serbest bırakıldı. Bizans’la barış görüşmelerine Halifenin akrabası Şerif Nasır bin İsmail liderliğinde bir heyet 1049’da İstanbul’a gönderildi.  Daha önce Müslümanlarca kuşatılan İstanbul’da inşa edilen Arap caminin tamir ettirilmesi ve camideki hutbenin Fatımi halifesi yerine Abbasi halifesi ve Tuğrul Bey adına okunması kara başlandı. Ayrıca Bizans’ın Selçuklulara yıllık vergi ödemesi ise Bizans tarafından kabul görmedi. Vergi sorunu  nedeniyle Selçuklu akınlarının tekrar başlayacağını öngören imparator doğu sınırındaki kaleleri yeniden onartmış  bölgedeki asker sayısının arttırılmasını emretmişti. Ancak Selçuklularda bazı iç isyanlar nedeniyle bir süre boyunca Bizans’a karşı sefer yapılamadı.

27 Aralık 2020 Pazar

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ TARİHİ -5 TUĞRUL BEY İLK DÖNEMLERİ VE ANADOLU SEFERLERİ

 

                                    Tuğrul Bey (1040-1063) Dönemi

Tuğrul Bey Nişabur’da tahta geçtikten sonra çeşitli nedenlerle bozulan siyasi düzeni yeniden teşkilatlandırdı. Bu fetihlerden sonra Taberistan ve Cürcan bölgelerini ve buralardaki mahalli hanedanı kendisine bağladı(1041). 1042’de Tuğrul Bey Harezm seferine çıkarken kardeşi İbrahim Yınal Rey şehrini Arslan Yabgu’ya bağlı Oğuzlardan aldı; bu sıralarda Oğuzların başlarında Götaş, Boğa, Mansur ve Anasıoğlu bulunmaktaydı. Rey şehir başkent olarak hazırlanması için İbrahim Yınal tarafından imar edilmişti. 

Tuğrul Bey, kardeşi İbrahim Yınal tarafından karşılandı ve Büyük Selçukluların başkenti resmen Nişabur’dan Rey’e taşındı. Bu sıralarda Abbasi halifesi Kaim Biemrillah’ın Selçuklulara bağlı Türkmenlerin İslam ülkelerinde akınlarda bulunmamasını Ebu’l Hasan Ali bin Muhammed adlı elçisi vasıtasıyla istemişse de Tuğrul Bey, askerlerinin fazlalığından hüküm sürdüğü toprakların kendilerine yetmediği bahanesiyle akınları durduramayacağını belirtti.

Selçukluların en başarılı Meliklerinde biri İbrahim Yınal


1046-47’de Tuğrul Bey’in İsfahan’ı almaya muvaffak olamadığı ancak İsfahan hakimi Ebu Mansur Feramurz b. Alaüddevle’nin vergiye bağlandığını ve hutbelerde Tuğrul Bey’in adını zikretmeye başladığını biliyoruz, böylece İsfahan’da Selçuklu otoritesi benimsenmeye başladığını gösterir. Bu olaylardan sonra Tuğrul Bey, İbrahim Yınal,  Arslan Yabgu’nun oğlu Kutalmış ve yeğeni Çağrı Bey’in oğlu Kavurd’u Bey’i İran’ın kalan bölgelerini fethetmekle görevlendirmişti. Selçuklu komutanları; Büveyhilerin İran toprakları aleyhinde sınırlarını genişlettiler.

Tuğrul Bey Döneminde Anadolu Akınları

Anadolu’ya Selçukluların akın yapma nedeni olarak bölgeyi yurt edinmek istemeleri ve Türkmenlerin Müslüman ülkelerde yağma faaliyetlerinin önüne geçmek gösterilir. Bu akınların ilki Çağrı Bey’in 1018 yılında yapmış olduğu keşif faaliyetidir. Çağrı Bey izinsiz şekilde kendisine bağlı Oğuzlarla Gazne topraklarından geçip Diyarbakır havzasına kadar uzanması bölgede güçlü bir otoritenin olmadığının anlaşılmasına neden oldu. Çağrı Bey’in geri dönüş yolunda Gaznelilerin onu cezalandıracağından endişelenmesi nedeniyle kuvvetlerini dağıtmış kendisine tüccar kılığında abisi Tuğrul’un yanına gitmişti.



İbrahim Yınal’ın Rey’e girmesi üzerine Selçuklulara bağlanmak istemeyen Türkmenler Azerbaycan yöresine yerleşmeye başladılar. Ancak, İbrahim Yınal’ın onları takip ettiği için Türkmenler Doğu Anadolu’ya girdiler. Bu Türkmenler Boğa ve Anasıoğlu komutasındaki 10 bin kişilik kuvvetle Amid’i (Diyarbakır)  işgal etmeye muvaffak oldular. Buradan Mardin ve Meyyafarıkin (Silvan) bölgelerine akınlar yapmaya başladılar. Cizre (Ceziret’übni Ömer)  hakimi Mervanilerlen Süleyman bin Ahmet bu akınları durdurmak için Türkmenlerin yöneticilerinden Oğuz oğlu Mansur ile anlaştı. Bu anlaşmaya göre Mansur kışı burada geçirdikten sonra kendi idaresindeki Türkmenlerle Kuzey Suriye’ye akınlarda bulunacaktı. Ancak, Süleyman bin Ahmet anlaşmayı ihlal ederek Mansur’u tutuklatınca Türkmenler başsız kaldığından önce dağıldılar daha sonra tekrar toparlanıp Musul’a doğru yürüdüler. Musul hakimi Ukayl oğlu Karvaş ve ona yardıma gelen Amid emiri Nasırüddevle’i bozguna uğrattılar. Kaçanları takip ettikleri gibi Nusaybin ve Sincar taraflarına girmeyi başardılar. Nasırüddevle Türkmen baskısından kurtulmak için Mansur’u bıraktırmak zorunda kaldı. Yapılan yeni anlaşmaya göre, Türkmenler çekilecekti ancak Türkmenler Musul’a egemen olmaya başladılar (1043).

Türkmenlerin Anadolu ve  Irak taraflarındaki bu hareketleri yerel hanedanlar olan Ukayl, Mervan ve Büveyhi sultanı Celalüddevle’nin Tuğrul Bey’e şikayette bulunmalarına neden oldu. Tuğrul Bey, başına buyruk hareket eden Türkmenlerin cezalandırılacağını söyledi. Tuğrul Bey de Türkmenlere İslam memleketlerinde akınlarda bulunmamalarını Azerbaycan’a dönmelerini Türkmen emirlerine de Bizans taraflarına yapılacak gaza faaliyetine katılmalarını emretti. Tuğrul Bey’in isteği doğrultusunda Türkmenler Göktaş ve Mansur emrindeki Türkmenler Murat nehrini geçerek Ermeni topraklarına girmişlerdi. Ermeni şehir ve köylerinde akınlar yaparak Van valisi Stefanos’tan Azerbaycan gitmek için topraklarından geçme izni istediler. Stefanos, onlara izin vermeyerek onlara saldırınca mağlup ve esir düştü.

Türkmenler bu akınlar sayesinde önceleri Selçuklu egemenliğe girmek istemezken Selçuklu devletinin egemenliğine girmiş ve Anadolu’ya yapılacak bütün akın faaliyetlerine katılmışlardı. Tuğrul Bey’ amcasının oğlu Musa Yabgu’nun oğlu Hasan’ı Anadolu üzerine sefere gönderdi. Hasan, Vaspourakan topraklarına girerek akınlar yapmaya başladı. Vaspourakan hakimi Aran Gürcistan valisinden yardım ister. Bu kevvetler Bizans ordusuyla birleşip Selçuklu kuvvetleriyle Büyük Zap suyu keneraında karşılaştılar. Mücade başladıktan bir süre sonra Bizans kuvvetleri sahte bir çekilme yaptılar. Bizans kuvvetlerinin yenildiğini düşünen Türkmen kuvvetleri ganimet toplama telaşına düşünce pusuya düşmüş oldular (1047). Başta hanedan üyesi Hasan olmak üzere Türkmenlerin önemli bir kısmı katledildi.

AKIL OYUNLARI FİLMİNİN ELEŞTİRİSİ

  Film Hakkında Kısa Bilgi:  Akıl Oyunları  ( A Beautiful Mind ), Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Amerikalı matematikçi  John Nash’in  hayatına d...