3 Ocak 2021 Pazar

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ TARİHİ -14- ALP ARSLAN DÖNEMİ- MALAZGİRT SAVAŞI ÖNCESİ SEFERLER VE MALAZGİRT SAVAŞI

 

Selçuklu Emirlerinin 1066-1070 yılları arasındaki Anadolu Faaliyetleri

Doğu Roma imparatoru
 IV. Romanos Diogenes
Selçukluların 1066 yılından itibaren Bizans topraklarına akınları artırmışlardı. Selçuklu kuvvetlerinin başında Afşin, Ahmetşah, Dilmaçoğlu Muhammed gibi emirler vardı. İmparator Romanos Diogenes, bu akınları durdurak için Anadolu’ya kuvvet gönderdiyse de başarılı olamadı. Bunun üzerine imparator bizzat ordunun başında sefere çıkarak Kayseri’ye kadar ilerleyip Selçuklu akıncılarını mağlup etti. İmparatorun esas amacı Selçuklu akıncılarının ana merkezi olan Ahlat ve çevresini ele geçirmek için Harput’a kadar ilerledi.  Ancak imparatorun bu seferine karşı Selçuklu akıncılarının bir kısmı güney tarafından Konya ve Karaman dolaylarında yağma yaptıklarını duymuş ve derhal akıncıların önünü kesmek için tekrar Kayseri’ye ulaştı. Selçuklu akıncıları imparatorun önünden geçerek Halep’e ulaştılar. 




İmparator ise tam olarak amacına ulaşamayarak geri çekilirken yerine Manuel Komnenos’u Anadolu’ya göndermeye karar verdi. Bu sırada sultanla arası bozulan eniştesi Er Bağsan emrindeki Türkmenlerle Anadolu’ya girmişti.  Onu takiple görevlendirilen Afşin de arkasında Anaolu’ya girdi. Er Bağsan Bizans’ın doğu kumandanı Manuel’i karşısında görünce onu mağlup etmiş ve esir etmişti, ona sultanla arasının bozulduğunu ve Afşin’in takibinden buralara kadar geldiğini söylemiş Manuel de ona sığınma hakkı vereceğeni söyleyerek anlaştılar. Er Bağsan, beraberindekilerle İstanbul’a ulaştı. Afşin de onu takip ederken Kapadokya’yı vurmuş Afyon ve Uşak taraflarından Denizli civarına kadar ulaşıp ardından İstanbul Boğazı’na kadar ulaşmıştı. Afşin, imparatora sultanın isteği olan Er Bağsan’ın teslimini talep etmişti. Bu talep reddedilince Afşin geri dönmek durumunda kaldı, geri dönüş yolunda bir çok bölgeyi istila etti. Ahlat’a ulaşan Afşin durumu Halep’te bulunan sultana bildirdi.

Malazgirt Savaşı

Orta Doğu’da önemli devletlerden biri de Mısır’daki Fatımi halifeliğidir. Halife el Mustansır (1029-1094) zamanından itibaren devlet yönetimi iyice bozulmuş Fatımi devlet yöneticileri ve kumandanlar birbiriyle çekişmeleri devletin zayıflamasına neden olmuştu. Bu nedenle Fatımi devletinin vezirlerinden yıkılan Hamdan devleti hükümdarlarının soyundan gelen Nasırüddevle el Hamdan, rakipleri karşısında zor durumda kaldığından Selçuklu sultanına mektup yazarak Mısır’a gelip burada hakimiyet kurması için davet etmişti. Vezirin davetini amacına uygun gören Sultan Mısır’da Selçuklu egemenliği kurmak için Azerbaycan üzerinden Doğu Anadolu’ya girmiş yol üstünde Tuğrul Bey döneminde kuşatılan Malazgirt ve Erciş kalelerini ele geçirdikten sonra Amid taraflarında karargahını kurduktan sonra bölgede Bizans’a bağlı bulunan Tulhum ve Siverek kalelerini ele geçirdi. Urfa’yı kuşattığı halde alamayan sultan fazla vakit geçirmek istemediği için Halep’e ulaştı. Halep Emiri Mirdasoğlu Mahmut’u huzuruna davet etse de Mahmut sultana önce tabi olmadı. Sultan kuşatmada Halep’e zarar vermek istemediği için büyük saldırı yapmamıştı. Ancak başka kurtuluş çaresi bulamayan Mirdasoğlu Mahmut ve annesi Oğuz kıyafetleriyle sultanın huzuruna çıkarak bağlılık arz edince Halep emiri eski görevinde bulundu. Sultan ardından Şam’a doğru harekete geçip Mısır’a ulaşmayı düşünmekteydi. 

En güçlü dönemlerinde Fatımilerin sınırları


Malazgirt Savaşı Öncesi Bizans İmparatorluğu: 1062’de Türk kökenli Macarlar ardından Oğuzlar ve Peçenekler Bizans topraklarına saldırarak  Balkankar'da Bizans’ı zor durumda bırakmışlardı.  Bu Türk saldırılarının ardından Kıpçak boyu da Rus steplerinden Balkanlara inmiş ve aynı tahribatı yapmışlardı. Bizans’ı bu zor koşullardan kurtaran Balkanlardaki Türklerin arasında yayulan salgın hastalık oldu. Ancak Bizans’ın başı Doğu Anadolu’dan yeni bir tehdit baş göstermişti, Oğuzların Kınık boyuna mensup Selçuklu Türkleri oldu.

Doğu Roma'nın İstanbul şehri bayrağı


 Bu arada Bizans imparatoru Konstantinos X. Dukas’ın 1067’de ölümü üzerine Mikhail, Andronikos ve Konstantines adına hanımı Eudokia, yönetimi üzerine almış olsa da imparatorun kardeşi ceaser Ionnes Dukas yönetimde etkin olmaya devam ediyordu. Bu ceaserin muhalefetine rağmen Kapadokya asillerinden general Romanos Diogenes ile evlenmiş ve böylece tahta Romanos IV. Diogenes (1068-1071) geçmişti. Bizans ordusunun çürüme içinde olmasına rağmen  Romanos IV. Diogenes, nispeten başarılı olan 1068 ve 1069 tarihli Anadolu seferleri ardından çoğunluğu yabancı kökenli Peçenek, Oğuz, Norman ve Franklardan oluşan bir ordu kursa da üçüncü seferinde mağlup olup imparator esir düşecekti. Bizans imparatorunun yenilmesine disiplinsiz ordu kadar ceasarın oğlu Andronikos Dukas’ın savaş meydanını terk etmesi de etkilidir.  

Andronikos Dukas'ın ihanetine uğrayan imparator esir düşer


Sultan, Mısır yolundayken Bizans imparatorundan kendisine bir elçi aracılığı ile mektup ulaştırılmıştı, imparatorun gönderdiği mektupta Malazgirt, Ahlat, Erciş ve Menbiç şehir ve kalelerinin terk edilmesini aksi takdirde güçlü bir orduyla sefere çıkacağını söylemişti. Elçiyi geri gönderen sultan, Anadolu’nun batısından Ahlat’a ulaşan Emir Afşin’den imparatorun güçlü bir ordu hazırlayıp yola çıktığını haber etmesi üzerine Mısır seferinden vazgeçse de Şam’ı fethetmek üzere ordusunun bir kısmını burada bırakmış kendisi de önlem almak için Musul’a gitmişti; Selçuklu askerlerinin yorgun olanlarını terhis eden sultan zinde kuvvetlerle yaklaşık iki yüz bin kişiden oluşan Bizans kuvvetleriyle çarpışmak için harekete geçildi.  Bazı İslami kaynaklar Bizans kuvvetlerinin sayısını altı yüz bin kadar yazsalar da büyük bir ihtimalle bu abartılmış sayıdır. Ancak Bizans kuvvetlerinin ağırlığını 2400 araba taşıyorken, savaş mühimmatları arasında 1200 asker tarafından çekilen ve 10 kantar (2400 kg) taş atan bir mancınık dikkat çekiyordu. Bizans kuvvetlerinin düzeni karşıktı; Balkanlardan getirilen Peçenek, Uz (Oğuz), Kıpçak gibi Türk boyları saf tutarken Slav, Bulgar, Alman, Frank, Ermeni, Gürcü paralı asker ve eyaletlerden toplanan askerler bir aradaydı.

Doğu Roma'nın ücretli Türk askerleri


Bizans imparatorluk savaş meclisi Kapadokya’da toplanmış, genç subaylar İran’ın içlerine kadar Selçukluların vurulmasını görüşü hakim olmasına rağmen ordudaki tecrübeli subaylar sadece Erzurum’a kadar ilerlenip Selçuklu akınlarının durdurulmasının daha uygun olduğu görüşü kabul edilmedi. İmparator genç subayları dinleyip önce Erzurum’a kadar ulaşmış, öncü olarak Uz ve Franklardan oluşan otuz bin sayıdaki kuvvetlerini sevk ederken on iki bin kadar askerini de erzak bulmak için görevlendirmişti. İmparator yanında kalan birliklerle Selçukluların eline geçen Malazgirt kalesini kuşattı. Kale içindekiler aman dileyerek teslim olsa da Bizanslılar onlara acımadı.

Sultan Alp Arslan, Bizans’ın Anadolu’da ilerlediğini haber alınca süratle Fırat Nehri’ni geçerken ordusundaki at ve develerin büyük bir kısmı boğulmuş ve ordu ağırlıklarını kaybetmişti. Sultanın yanında sadece Horasan ve Azerbaycan kuvvetleri kalınca Erzen ve Bitlis yolundan Ahlat’a gitti. Hatununu ve çocukları ile hazineyi veziri Nizamülmülk ile Hemedan’a gönderdi. Vezir oradan güçlü kuvvetler yollayacaktı. Bu sırada imparator Gürcistan’ı ele geçirmek için yirmi bin askerini göndermiş otuz bin askerini de Ahlat üzerine sevk etmişti. Ahlat üzerine giden Bizans kuvvetleri Selçuklu süvarileri tarafından durdurulunca imparator sultanın Ahlat’ta olup olmadığını öğrenmek için Nikephoros Bryennios,  görevlendirilse de Selçuklular bu kuvvetleri de bozguna uğrattılar.İmparator halen bu Selçuklu kuvvetlerini akıncı zannedip önemsememesi saldırıyı geciktirmesine neden oldu. Bu sıralarda Emir Sunduk da Basilakes Magistros kumandasında gönderilen Bizans kuvvetlerini mağlup etmiş ve kumandanını esir etmişti.

Selçuklu kuvvetleri yaklaşık 50.000 askerden oluşmasına rağmen sultanın yanında Bizans kuvvetlerini yaptıkları akınlarıyla iyi bilen Afşin, Savtegin, Sunduk , Ay Tegin,Gevherayin gibi akıncı beyleriyle ve Artuk, Danişmend, Mengücek, Çavlı, Çavuldur, Porsuk ve Tutak gibi değerli emirler bulunuyordu. Sultan, Ahlat’tan hareket ederek Ahlat- Malazgirt arasında Rahve denilen mevkide karargahını kurarak ovaya hakim olmuştu. Buna rağmen sultan ordular arasındaki sayı farkı nedeniyle meydan savaşı yapıp yapmama konusunda tereddüdü olduğu için Bizans kuvvetlerini de incelemek ve barış önerisinde bulunmak için imparatora Emir Savtegin’i elçi gönderdi. Bizans imparatoru sultanın sıkıştığını düşündüğünden barış teklifini reddetti. İmparator elçi heyetini kabaca karşılayarak      “Hamedan’ın soğuk olduğunu duydum, biz İsfahan’da kışlarken hayvanlarımız Hamedan’da kışlar.” Sözüne karşılık elçi “Hayvanlarınız Hamedan’da kışlayabilir ancak sizin nerede kışlayacağınızı bilemem.” Sözleriyle karşılık vermişti. Artık savaş kaçınılmazdı.

Doğu Roma kuvvetlerinin sayısal üstünlüğü vardı


Bizans imparatoru Romanos Diogenes merkez kuvvetlerde yer alırken Nikephoros Bryennios, Aliattes ve Andronikos Dukas gibi kumandanlar yerlerini almışlardı. Sultan Alp Arslan ise Buharalı imam Ebu Nasır Muhammed’in isteğine uyarak Cuma günü savaşılmasını  kabul etti.  26 Ağustos 1071Cuma namazını müteakip beyaz kıyafetler içinde “ölürsem kefenim olsun” ve “Bu gün burada ne emreden bir sultan ne de emir alan asker var; benimle gelmek isteyenler peşimde olsun istemeyenler gidebilir.” şekindeki konuşmasından sonra atını bizzat savaşa hazırladı.

Sultan Alp Arslan


Sultan ordusunu iki kısma ayırmış kendisi az bir kuvvetle düşmanın karşısına çıkmış diğer birlikler tepelerde hakim yerlerde yerlerini almışlardı. Savaş okçuların desteğiyle Selçuklu süvarilerin atağı ile başladı. İmparator bu süvarilerin yok edilmesi için taarruz emri verdi.Sultan emrindeki kuvvetler başarı ile uyguladıkları sahte ricat’e aldanan imparator Türkleri takip için karargahından uzaklaşmıştı. Bu sıralarda Bizans kuvvetlerinin sağ kanadında yer alan Uz ve Peçeneklerden bazı kuvvetlerin soydaşları olan Selçuklu tarafına geçmesiyle Bizans’ın sağ kanadı darbe almıştı. Bu sıralarda Bizans kuvvetlerinin Selçuklu ana kuvvetlerine yaklaştığı sırada sultanın Selçuklulara genel taarruz emriyle Selçukluların saldırdığını gören imparator hata yaptığını anlayarak geri çekilmeye karar verdi. Ancak, Selçuklu kuvvetlerinin ortaya çıkışı ve kanatlardan imparatoru çember içine almaya başlamaları üzerine ihtiyat kuvvetleri kumandanı Andronikos Dukas, Bizans kuvvetlerinin yenildiğini ilan ederek geri çekilmiş bunu gören Ermeni kuvvetleri de savaş alanını terk etmişlerdi. 


İki ordunun karşılaşması


Bizans kuvvetleri ağır yenilgi almış imparator yaralı olduğu halde bir çok general esir edilmişti. Sultan esir edilen imparatora esir gibi değil bir misafir hükümdar gibi davranmış ona çadır kurdurulmuştu. Ardından huzura kabul edilen imparator ile sultan arasında antlaşma yapılmıştı, buna göre;

1.      İmparator kurtuluş akçesi olarak 1.5 milyon altın ödeyecek

2.      Bizans Selçuklulara 360.000 altın yıllık vergi ödeyecek

3.      Antakya, Urfa, Menbic ve Malazgirt Selçuklulara bırakılacak

4.      İmparator kızlarından birini sultanın oğullarından biriyle evlendirilmesine izin verilecek

5.      Bütün müslüman esir serbest bırakılacak

6.      Bizans gerektiğinde Selçuklulara askeri yardımda bulunacaktı.

Malazirt Savaşı’nın Sonuçları: Bizans kuvvetleri imha edildiği için Anadolu’nun akıncılar tarafından fethedilmesi kolaylaştı. Fethedilen şehirler Türkler tarafından iskan edildiler. Türkler Anadolu’ya yerleşmeyle eski bozkır yaşayışları terk edilmişti. Bizans imparatorluğunun zor durumu nedeniyle Haçlı Seferleri’nin tertip edilmesine neden oldu.

Bu barış antlaşmasından sonra Alp Arslan, imparatorun İstanbul’a gitmesine yanına yüz hassa askeri koruma vererek izin verdi. Bu sırada Bizans senatosu yenilgi üzerine toplanmış imparator olarak VII. Mikhail Dukas’ı seçmişti. IV. Romanos, yaptığı antlaşmaya sadık kalarak Tokat ve çevresinden topladığı 200.000 dinar ile 90.000 dinar değerindeki altın tabağı sultana göndermiş ardından tahtını almak için mücadeleye başlamıştı. Ermenilerden üç bin asker topladıktan sonra Amasya’yı ele geçirmiş ancak Constantin Dukas tarafından mağlubiyete uğratılmıştı. Romanos, Kilikya’ya ulaştıysa da yeni imparator üzerine Androniks Dukas’ı göndermiş ve bu komutan hile ile onu geçirmişti. IV. Romanos Kütahya’da gözlerine mil çektirilmiş ertesi yıl da Kınalıada’da sürgündeyken dramatik şekilde hayatını kaybetmişti. Bu gelişmeleri haber alan sultan, antlaşmanın bozulması nedeniyle kumandanlarına Anadolu’yu fethetmelerini emretti.


1 Ocak 2021 Cuma

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ TARİHİ -13-ALP ARSLAN DÖNEMİ - MALAZGİRT ÖNCESİ-SELÇUKLU EMİRLERİNİN ANADOLU FAALİYETLERİ

Selçuklu Emirlerinin Anadolu Faaliyetleri

Sultan Alp Arslan devlet içinde isyanları bastırdıktan ve düzeni sağladıktan sonra kendisine bağlı komutan ve emirlerin Anadolu’ya seferleri tekrar başladı. Sâlâr-i (Farsçada kumandan) Horasan adlı bir kumandan Amid (Diyarbakır)’de bulunan Tulhum kalesini kuşatsa da başarılı olamayarak Siverek üzerine yürüdü ancak burada bulunan Bizans’a bağlı Frenk askerleri tarafından püskürtüldü. Sâlâr-i Horasan, yardımcı kuvvetler tarafından güçlendirilmiş ordusuyla bu sefer Urfa’yı kuşattıysa da yine başarı sağlayamadı. Urfa’ya tekrar akınlar yapan Sâlâr-i Horasan, bu sefer beş bin kişilik Bizans kuvvetini yenmeyi başardı. Ardından 1066 yılı başında yine Amid kalesi önüne geldi. Amid hakimi Mervanilerden Nizamüddin, şehir kapılarını kapattı. Nizamüddin’in veziri Ebu’l Fazl İbrahim, Salar-i’ye otuzbin dinar karşılığında şehir durlarından ayrılmaya ve kendisini bu durumu görüşmek üzere şehre davet etmiş ancak tuzağa düşürülen Sâlâr-i Horasan, öldürülmüştü.

Malazgirt Savaşı öncesi (temsili) Selçuklu akınları


1066-1067 yılında Hacib Gümüştekin yanında Afşin, Ahmetşah gibi Türk beyler olduğu halde Anadolu’ya girdi. Bu Selçuklu kuvvetlei Amid’deki Tulhum’a ulaştıktan sonra El Cezire’de bulunan Nizip’i kuşatmışlar ancak mukavemet karşısında Hısn-ı Mansur (Adıyaman) taraflarına indiler. Bu arada Selçuklu akınlarına karşı koymak için Bizans on bin kişilik bir kuvvetle Selçuklulara saldırsa da komutanları Arvondanos esir düştü.  Gümüştekin ve beraberindeki kuvvetler ganimet ve esirlerle hareket merkezleri Ahlat’a geri döndüler. 

Selçukluların Anadolu'ya harekat merkez üssü Ahlat, Van Gölü çevresinde yer almaktadır.


Türk komutanlar arasında başlayan münakaşada Afşin, Gümüştekin’i öldürmiştü. Afşin, Gümüştekin’in öldürülmesine sultan Alp Arslan’ın kızacağından korkup kendine bağlı kuvvetlerle batı yönüne giderek Fırat Nehri’ni geçmiş Afşin’in kuvvetlerinin bir kısmı Antep civarına diğeri Antakya’ya ulaşmıştı.

Afşin bu başarılardan sonra Malatya üzerine yürüdü. Onu karşılayan Bizans ordusu dayanamayarak dağıldı. Afşin bu sefer Kayseri’ya ulaşarak burayı da ele geçirdi. Afşin, Karaman bölgesine de akınlar yaptıktan sonra Toros dağlarını aşıp Adana ve Seyhan taraflarına ulaşmış ardından merkez üssü Halep’e ulaşmıştı. 1068’de Afşin Antakya, Antep, Halep taraflarında yeni istila hareketi başlattı. Bu büyük başarılardan sonra sultandan kendisini affeden mektubunu alınca yüzbin altın ve hediyelerle sultan Alp Arslan’ın yanına gitmek için hareket etti.

Malazgirt savaşı öncesi Anadolu akınları yönü


Sultan Alp Arslan’ın İkinci Kafkasya Seferi ve Romanos Diogenes’in Anadolu ve Suriye Seferi

Sultan Alp Arslan, 1067 yılı içinde büyük bir orduyla Horasan’dan ayrılarak ikinci defa Aras nehrini geçerek Azerbcaycan’daki Şeki şehrine girdi. Sultan’a bağlı öncü kuvvetler komutanı Savtekin, farklı hanlıklardan oluşan Şeki bölgesini ele geçirirken Ahastan adlı yerel bir yönetici sultana bağlılık arz ederken İslam dinini kabul etmişti. Gürcü kralı IV. Bağrat ise savaşmaya yanaşmayarak kaçtı. Tiflis’in ele geçirilmesi ile Gürcü kral, sultana bağlı olmayı ve vergi vermeyi kabul etti. Tiflis ve Gence tarafları Fazluya’nın yönetimine verilerek Selçuklulara bağlı bir emirlik kurduruldu. Sultanın asıl amacı Anadolu’da ordunun başında fetihlerde bulunmaktı. Ancak Selçuklukarın doğusunda bulunan Batı Karahanlı hükümdarı Ebu İshak I. İbrahim b. Nasır’ın vefatı ile meydana gelen olaylar sultanın geri dönmesine yol açtı. Sultan geri çekilirken emirlerine ve kumandanlarına akınlara devam etme emrini vermişti. Bu kumandanlar arasında Er Basğan ve Emir Sanduk da vardı.

En güçlü dönemlerinde Doğu Roma (Bizans)


Bizans imparatoru X. Konstantinos Dukas’ın ölümünden sonra imparatoriçe Eudokia artan dış baskılar karşısında Bizans’ın önde gelen kumandanlarından Romanos Diogenes ile evlenerek iktidarı ona vermişti. 1068 yılı içinde iyi savunulmayan Anadolu’yu Selçuklu akınlarına karşı korumak amacıyla IV. Romanos (Romanos Diogenes) kendi memleketi olan Kapadokya ve çoğunluğu Norman, Frank, Oğuz ve Peçenek ücretli askerlerinin teşkil ettiği kuvvetli bir ordu toplayarak harekete geçti. 

Doğu Roma imparatoriçesi Eudokia 


Suriye taraflarına yönelen imparator, Kayseri yakınlarındayken Selçuklu akıncılarının kuzeyde Tokat ve Niksar’da  olduklarını öğrenir öğrenmez onları takibe koyuldu. İmparator akıncıları Divriği yakınlarında mağlubiyete uğrattıktan sonra Maraş taraflarına indi. Bu bölgede bulunan Selçuklu akıncı emiri Has Yınal mukavemet gösterince Bizans ordusu Kuzey Suriye’de Halep yakınlarındaki Menbiç’i kuşattıktan sonra ele geçirdi. Bu kuşatma devam ederken Hanoğlu Harun ve Halep Emiri Mahmut kumandasındaki Türk ve Arap kuvvetlerin karşı tarruzu sonuç vermemişti. Bizans imparatoru kalabalık ordusunun beslenme sıkıntısı nedeniyle zayiat vermemek için Torosları aşıp Orta Anadolu’ya girdi. İmparatorun Halep taraflarındayken Ahlat’ta Afşin ve Ahmetşah  kumandasındaki Selçuklu kuvvetleri Orta Anadolu’ya uzanan akınlar yaptılar. İmparator da kış yaklaştığından İstanbul’a dönmek zorunda kaldı.


BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ TARİHİ -12- ALP ARSLAN DÖNEMİ- MELİK KAVURT'UN İSYANLARI

 

Melik Kavurt ve Melik Kavurt’un I. ve II. İsyanları

Çağrı Bey’in büyük oğlu olup Dandanakan savaşı sonrasında toplanan mecliste kendisine Kirman ve çevresinin yönetimi verilmişti. Emri altında bulunan Oğuzlarla Kirman’a yapmış olduğu faaliyetlerde kuvvetleri önce başarısız olmuş(1043)  ancak daha sonrasında bizzat kendisinin komutasında yapılan seferde Kirman’da hüküm süren Büveyhî emiri Ebu Kalicar’ı mağlup ederek Kirman’ın merkezi Berdsir’i ele geçirerek Kirman Selçuklu devletinin temelini attı(1048). 

Kirman Selçukluları


Melik Kavurt Kirman’ın güneyinde yer alan Germsir’de bulunan kavimlerinin yaşadığı bölgenin dağlık olması Kavurt’un bölgeye hakim olmasını zorlaştırsa da Barcan dağı eteklerinde bu kavimlerin üzerine ani baskın yaparak bütün Kirman bölgesinde hakimiyet tesis etmiş oldu(1050). Hürmüz emiri Bedr İsa’nın yardımıyla Umman’ı fethetmek üzere deniz aşırı sefer yaparak Umman topraklarını Selçuklulara kolaylıkla bağladı. Daha sonra oğlu Emiranşah komutasında Sistan’ı fethetmek için gönderdiği ordu başarı sağlamadı. Kavurt sınırlarını batıya doğru genişleterek Şiraz’ı da egemenliği altına aldı.

İbrahim Yınal’ın çıkarmış olduğu isyanda kardeşi Alp Arslan ve Yakuti ile birlikte hareket ederek amcaları Tuğrul Bey’i zor durumdan kurtarmışlardı(1059).

Şebankare emiri Fazluye’nin egemen olduğu bölgeyi de egemenliği altına alan Kavurt, halife ve Tuğrul Bey adına hutbe okuttu. Ancak Tuğrul’un vefatından sonra kardeşi Alp Arslan’la taht mücadelesine girip kendi adına Kirman’da hutbe okutup para bastırması üzerine sultan onun üzerine ordu göndermesine yol açtı(1067). Ancak Kavurt af dileyerek sultanın huzuruna çıkması üzerine affedilmiş ve Kirman’a melik olarak tekrar tanınmıştı. Emir Fazluye’ye Selçuklulara bağlı olmak koşuluyla Fars bölgesinde tekrar hüküm sürmesi sağlanmıştı.

Alp Arslan bu olaydan sonra Merv’e gitmiş oğlu Melikşah’ı Karahanlı prenses Terken hatun ile diğer oğlu Arslanşah’ı ise Gazneli prenseslerden biriyle evlendirerek hanedanlar arası akrabalık ilişkisi kurmuştu.  1065 yılı içinde Seyhun’u geçerek Hazar kıyısındaki Üstyurt ve Mangışlak taraflarında akınlara yapan Kıpçak ve Türkmenler itaat altına almış daha sonra büyük dedesi Selçuk Bey’in Cend’teki mezarını ziyaret etmiş ardından Harezm’in merkezi Görgenç taraflarından Merv’e dönmüştü. 1066 yılı itibariyle Maveraünnehir civarındaki bütün bölgelerde Selçuklu egemenliği sağlanmıştı.

1067’da sultan Asp Arslan büyük bir törenle oğlu Melikşah’ı veliaht tayin edince Kavurt ikinci defa isyan etmişti. Sultan Asp Arslan, Kirman’ın merkezi Berdsir’e yürümüş Kavurt mağlup olarak Ciruft kalesine sığınmış ve takrar af dilemişti. Sultan kardeşi Kavurt’u tekrar bağışlamış ve Kirman’ın yönetimini yine kendisinde bırakmıştı.

İran'ın önemli bölgelerinden Kirman'ı fetheden Melik Kavurt 


Sultan Alp Arslan’ın vefatından önce Melikşah’a Kavurt’un Şiraz yönetiminde bırakılarak onun kontrol altında olmasını vasiyet etmişti. Kavurt, Alp Arslan’ın vefatından sonra yeğeni olan Melikşah’ı deneyimsiz gördüğünden üçüncü kez isyan etmiş ancak Emir Savtekin komutasındaki Melikşah’a bağlı kuvvetler  karşısında tutunamamış  ve Hemedan dağların akaçmaya çalışırken Emir Temirek tarafından yakalanarak sultanın huzuruna getirilmişti. Melikşah, amcasını affedecekken vezir Nizamülmülk’ün araya girmesiyle önce hapsedildi. Melikşah’a bağlı askerlerin bir kısmının alacaklarının artırılması için Kavurt’u başa geçirecekleri söylemleri  üzerine Kavurt öldürüldü.

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ TARİHİ -11- SULTAN ALP ARSLAN'IN İLK DÖNEMLERİ VE ŞEDDADİLER

 

Sultan Alp Arslan Dönemi (1063-1071)

Sultan Alp Arslan, sultan olma iddiasında bulunan hanedan mensuplarını berteraf ettikten ve  devlet yönetiminde de gerekli düzenlemeler yaptıktan sonra fetih hareketlerine başladı. 1064 yılında güçlü bir orduyla başkent Rey’den hareket ederek Doğu Roma (Bizans)  imparatorluğu topraklarına doğru ilerledi. Azerbaycan’ın Merend (Günümüzde İran yönetiminde)  şehrine ulaştığı zaman Anadolu’ya akınlarda bulunmak için Tuğtekin ona yollar hakkında malumat vermek için katılmıştı. Sultan, Merend’ten Nahçivan’a ulaşmış ve Aras Nehri’ni geçerek Gürcistan’a girdi. Aslında Gürcistan’da farklı prenslikler Bizans’ın ileri karakol konumunda olduğu halde Selçuklular iki ordu halinde ayrılarak sultanın bizzat komuta ettiği kuvvetler Tiflis ve Çoruh arasındaki topraklarda bir çok kale ele geçirmişti.



Selçuklularda sultanın oğlu Melikşah ve Vezir Nizamülmülk’ün başında yer aldığı kuvvetler Aras Nehri civarında bir çok kale fethetmişlerdi. Çıldır Gölü kuzeyinde birleşen iki Selçuklu kuvveti müstahkem olan Ahılkelek’i ele geçirince  Lori prensi Kuirike (Georgi) Selçuklara vergi ödeyerek tabi olmayı seçti. Alp Arslan daha sonra Ermeni krallığının merkezi konumunda olan yine müstahkem olan Ani kalesi çevresi hendeklerle çevrili ve kalelerinin sağlamlığına rağmen temin edilen kuleler ve mancınıklar yardımıyla fethedilmişti. Aslında şehri savunan iki Bizans valisi Gürcü Bağrat ve Grigor kaleye kapandılar. Ancak,  Ani kalesinin fethi üzerine halife Kaim Biemrillah, sultana fethin babası anlamına gelen “Ebu’l Feth” lakabını vermişti.

Kars’ın Ermeni prensi Gagik (Hayık), sultanı Kars’a davet ederek ona tabiyetini sundu. Gagik’in Selçuklu elçisini siyah elbiselerle karşılaması ve Tuğrul Bey’in matemini tuttuğunu söylemesi Alp Arslan’ın iltifatına neden olmuştu. Gagik daha sonra ülkesini Bizans’a terk ederek inzivaya çekilmişti.  Ani kalesi ise Şeddadi emirinin yönetimine bırakıldı.

Sultan Alp Arslan, kardeşi Kavurt’un isyan ettiğini haber alınca daha fazla ilerlememiş Rey’e doğru harekete geçmişti.

 

Şeddadiler (951-1175)

Abbasi halifeliğinin zayıflamasında sonra Doğu Anadolu’da ortaya çıkan yerel hanedanlardan biridir. Arap ve Kürt olmaları konusunda ihtilaf vardır. Alp Arslan’ın Ani ve çevresinin yönetimini bu hanedanın yöneticilerinde Ebu Şüca’ Menuçihr’e vermiş, bu komutanda sınırlarını Bizans alehine genişletmeye başlaması üzerine Bizans’ın harekete geçmesinden çekinerek surları tahkim etmişti. Şaddadilerin Gürcülerle mücadelesi devam etmiş hatta bir ara Ani’yi onlara kaptırmışlardı. Irak Selçuklu sultanı Arslanşah’ın Gürcülere yapmış olduğu 1163 tarihli sefer sonunda Ani kalesi geri alınmış ama bu olaylardan sonra Şeddadilerin ortadan kaldırılmışlardır.

Şeddadiler


31 Aralık 2020 Perşembe

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ TARİHİ -9-10- TUĞRUL BEY'İN SON DÖNEMLERİNDEKİ ÖNEMLİ OLAYLAR

 

Arslan Yabgu'nun oğulları Melik Kutalmış ve Melik Resultekin kardeşlerin Tuğrul Bey’e isyanları

Kutalmış ve Resultekin kardeşler Arslan Yabgu’nun oğullarıdır. Arslan Yabgu’nun Gazneliler tarafından edir edilmesinden sonra Selçuklu ailesinin başına Musa Yabgu geçmiş olsa da yönetim Mikail’in oğulları olan Tuğrul ve Çağrı Beylerin elindeydi. Kutalmış ve Resultekin babaları Arslan Yabgu olması nedeniyle sultan olma iddiasında zaman zaman bulundular.  Tuğrul Bey, Musul seferindeyken Şiraz bölgesi meliki Resultekin isyan etmiş ancak Şiraz valisi Hezar, onu mağlup ve esir etmişti. Resultekin, halifenin araya girmesiyle affedilmişti.

Kutalmış'ın oğullarının hüküm sürdüğü Anadolu Selçuklu Devleti


İbrahim Yınal’ın ikinci isyanı (1058) sonrasında Kutalmış 1061 yılında isyan etmişti. Önce isyan ederek affedilmiş olan Resultekin’in ona destek vermesi ile Kutalmış üyüce güçlenmişti. Tuğrul tarafından onların üzerine Humar Tekin komutasındaki kuvvetler gönderilse de onu mağlup ettiler. Bunun üzerine Tuğrul bizzat sefere çıktıysa da kardeşlerin sığınmış oldukları Gird-kûh Kalesi’ni ele geçiremedi. Tuğrul Bey, veziri Amidü’l-Mülk Kündûrî’yi onlarla görüşmesi için görevlendirse de görüşmeler sonuçlanmadan Tuğrul Bey vefat etmişti.

Arslan Yabgu’nun oğulları sürekli olarak amcazadelerine isyan etmişlerdi. Selçukludaki Arslan Yabgu soyundan gelenlere Yabgular denilirken Büyük Selçuklu sultanlarına Selçuklu  denmekteydi. Bu Hanedan içi mücadele Selçuklu tarihi boyunca Yabgulu ve Selçuklu çekişmesi şeklinde yaşanmıştır.

Besasiri Meselesi ve Tuğrul Bey’in II. Bağdat Seferi

Ebu Mansur el Besasiri denilen Arslan Besasiri, Büveyhi devletinin önemli kumandanlarından biriydi. Büveyhî devletinin zayıflaması ve ortadan kalkmasıyla Irak bölgesinde otorite boşluğu ortaya çıkmış ve Bağdat’ta kuvvetlenen Besasiri halife üzerinde kontrol sağlamıştı. Besasiri’ni Mısır Fatımi halifesi Mustansır ile mektuplaşması halife ile arasının bozulmasına neden olmuştu. Bunun üzerine halife Tuğrul Bey’e ısrarla Bağdat’a kendisini zor durumdan kurtarmak için davet etmişti(1055). Bunun üzerine Tuğrul Bey, Bağdat’a ilk seferini yapmış daha sonra Büveyhîlerin hükümdarını el Melikü’r Rahim’in tutuklanıp Sirevan kalesine hapsedilmesi emrini vermişti. Arslan Besasiri, Tuğrul’un Bağdat’a girdiğini habe ralınca Hire emiri Dubeys b. Bedran’ın yanına daha sonra Rahbe’ye emrinde önemli miktarda Türk kuvveti olduğu halde gitmişti. Fatımi halifesinin desteği ile güçlenen Arslan Besasiri, Tuğrul Bey’in emriyle kendisi üzerine Selçuklu meliki Kutalmış ile Musul Arap Emiri Kureyş'in komutasında bir ordu gönderilmiş ancak Kureyş’in Besasiri’nin tarafına geçmesiyle Kutalmış mağlup olunca Tuğrul Bey, bizzat sefere çıkma gereği hissetti. Besasiri’nin kaçması ve Tuğrul Bey’in zafer elde etmesi üzerine Tuğrul Bey siyasi yetkiyi üzerinde toplamıştı(1058).

Tuğrul Bey'in Bağdat seferleriyle Abbasilerin siyasi etkinliği sona erdirildi.


Tuğrul Bey’in Büveyhilerle mücade ettiği sırada Selçuklu hanedanından Arslan Yabgu’nun oğlu Resultekin; Ahvaz ve Şiraz taraflarında isyan etmiş, İbrahim Yınal da Fatımi ve Besasiri’nin teşviki ile ikinci kez isyan etmişti(1058).

Sultan Tuğrul Bey, Selçuklu meliklerinin isyanları ile uğraşmasını fırsat bilen Arslan Besasiri, Bağdat’ı savunacak gücü kalmayan Bağdat Şıhnesi Aytekin üzerine yürüyerek Bağdat’a gimeye muvaffak olmuştu.  Arslan Besasiri, bütün Irak ve el Cezire bölgesini eline geçirmiş oldu. Bağdat’ta Fatımiler adına hutbe okunduğunu haber alan Tuğrul Bey, İbrahim Yınal, isyanını sonuçlandırınca Bağdat üzerine yürümeye karar verdi. Tuğrul Bey, Besasiri ve Kureyş’e haber göndererek halifenin eşi Çağrı Bey’in kızı olan Arslan Hatun’un serbest bırakılması ve halifenin itibarının iade edilmesi isteği reddedilince 1059 yılında Bağdat’ girmeden Besasiri şehri terk etmişti. Halifenin teslim edilmiş olduğu Muhariş b. El Mücella, Besasiri’ye karşı direnemeyeceğini düşünürek halifeyi Tell Ubhara’ya götürmüştü. Tuğrul Bey, Anuşirvan komutasında süvari birliği göndererek halifeyi Bağdat’a getirtmiş ve onun önünde yer öpüp ona hürmet etmişti.

Daha  sonra Tuğrul Bey, yanında Gümüştegin, Erdem, Savtegin, Humartegin ve üvey oğlu Anuşirvan olduğu halde  Besasir’yi yakalamak için harekete geçti. Selçuklu kuvvetleri Hille’de Besasiri’yi yakalayıp öldürdüler (1060). Bağdat’ta hüküm süren Büveyhilerin egemenliğine son verildikten sonra Şirvan kolu özellikle melik Alp Arslan’ın akınlarıyla zayıflamış nihayet Kirman Selçukluları tarafından ortadan kaldırılmıştı.

Tuğrul Bey’i Bey’in Halifenin Kızı ile Evlenmesi ve Ölümü

Tuğrul Bey’in Bağdat’tan ayrılmasından sonra hanımı Altuncan Hatun vefat etmiş ve Rey’de toprağa verilmişti. Sultan, halifeye mektup göndererek halifenin kızıyla evlenmek istediği bildirmişti. Halife, Vasıt şehrinin teslimi ve üç yüz bin dinar başlık olarak verilmesi karşılığında kabul etmişti.  Vezir Amidülmülk, Arslan Hatun ve diğer Selçuklu emirleri Bağdat’a gönderilerek nikahla görevlendirilse da halifenin vazgeçmesi üzerine taraflar arasına soğukluk girmişti.  Nihayet işin içine tahdit de girince halife evliliğe rıza göstermek zorunda kaldı nihayet nikah 1062’de Tebriz’de kıyıldı. Ancak bu evlilik gerçekleştikten hemen sonra Arslan Yabgu’nun oğlu Kutalmış’ın isyanı nedeniyle Tuğrul Bey’in derhal harekete geçmesine neden olmuştu. Kutalmış’a kardeşi Resultekin de katılmıştı. Kutalmış ve Resultekin’in isyanlarına gönderilmiş olan Humar Tekin ve Vezir Amidülmülk kuvvetlerinin yenilmesi üzerine isyanı bastırmak için Tuğrul Bey, Bağdat’tan harekete geçmiş ancak Rey’de hastalanmış ve yetmiş yaşında olduğu halde vefat etmişti(1063).

30 Aralık 2020 Çarşamba

BÜYÜK SELÇKLU DEVLETİ-9 TUĞRUL BEY'İN BAĞDAT SEFERİ VE MERVANiOĞULLARI

Tuğrul Bey’in Bağdat Seferi (1055)

Abbasi halifesi Kaim Biemrillah, Bağdat’ta Büveyhî’lerin ve ordu kumandanlarından Arslan Besasiri’nin baskısı altına girmişti. Arslan Besasiri’nin Mısır merkezli Fatımi devletiyle iletişime geçmesi üzerine halife, telaşlanarak Rey’de bulunan Tuğrul Bey’e onu kendisini bu güç durumdan kurtarması için Bağdat’a davet etti. Bu daveti alan Tuğrul Bey çok kuvvetli ordusuyla yanlarında sekiz fil olduğu halde Bağdat’a hareket etti. Besasiri, Tuğrul’un yaklaşması üzerine Bağdat’tan çekilerek önce Hille ardından Rahbe’ye çekildi. Tuğrul Bey’in kendilerine katılması için vaatlerde bulunan Besasiri emrindeki Türkmenlerin büyük kısmı Besasiri’nin yanında kalmışlardı.

Tuğrul Bey'i uğraştıran Büveyhîlerin Türk komutanı Besasiri


Tuğrul Bey, Bağdat’ta büyük bir törenle karşılandı. Büveyhî hükümdarı el Melikü’r Rahim, kendi hanedanından Hüsrev Firuz ile halifenin tavsiyesine uyarak Tuğrul Bey’e ittiat bildirdi(1055).  Bu sıralarda Bağdat’ta bulunan Türk askerleriyle dil anlaşmazlığı nedeniyle arbede çıktı. Bu durumdan faydalanan Deylemli Büveyhî askerleri Selçuklu kuvvetlerine saldırdılarsa da bu hareket bastırılarak asiler idam ettirildi. Bu olayın sorumlusu olarak değerlendirilen el Melikü’r Rahim, Tuğrul’un emriyle yakalanarak hapsedilmiş ve böylece Büveyhî devleti yıkılmış oldu. Bağdat’ta düzen sağlandıktan sonra Tuğrul, emîr Aytekin’i Bağdat askeri valiliği olan Şıhneliğine tayin etti. Büveyhî devlet hazinesine el konuldu. “Sultaniyet” adı altında toplanan vergiler Selçuklu hazinesine aktarıldı, halifenin yıllık geliri elli bin dinar ve   beş yüz batman buğday olarak belirlendi.

Güçlü dönemlerinde Abbasiler


Bu olaylardan sonra Tuğrul, şehrin yeniden imar edilme emrini verdi. Şehrin Dicle kıyısında saray, cami, konaklar ve kışlalar inşa edildi.  Bu inşalarla yen bir şehir kurulmuş oldu, bu şehre Tuğrul Bey adı verildi. Artık Tuğrul Bey, kabullerini burada yapıyordu. Ayrıca Selçukluların sultanı  burada para bastırdı böylece Abbasi halifesinin elinde sadece dini yetki bırakılırken Tuğrul Bey, ekonomi, askeri ve siyasi otoriteyi şahsında toplamıştı. Halife, Çağrı Bey’in kızı Arslan Hatun ile evlenmesi iki hanedan arasında akrabalık bağı oluşturmuştu.

Arslan Besasiri, yanındaki Türkmen askerler ve Fatımi halifesi Mustansır’dan aldığı destekle Rahbe’de Selçuklulara karşı bir ordu kurmuştu. Tuğrul Bey,  Besasiri’ye karşı Arslan Yabgu’nun oğlu Kutalmış ile Musul emiri Kureyş’i görevlendirmişti. Selçuklu meliki Kutalmış’ın Sincar’da Besasiri’nin kuvvetlerine yenilmesi üzerine sefere bizzat Tuğrul Bey’in çıkmasına neden oldu(1057). Tuğrul Bey’in seferine Selçuklu melikleri İbrahim Yınal ve Yakuti, kuvvetleriyle katıldılar. Bunun üzerine Selçukluların ilerlediğini haber alan Besasiri, Selçuklu kuvvetleriyle karşılaşmayarak Mısır’a kaçmayı uygun gördü.  Selçuklu kuvvetleri bu sefer sonucunda Sincar ve Cizre ele geçirildiler. Sincan emiri ve askerlerinin bir kısmının Kutalmış’a yardım etmemeleri nedeniyle cezalandırıldıklarını gören Amid emiri Mervanoğlu yüz bin dinar göndererek itiat bildirdi.

Mervanioğulları (983-1085)

Meyyafarikin (Silvan) merkez olmak üzere Bâd (Bâz) lakaplı Ebû Şücâ Abdullah Hüseyin tarafından kuruldu. Mervanioğullarıından Ebû Ali Hasan b. Mervân, el Cezire bölgesinde hüküm süren Hamdanilerle mücadele etmeye başlayarak topraklarını genişletmeye başlamış ardından Halep Hamdani emiri Seyfüddevle Ali  ile akrabalık kurarak hanedanlarını güçlendirmeye başlamışlardı. Tuğrul Bey’in Bağdat seferinden sonra (1055-1057) Selçuklu hakimiyeti kabul etmeye başlamışlardı. Malazgirt Savaşında on bin asker gönüllüyle Selçuklulara yardım etmişlerdi(1071). Alp Arslan’ın oğlu Melikşah’ın kardeşi Suriye Selçuklu Meliki Tutuş’un emir  Mansur’u tutuklatması üzerine Mervaniler güç olmaktan çıktı.

Mervanioğullarının hakimiyet alanları


Arslan Besasiri’nin üzerine yapılan seferden sonra Tuğrul Bey kardeşi İbrahim Yınal’ı Musul valiliği görevine getirerek Bağdat’a dönüşü ardından hali tarafından “el melik’ül mağrib ve’l meşrik” (doğu ve batının meliki) ilan edilmiş ve kendisine Ebû Talib künyesi ve Rükneddin lakabı tevcih edilmişti.


BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ TARİHİ -8- TUĞRUL BEY'İN ANADOLU SEFERLERİ

 

Tuğrul Bey’in Anadolu Seferi (1054)

Bizzat Tuğrul Bey’in komutasında Büyük Selçuklular Anadolu topraklarına sefer yapmaya karar vermişlerdi. Tuğrul Bey, 1054 yılında Bargiri (Muradiye) kalesini kuşatarak ele geçirmesi üzerine Ercişliler Bargiri’nin durumuna düşmemek için kaleyi hediyeler sunarak teslim etmişlerdi.

Tuğrul Bey, iyi tahkim edilmiş  Malazgirt kalesini muhasaraya alırken kuvvetlerini üçe bölmüştü:  Birinci ordu; Çoruh istikametinde Bayburt’a kadar ulaştılar ancak buradaki kuvvetler tarafından püskürtüldüler. İkinci ordu; kuzeyde Kafkasya’dan, batıda Canik taraflarına ve güneyde Toros dağlarına kadar çok geniş bir alanda akınlarda bulundular. Üçüncü ordu; Kars taraflarında Kars Ermeni prensi Gagik’in kuvvetlerini mağlup eder. Tuğrul Bey’in asıl kuvvetleri ise Pasinler ovasından Erzurum’a kadar ilerlerse de karşısına Bizans kuvvetleri çıkmadığı için Malazgirt kuşatılmaya devam edildi, ancak Vasil adında bir Ermeni’nin mukavemeti ve Selçuklu mancınıklarını imha etmesi nedeni kışın da yaklaşması üzerine geri çekildi. Selçuklu kuvvetlerini geri çekilme yolunda Adilcevaz ele geçirildi( 1054-1055).

 

1000'li yıllarda Ermeni Krallığı

Tuğrul Bey Dönemi Selçukluların Anadolu Akınları

Gürcü Prensinin Selçukluları davet etmesi:  Sultan Tuğrul Bey’in Anadolu’ya yapmış olduğu 1055 tarihli seferden sonra bölgeye bir daha sefer yapmamasına rağmen Selçuklu hanedan üyeleri ve emirleri akınlara devam etmişlerdi. 1054 tarihinden itibaren Tuğrul Bey’e bağlılık arz eden Gence Emiri Şeddadilerden Ebu’l Esfar, ertesi yıl Ani ve çevresine sefer yaparak bölgeyi yağmaladı. Bu sefere mukabil Bizanslı komutan Nikephoros, Gence’ye kadar bölgeye saldırarak Gence Emiri’ni anlaşmaya zorlayarak yeğenini rehin olarak Bizans’a göndertti. Bizans’taki iç kargaşadan faydalanan Gürcü prensliği Bizans toprakların akınlarda bulunarak Erzurum’a kadar saldırı yapmışlardı (1057-8). Ani valisi Bizanslı komutan Katakalon, Gürcülere karşı saldırıda bulununca Gürcü prens İvanet, Türkleri yardıma çağırmak durumunda kaldı. Bunun üzerine Anadolu’ya giren Türk kuvvetleri Bayburt’a ulaştıktan sonra Kemah’a kadar ilerlediler, ardından iki kola ayrılan Türk birliklerinin biri Şebinkarahisar taraflarına doğru ilerlerken diğer birlikler güney yönünde Erzincan daha sonra Malatya’ya doğru ilerlerken ani saldırıya uğrayıp mağlup olarak Muş yöresine ulaştılar, burada “çanlı kilise” denilen mevkide büyük bir kısmı yok edildi.

Tuğrul Bey'in Anadolu Seferleri yönü


Çağrı Bey’in oğlu Yakuti’nin Anadolu akınları

Melik Yakuti, yanında önemli komutanlardan Sabuk (veya Saltuk) olduğu halde 1057 yılında yaptıkları akınları durdurmaya çalışan Bizanslı komutan Nikephoros Bryennios'un çabaları başarılı olmadı. Ani kalesi ele geçirilemese de Pasinler ovasına girip ardından Malazgirt ve Muş taraflarına doğru harekete geçtiler. Yakuti’nin göndermiş olduğu başka kuvvetler de Erzincan’a kadar akınlar yaptılar, Sivas şehri kuşatılıp Selçuklular şehre girdikten sonra ganimet elde ederek Azerbaycan’a geri döndüler. Tuğrul Bey’in talimatıyla Yakuti bu sefer Salari Horasan ile  Kapar ve Ermenilerin Kicaciç olduğu halde Bizans topraklarına 1059 yılında tekrar akınlara başladılar. Bizans imparatoru X.  Constantionos Lukas Selçuklu akınlarını önlemeye çalıştıysa da başarılı olamaz. Bu nedenle Normandiyalı Herve ve Urfa valisi Tavdanos’u Türklerle mücadele için görevlendirdi. Ancak Türklerin üslerine gitmiş olmasıyla Helve ve Urfa valisi onlarla karşılaşamadılar. Helve ve Urfa valisi, yerel hanedan olan Mervanoğullarının elinde buluna Amid’i kuşattılarsa da şehrin Rum kapısı denilen mevkide Urfa valisi hayatını kaybetti. Bizans kuvvetleri Herve komutasında Erzurum’a çekildiler.

Çağrı Bey'in oğlu Melik Yakuti'nin temsili resmi


Tuğrul Bey döneminde gerçekleştirilen bu akınlar Sivas ve Malatya doğusundaki bütün yerleşim yerlerine yapılması sonraki dönemlerde yapılacak fetih hareketlerine zemin hazırlayacak ve Bizans’ın askri anlamda sarsılmasına sebebiyet verecektir.

AKIL OYUNLARI FİLMİNİN ELEŞTİRİSİ

  Film Hakkında Kısa Bilgi:  Akıl Oyunları  ( A Beautiful Mind ), Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Amerikalı matematikçi  John Nash’in  hayatına d...