27 Nisan 2021 Salı

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ TARİHİ-20- MUHAMMED TAPAR DÖNEMİ (1105-1118)

 

Muhammed Tapar dönemi (1105-1118)

Muhammed Tapar’ın Meliklik dönemi: Sultan Melikşah’ın 1092’de vefatından sonra başlayan taht kavgasını Berkyaruk, kardeşi Mahmut’un annesi terken Hatun’un kuvvetlerini yendikten sonra sultan olmuştu. Sultan Berkyaruk, küçük kardeşi Mahmut’un ölümünden sonra diğer kardeşi Muhammed’le önce Bağdat’a gitmiş ardından Geonu nce’ye melik  olarak göndermiş yanına da Emir Kutlug Tegin’i atabeg olarak vermişti. Muhammed, Berkyaruk’un vezirlikten azlettiği Müeyyidülmülk’ün ve diğer bazı emirlerin tahrikiyle atabegini öldürdükten sonra saltanat iddiasında bulundu. (Yukarıda Berkyaruk döneminde iki kardeş arasındaki taht kavgası yer alıyor)

Sultan Melikşah'ın hanımı Karahanlı prensesTerken Hatun


Muhammed Tapar’ın Yeğeni’nden Saltanatı Alması ve Saltanat İddiaları: Muhammed Tapar, Berkyaruk’un ölüm haberini aldıktan sonra Bağdat’a hareket etti. Berkyaruk’un oğlu II. Melikşah çevresinde bulunan emirler Muhammed Tapar’ın huzuruna çıkarak onu sultan olarak tanıdılar. Böylece Muhammed Tapar, Büyük Selçuklu Devleti’nin sultanı oldu(1105). Muhammed, yeğeni Melikşah’ın atabegi Ayaz’ın tavırlarından dolayı onu öldürttü. Muhammed, Selçuklu ailesinden  Alp Arslan’ın oğlu Böri Bars oğlu Mengü Bars’ın saltanat iddiası nedeniyle gerçekleştirdiği isyanı bastırdı(1106).

Berkyaruk


Emir Çavlı Sakavu Olayı: Selçuklu Emiri Çavlı Fars ve Huzistan bölgelerinde yarı bağımsız şekilde hüküm sürerken Muhammed’e biat etmesi üzerine Sultan ona Musul ve çevresinin yönetimini vermişti. Ancak Musul’un sabık emiri Çökürmüş bu atamadan memnun değildi. Bu nedenle Çavlı, Çökürmüş’ü öldürünce Musul ileri gelenleri Çökürmüş’ün oğlu Zengi’yi başa geçirmeye karar verdiler. Musul’un yöneticileri Rûm Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan’ı Musul’a davet ettiler. Kılıç Arslan bu davet üzerine Musul’a ulaştı. Bu gelişmeler üzerine Emir Çavlı, Kılıç Arslan’ı Habur nehri kıyısında mağlubiyete uğratmış ardından Kılıç Arslan nehri geçmeye çalışırken boğularak öldü(1107). Emir Çavlı, Kılıç Arslan’ın oğullarından Şahinşah’ı sultan Muhammed’e gönderdi. Emir Çavlı’nın Musul’da da itiatsizlik yapması nedeniyle yerine Mevdûd b. Altuntekin  1108’de yönetici olarak gönderildi. Emir Çavlı’nın sultandan af dilemesi üzerine kendisi Fars valiliğine gönderildi.

Emir Mevdûd’un Haçlılarla Mücadelesi: Emir Çavlı’nın yerine Musul ve çevresinin idaresine gönderilen Mevdûd b. Altuntekin’e Haçlılarla mücadele görevi verilmişti. Emir Mevdûd sultandan aldığı emirle Ahlatşahlardan Sökmen el Kutbî ve Artuklulardan Necmeddin İlgazi’nin kuvvetleri birleşerek Kont Baudouin du Bourg idaresindeki Urfa Haçlı kontluğunu kuşattılar(1110). Bu kuşatma iki ay sürse de Haçlılara Antakya Haçlı Prinkepsi Tankred ve Kudüs Haçlı kralının takviye kuvvetlerinin gelmesi üzerine Emir Mevdûd, Harran’a çekilerek Dımaşk atabegi Tuğtekin’in yardıma gelmesini beklemeye başladı. Haçlılar da Türk kuvvetlerinin birleşmesinden endişe ederek Urfa çevresinden çekilmeye başladılar. Emir Mevdûd ve diğer Türk emirleri Fırat nehrini geçmekte olan Haçlı kuvvetlerine yetişip nehri geçemeyen Haçlıları kılıçtan geçirerek onların mallarını ele geçirmişlerdi. Daha sonra Urfa Haçlı kontluğu tekrar kuşatılmış Urfa ele geçirilemese de Urfa Haçlı Kontluğu’na önemli darbe vurulmuştu.

Sultan Muhammed’in emriyle Musul Emiri Mevdûd, ikinci Urfa seferine çıktı. Haçlılar, Fırat nehrinin doğunda direnemediklerinden dolayı nehrin batısına çekildiler. Kudüs Kralı Bauouin, Türk kuvvetlerini ancak Asi nehri kıyısında durdurabildi. Mevdûn bu defa da sadece emri altında bulunan kuvvetlerle Urfa önlerine gelerek yerli halktan bazıları ile anlaşmaya varmış kuşatmayı kaldırdığı izlenimi vererek çekilme izlenimi verdi. Urfa Ermenilerinin Mevdûd’a destek verip şehri Türklere teslim edecekleri istihbaratını alan Tell Başir yönecisi Joscelin de Courtenay, derhal yardıma gelerek şehrin düşmesini engellemiş ve Urfa Ermenilerini cezalandırmıştı. Emir Mevdûd amacına ulaşamayarak Musul’a geri dönmek durumunda kalmıştı(1112)

Kudüs kralının Dımaşk çevresinde yapmış olduğu saldırılardan bulanan Tuğtegin, Mevdûd’u yardıma çağırdı. Mevdûd’un yardıma gelmesi üzerine Haçlılar barış önerseler de Tuğtegin bu öneriyi reddetti. Türk kuvvetleri Haçlı kuvvetlerini mağlubiyete uğratmış Kadüs Haçlı Kralı Baudouin esir edilmiş ancak kral olduğu tanınmadığından kaçıp kurtulmayı başarmıştı (1113). Emir Mevdûd ve Tuğtegin’in başarıları İsfahan’da bulunan sultan Muhammed Tapar’a bildirilmişti. Emir Mevdûd’un Dımaşk’a Tuğtegin’le birlikte döndükten sonra bir batıni tarafından öldürülmesi Haçlılarla yapılan mücadele Türk tarihi açısından önemli bir kayıp olmuştu.

Emir Aksungur el-Porsuki’nin Haçlılarla Mücadelesi: Tuğrul Bey’in emirlerinden Porsuk’un memlûklarından olduğu için kendisi el-Porsuki de denilen Aksungur, Muhammed Tapar tarafından önce Bağdat şahneliğine tayin edilmişt (1105).Emir Mevdûd’un öldürülmesinden sonra 1113’te onun yerine Musul valiliğine getirilmiş ardından Urfa’yı kuşatmaya girişmişti. Yanında Selçuklu emirlerinden İmaddüddin Zengi, Sincan emiri Temirek ve Ayaz da bulunuyordu. Urfa Ermenilerinin Haçlılarla arası iyi olmadığından Aksungur’a başvurmuşlardı. Ancak Aksungur’un emirlerinden İlgazi ile arası açılınca    Urfa  şehri ele geçirilememişti. Asında İlgazi, Muhammed Tapar tarafından Berkyaruk’a sadakatinden dolayı önemli görevlerden azledilmesi üzerine Haçlılarla mücadelede gevşek davranmıştı. Artuklulardan İlgazi’nin üzerine yürüyen Emir Aksungur, mağlup olunca sultan tarafından görevden alındı.Emir İlgazi, Aksungur ile yaptığı çarpışmada Muhammed Tapar’ın oğlu Mesut’u da esir etmişti. İlgazi, sultandan korktuğu için Antakya Haçlı kontu Roger ile anlaşsa da daha ileride anlatacağımız gibi Haçlıları büyük bir bozguna uğratıp Roger’i esir edecekti.

Emir Porsuk’un Haçlılarla Mücadelesi(1115): Emir Aksungur’un görevden alınmasından sonra yerine Selçukluların emirlerinden Porsuk’un oğlu Porsuk Haçlılarla mücadelede görevlendirilmişti. Porsuk, Haçlıların üzerine yürüyecekken, Dımaşk Ayabegi Tuğtegin’in ve halep emiri ile İlgazi’nin  isyan etmesi üzerine sultanın izniyle isyanı bastırmak için Hama’yı yağmalamış ardından bölgeyi Humus valisi Hayırhan’a vermişti. Daha sonra Porsuk Kefertab üzerine yürüdü.Selçuklulara isyan halinde olan üç emir Kudüs kralı Baudouin ve Trablusşam Kontu Pons ile anlaşmışlardı. Porsuk geri çekilme görüntüsü vermesine aldanan müttefikler geri çekilince Kefertab’ı ele geçiren emir şehri Münkızoğullarına bıraktı. Porsuk, Tell Dânis istikametinde ilerleyen emire Haçlılar baskın yapıp onu mağlubiyete uğratmışlardı. Ordugahı ele geçirilen emir Porsuk esir düşmekten zar zor kurtuldu. Tell Danis yenilgisi üzerine Muhammed Tapar bir daha Haçlılara karşı bir ordu göndermedi ve emir Porsuk üzüntüsünden vefat etti. Büyük Selçukluların otoritesinin bölgede zayıflaması üzerine  el Cezire ve Suriye’de yerel hanedanlar ortaya çıkmaya başlamıştı. Tuğtegin ise sultandan af dilemiş ve kendisine Suriye’nin yönetimi verilmişti.

Gürcülerle İlişkiler

Selçuklulardaki taht kavgalarından ve bazı Selçuklu emirlerinin isyanlarını fırsat gören Gürcü kralı II. David Selçuklu ülkesine istila girişimi yaptı. II. David Hristiyan olan Kıpçak kabilesinden faydalanarak ordusunu kuvvetlendirmitşti. II. David, Gence taraflarına kadar ilerlese de Muhammed Tapar birleşik Gürcü-Kıpçak kuvvetleri üzerine güçlü bir ordu göndermiş ve onları bozguna uğratmıştı (1110) .

 

 

 

Batınilerle Mücadele(1107-1117) ve Muhammed Tapar’ın vefatı

Şii mezhebinin bir kolu olan İsmaililerin bir kısmına Batıni de denilmektedir. Hz Ali’nin soyundan olan altıncı imam Ca’fer es Sadık büyük oğlu olan İsmail’in imam olması gerektiğini düşünüp küçük oğlu Musa el Kazım’a imamlığın  geçmesi üzerine bunun haksız olduğunu düşünürler. Böylece şii dünyası da kendi aralarında da ayrılmış oldu.

Temsili Alamut Kalesi


Sultan Muhammed’i uğraştıran en önemli olaylardan biri de Batınilik mevzusu olmuştu. Batiniler, Melikşah döneminden itibaren kuvvetlenmeye başlamışlardı. Muhammed, Batinilere karşı önlemler alarak ilk önce  Şahdiz (Dizkûh) denilen kalelerine sefer yaptı. Kale ele geçirilip yöneticisi olan İbn Attaş esir edilerek bir çok Batıni’yi öldürttü. Sultan Muhammed, emir Çavlı komutasında Batınilerin üzerine ikinci sefer emrini verdi.  Alamut kalesi üzerine yapılan sefer kışın yaklaşması üzerine başarısızlıkla sonuçlandı. Sultan Muhammed döneminde Batiniler üzerine Atabeg Anuştegin gönderildi. Bu emir Batinilere ait olan Bîre kalesini ele geçirmeyi başardı. Anuştegin’in Alamut son Alamut seferi sultanın vefat haberiyle yarıda kalmıştı.

Sultan Muhammed Tapar, hastalıktan kurtulamayacağını anlayınca  beş oğlundan  Mahmud, Tuğrul, Mesud, Süleyman Şah, Selçuk Şah’tan Mahmut’u on üç yaşındaki en büyük oğlunu veliaht ilan etmiş ve emirlerden onun adına biat almıştı. Muhammed otuz altı yaşında İsfahan’da vefat etti.

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ TARİHİ-19- SULTAN BERKYARUK DÖNEMİ 3 (1093-1104)

 İLK HAÇLI SEFERİ VE BERKYARUK MUHAMMED TAPAR SAVAŞLARI

İlk Haçlı Seferi Başlıyor

Berkyaruk döneminin en önemli olaylarından biri de hiç şüphesiz Haçlım Seferleri’nin başlamasıdır. İlk sefer olan I. Haçlı Seferi’nde Haçlıların Antakya’ya kadar ilerlemiş ve kenti kuşatmışlardı. Musul Emiri Kürbağa, sultandan aldığı emirle Haçlıları durdurmakla görevlendirmişti. Ancak Firuz (Feyruz?)  adlı birinin ihaneti ile Haçlılar Antakya’yı ele geçirdiler(1098). Musul Emiri Kürbağa emrindeki kuvvetler, Suriye Selçuklu melik ve emirleri arasındaki anlaşmazlık ve geçimsizlikten dolayı Antakya ve Urfa’yı ele geçirip Kudüs’e ulaşmışlardı. Musul Emiri Kürbağa ise Musul’a çekilmek zorunda kaldı(1099).

Selçukluları en çok uğraştıran olaylardan Haçlı Seferleridir


Berkyaruk ve Muhammed Tapar mücadelesi

Sultan Berkyaruk’un Maveraünnehir’de devlet işlerini düzenledikten sonra kardeşi olan Muhammed Tapar’a Gence ve çevresinin valiliğini vermişti. Muhammed Tapar, veziri  Müeyyidülmülk tarafından teşvik edilerek sultanlık iddiasında bulundu. Muhammed Tapar, Azerbaycan’ı ele geçirdikten sonra Rey’e hâkim olmuştu(1099). Berkyaruk, kendi emirlerinden ve askerlerin önemli kısmının Muhammed’in tarafına geçmesi üzerine Huzistan’a çekilmek zorunda kaldı.

Birinci Savaş: Berkyaruk’un Irak’ta bulunan Selçuklu emirlerinin kendi tarafına geçmesi üzerine ordu toplamasına rağmen Muhammed’e yenildi. Emrinde elli civarında kişi kalan Berkyaruk, kendisi tarafından tarafından Horasan melikliğine getirdiği kardeşi Sencer’in yanına gitse de Sencer, diğer kardeşi Muhammed’in tarafını tuttu(1099). Muhammed’in tarafını tutan Bağdan şahnesi Sa’düddevle Gevherayn’in isteği ile hutbe Muhammed adına okundu.

İkinci Savaş: Berkyaruk bu sefer Huzistan’a giderek burada yeni bir kuvvet oluşturarak Hemedan’da Nihavend yakınlarında iki ordu karşılaşmış bu seferki savaşı Berkyaruk kazanmış Muhammed Tapar da kardeşi Horasan Meliki Sencer’in yanına gitmişti(1101). Berkyaruk, daha önce annesi Zübeyde Hatun’u öldürten savaşta esir ettiği Nizamülmülk’ün hırslı oğlu Müeyyidülmülk’ü boğdurdu.

Üçüncü Savaş: Berkyaruk’un emrinde yüzbin kişilik kuvvetle Bağdat’ta kendi adına hutbe okutmuş ancak muhtemelen mali nedenlerden dolayı askerlere gerekli ödemeleri yapmadığından askerler ondan ayrılmaya başlamışlardı. Bu nedenle Berkyaruk, Bağdat’ta çekilip Huzistan’a gitmek zorunda kaldı. Berkyaruk ile Muhammed Tapar, Rûdrâver’de karşı karşıya gelseler de halife Ebu’l Abbas el-Mustazhir Billah(1094-1118)’in araya girmesiyle iki kardeş aralarında anlaştılar(1101).Bu yapılan antlaşmaya göre;

a)       İki kardeşten Berkyaruk “sultan”, kardeşi Muhammed Tapar “melik” olarak tanınacaktı.

b)      Muhammed Tapar; Erran,Azerbaycan, Diyarbakır, el Cezire, ve Musul’a egemen olacaktı.

c)       Berkyaruk ise Büyük Selçuklu topraklarının diğer yerlerinde hüküm sürecekti.

Dördüncü Savaş: Muhammed Tapar birkaç ay sonra tekrar sultan olma iddiasıyla hükümdarlık alameti olarak “nevbet” çaldırarak sultanlığını ilan etmesi üzerine Sultan Berkyaruk, onun üzerine yürümüş Rey’de yapılan savaşı Berkyaruk kazanmış ancak Muhammed Tapar İsfahan’a çekilmişti. Berkyaruk kardeşini dokuz ay kuşatsa da Muhammed Tapar İsfahan’dan Azerbaycan’a kaçmayı başardı(1102).

Beşinci  Savaş: Azerbaycan’da  güçlü bir ordu kuran Muhammed Tapar yeniden kardeşi Berkyaruk’un karşısına çıkmış; Hoy şehri civarında yapılan savaşta (1103) Muhammed Tapar mağlup olarak yine kaçmıştı. Bu sıralarda Berkyaruk hastalanmış kardeşine yine anlaşma teklif etmişti: Bu antlaşmaya göre(1104);

a)       Muhammed Tapar’ın egemenliğinde olan Azerbaycan, Diyarbakır, el Cezire, Musul ve Suriye’de “sultan” olarak tanınacak ve beş nevbet çaldırabilecekti..

b)      Berkyaruk ise Rey, Cibal, Taberistan, Fars, Huzistan, Bağdat ve Hicaz’da “sultan” olarak tanınacaktı.

c)       Kardeşlerden Sencer’in melikliği Horasan’da tanınacaktı.

Kardeşlerin yaptığı anlaşmaya göre, Büyük Selçuklu devleti iki kısma ayrılmış; Horasan meliki Sencer, Muhammed adına hutbe okuyarak onun sultanlığını kabul etti. Bağdat’ta hutbenin Berkyaruk adına okunması Berkyaruk’a üstünlük sağlasa da bu uzun sürmemişti. Berkyaruk’un yaklaşık on iki yıl süren saltanatı hep iç isyanlarla geçmiş, taht kavgalarını bertaraf etmeye çalışarak sürmüştü. Berkyaruk 1104’te verem hastalığından ölmeden hemen önce emirlerine beş yaşındaki oğlu Melikşah’ı veliaht ona da Emir Ayaz’ı da atabeg ilan etmişti. Yirmi beş yaşında vefat eden Berkyaruk’un yerine oğlu Melikşah geçti(1104).

Berkyaruk, sultan kabul edilse de iki kardeş defalarca savaştı


BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ TARİHİ-18- SULTAN BERKYARUK DÖNEMİ 2(1093-1104)

 

Arslan Argun’un Sultan Olma İddiası

Berkyaruk’un ülkenin batı taraflarında kardeşi Mahmud ve Suriye Selçuklu Meliki Tutuş’la yaptığı saltanat mücadelesinden sonra amcası Alp Arslan’ın oğlu Arslan Argun da bağımsızlığını ilan etmişti. Arslan Argun, kardeşi Melikşah’ın vefatından sonra Nişabur’a hakim olmak istediyse de şehir halkı bu duruma izin vermeyince Merv’e yöneldi. Merv şıhnesi (askeri valisi) Kudan, şehir kapılarını ona açınca emri altına bir çok asker toplandı. Nizamülmülk’ün oğlu Fahrülmülk’ün elinden Belh’i aldı. Daha sonra Tirmiz başta olmak üzere hemen hemen bütün Horasan’a egemen olarak Berkyaruk ve onun veziri Müeyyidülmülk’e mektuplar yazarak atası olan Çağrı Bey’in topraklarının kendisine verilmesini istedi. Berkyaruk, ülkesinin batısındaki gailelerle uğraştığından ona cevap vermeyerek onun biatını kabul etmiş göründü.

  Alp Arslan’ın oğlu Arslan Argun


 Berkyaruk, Tutuş ve Mahmut’un iddiasını geçersiz kıldıktan sonra Arslan Argun’un meselesini çözmeye girişti. Arslan Argun’un üzerine diğer amcası Börü Bars’ı gönderdi; Börü Bars, emrinde Çağrı Bey’in kumandanı Yağız’ın oğlu Mesut  ve Altuntaş olduğu halde onların çabalarıyla Arslan Argun’u mağlubiyete uğrattı. Argun Belh’e çekilirken, Böri de Herat’ta kışlamaya karar verdi.Ancak, Altuntaş’ın kıskançlıktan dolayı askerler arasında itibarlı olan Emir Mesut ve oğlunu öldürtmesi Börü Bars’ın zayıflamasına neden oldu. Bu durumdan faydalanan Arslan Argun, Merv’i yakıp yıkınca Börü Bars, kardeşinin üzerine yürüdü, ancak yenilerek esir düştü. Daha sonra Arslan Argun kardeşini Tirmiz kalesine hapsedip orada boğdurdu(1095). Bu gelişmeler üzerine Arslan Argun bütün Horasan bölgesine egemen oldu. Ancak sert karakterli olan Arslan Argun’un Merv’deki sarayında bir kölesi tarafından hançerlenerek öldürülmesi (1097) üzerine Arslan Argun’un oğlu yedi yaşındaki oğlu Alp Argun  (veya Key Argun)’u geçirdilerse de Berkyaruk’un Horasan’a girmesi üzerine Arslan Argun’un askerleri huzura çıkıp Berkyaruk’tan af dilediler. Berkyaruk da amcasının oğlu olan Alp Argun’u affedip Hamedan’ın dirlik gelirlerini bağışlayıp onun iyi eğitim almasını sağladı. Berkyaruk, Horasan’ın idaresini küçük kardeşi Sencer’e bıraktı.

Berkyaruk dönemi başında Selçuklular


Berkyaruk Dönemi Karahanlılarla İlişkiler

Karahanlılar Tamgaç Buğra Kara Hakan’dan itibarek Doğu ve Batı olarak ikiye ayrıldılar. Doğu Karahanlıların Karahitayları mağlubiyete uğratmaları Karahitay saldırılarını ertelemişti. Berkyaruk döneminde daha çok Batı Karahanlılar ile siyasi ilişkiler kurulmuştu.

Sultan Beryaruk bütün Maveraünnehir’e egemen olduktan sonra Karahanlılar da Selçuklulara tekrar bağlılık arz ettiler. Berkyaruk,Batı  Karahanlılarda Kılıç Tamgaç Han Mesut’un üç halefini ard hükümdar ilan etmişti: Bunlardan birincisi Buğra Han Süleyman Süleyman Tegin b. Davût ilk başa geçirilen kağandı. Süleyman Tegin, Berkyaruk’un kız kardeşiyle evli olup Selçuklular arasında yaşıyordu.  Süleyman Tegin’in vefatıyla Tamgaç Han Ebu’l Kasım I. Mahmut (1097-1099) başa geçirildi. Üçüncü başa geçirdiği Karahanlı hanı Togan Han Kadır Han Cebrail b. Ömer(Harun Tegin)’dir. Harun Tegin, Selçuklu melikleri arasındaki taht kavgalarından yararlanarak Horasan’ı ele geçirmeye çalışınca Sencer tarafından öldürüldü(1102).

Bu sıralarda Berkyaruk’un amcaoğullarından Muhammed b. Süleyman b. Çağrı Bey, Gaznelilerin desteği ile isyan etse de isyanı Sencer tarafından bastırıldı. Böylece Sultan Beryaruk, bütün Büyük Selçuklu topraklarında egemenlik sağlamış oldu.

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ TARİHİ-17- SULTAN BERKYARUK DÖNEMİ (1093-1104)

SULTAN BERKYARUK DÖNEMİ (1093-1104) 
Terken Hatun’un oğlu Mahmut’u sultan ilan etmesi, Mahmut’un sultanlığı (25 Kasım1092-1 Ocak 1093) ve Berkyaruk’un Sultanlığı alması(1093): 

Çift başlı kartal, doğu ve batı hükümdarlığını sembolize eder ki bu Selçukluların bayrağı da olmuştur.








 Suriye Meliki Tutuş’un İsyanı(1094): Melikşah’ın hanımı Terken Hatun bu sefer, Suriye meliki Tutuş’u İsfahan’a davet ettiği sırada Tutuş zaten Suriye’de sultanlığını ilan etmişti. Tutuş, bu davet üzerine Urfa valisi Bozan ile Halep valisi Aksungur’un desteğini alarak İsfahan’a gitmek üzere Azerbaycan’a doğru yola çıktı. Ancak bu iki valinin Berkyaruk tarafına geçmesi zaten güçlü olan Berkyaruk kuvvetlerinin daha güçlenmesine neden olmuş, Tutuş ise Suriye’ye çekilmek zorunda kalmıştı. 


Büyük selçuklu sınırları ve başkentleri

   
 Melik Tutuş, sultanlık iddiasından vazgeçmemiş kendisine ihanet eden Aksungur ve Bozan emirleri 1094’te ortadan kaldırdıktan sonra Azerbaycan’a Ahlât üzerinden geçmiş ve Hamedan’a doğru Terken Hatun’un kuvvetleriyle birleşmek üzere hareket etmişti. Ancak, Terken Hatun İsfahan’da hastalanarak vefat etmişti. 


 Nusaybin taraflarında bulunan Berkyaruk, Tutuş’un ilerlediğini a İsfahan’a doğru yürümüş ancak yanında bin kişilik bir kuvvetin olduğunu öğrenen Tutuş, yeğeninin kuvvetlerinin mağlup edince Abbasi hilafetinin merkezinde bu defa hutbe Tutuş adına okunmuştu. Süratle İsfahan’a ulaşan Berkyaruk, burada bulunan ve annesi Terken Hatun tarafından sultan ilan kardeşi olan Mahmut’u tutuklatmış ve gözlerine mil çektirmek istemesine emirler karşı çıkmıştı. 
    
    Büyük Selçuklu tahtında bir süre oturan Melik Mahmut, çiçek hastalığından vefat etmesi (1094), Berkyaruk’un durumunu güçlendirmişti. Berkyaruk, artık amcası Melik Tutuş’un üzerine yürümeye karar verdi. Emrinde otuz bin askere karşı Tutuş’un emrinde on beş bin asker bulunuyordu. Tutuş’un asker ve emirlere kaba davranması ve Berkyaruk’un ordusundaki sultan Melikşah’a ait sancağının açılması üzerine, savaşı Tutuş kaybetmiş ve bu savaşta hayatını kaybetmişti. Melik Tutuş’un vefatına rağmen Suriye Selçuklu devleti bir süre daha varlığını devam ettirecek ve Sultan Beryaruk, amcaoğullarının yönetimini kendine bağlı olma kaydıyla kabul etmişti. Melik Tutuş’un oğlu Rıdvan, Halep meliki olmuş; Tutuş’un diğer oğlu Dukak ise Dımaşk (Şam) meliki olarak hüküm sürmüş böylece Suriye Selçukluları iki melikliğe bölünmüştü. Suriye Selçukluları, Atabey Tuğtekin’in bu devlete son verdiği 1117’ye kadar varlığını devam ettirmişlerdi.

24 Nisan 2021 Cumartesi

JUPİTER’İN UYDULARI-1- Jüpiter'in İç Uyduları

 


·         Bilindiği gibi gök cisimlerine antik çağ özellikle Roma ve Yunan mitolojisine dayanır.

·         Jüpiter en büyük gezegen olduğu için Romalıların en önemli ve kudretli  tanrısı olan Jüpiter (Yunanlılarda Zeus ) adı verimişti.

Jüpiter'in 79 uydusu vardır.


·         Halk rasında Jüpiter’in bilinen adı Erendiz veya Müşteri’dir.

·         Güneş Sistemindeki en büyük gezegen olan Jüpiter’in  bilinen 79 adet uydusu vardı. Bu uydular yörüngeleriyle fiziksel özellikleri bakımından çeşitlilik göstermektedir. Jüpiter’in bazı  uydularına mitolojik isimler verilirken yeni keşfedilen uydulara geçici isimler verilmiş ancak sonraki dönemlerde mitolojik isimler verilmesi beklenmektedir. Bu isimlerde genellikle Zeus’un önce eşleri veya sevgililerinin adları verilmişken sonraki süreçlerde mitolojide Zeus’un çevresinde yer alan kişilerin adları da verilmeye başlanmıştır.

·         Adlarını mitolojiden alan kahramanlarımızın bazıları  mitolojide önem arz ederken bazıları ise mitolojide silik kaldıklarını da görüyoruz.

Roma mitolojisinde Zeus’un karşılığı olan Jupiter’in  uyduları genellikle üç sınıfta incelenir:

·         İç Uydular: Bunlar, Jüpiter’e en yakın uydulardır ve Amalthea grubu olarak da bilinirler. Bu iç uydular Metis, Adrasteia, Amalthea ve Thebe‘dir.

·         Galileo Uyduları: Jüpiter’in en büyük uyduları olan Io, Europa, Ganymede ve Callisto; Galileo tarafından 1610 yılında keşfedilmişlerdir. Bu uyduların yarıçapları cüce gezegenlerinkinden bile büyüktür ve Güneş Sistemi’ndeki 8 gezegen haricindeki en büyük cisimlerdir. Hatta Ganymede’in çapı Merkür‘ünkünden de büyüktür. Jüpiter'in İç uyduları olan İoEuropaGanymede ve Callisto büyük ve aydın iken diğerleri soluk ve küçüktür.

 

·         Dış Uydular: Uzak yörüngeleri nedeniyle dış uydular düzensizdirler. Jüpiter’e en uzak olan cisimlerden oluşan bu uydular genellikle küçüktür. Bunların çoğu Jüpiter’in kütleçekimine sıkışmış asteroidlerdir

Jupiter’in İç Uyduları

1. METİS( Jüpter XVI)

 

Metis

·         Jupiter Gezegenine en yakın uydudur. Adını Yunanlıların Zeus Romalıların Jupiter dedikleri baştanrının eşlerinden olan Metis’ten almaktadır. İlahi bilginin ve kutsal aklın yani hikmet tanrıçası olan Metis’in babası Olimpios tanrılarının öncesi tanrılardan olan Gaia ve Uranos’un oğlu Okenaos’tur. Annesi ise Tetys’tir. Tetys, diğer büyük gezegen olan Satürn’ün uydularından birine adını vermiştir.

·         Metis mitolojiye şöyle konu olmuştur: Zeus’un ilk eşi olan Metis akıl tanrıçası Athena’nın da annesi sayılabilir. Şimşek çakan Zeus, babası olan Titan tanrılarının baştanrısı Kronos’u devirmek için Metis’ten akıl almıştır. Kronos’un kusturulmasında mide bulandırıcı ama tatlı olan içkiyi Metis hazırlamıştır. Zeus, Metis’in hamile kaldığınnı öğrenince Metis’ten doğacak çocuğun kendisini tahtından edeceği korkusuyla Metis’i yutmuştur. Zeus, eşi Metis’i yutunca ömür boyu iyi ve kötü hakkında fikir sahibi olmuştur.  Metis hamile olduğundan akıl ve sanatın tanrıçası olan Athena Zeus’un başından zırhıyla doğmuştur.

2. ADRASTEİA( Jüpter XV)

·         Bu uydu Jüpiter’ uzaklık bakımından ikinci uydu olup büyüklük olarak dördüncü uydudur.Adını Baştanrı Zeus’un yavruyken onu eğlendiren peri kızından almaktadır.


·         Baştanrı Zeus (Jupiter), annesi tarafından doğurulduktan sonra onu babası olan Kronos’tan korumak için Girit adasına yolladı.  Girit adasında bir mağarada saklanan Zeus, burada Amalthee denilen bir keçi tarafından süt verildi.  Adrasteia denilen peri kızı Zeus’u eğlendirmek için ona oyuncaklar getirerek onu eğlendirmişti.

 

3. AMALTHEİA ( Jüpter V)

·         Amaltheaia, Jüpiter'in üçüncü uydusudur. Amaltheia, Yunan mitolojisine göre Zeus'u emziren kutsal keçi olarak bilinir.  Amaltheia’nın Girit kralı Melisus’un kızı veya bir peri olduğu rivayetler de bulunmaktadır.

4. THEBE( Jüpter XIV)

·         Nehir tanrılarından Asopos ve Metope’nin en küçük kızları olup Zeus’un eşlerinden biri olmuştur.


BAŞTANRI JÜPİTER (ZEUS)

 

·         Bilindiği gibi gök cisimlerine antik çağ özellikle Roma ve Yunan mitolojisine dayanır.

·         Jüpiter en büyük gezegen olduğu için Romalıların en önemli ve kudretli  tanrısı olan Jüpiter (Yunanlılarda Zeus ) adı verilmişti.

·         Halk arasında Jüpiter’in bilinen adı Erendiz veya Müşteri’dir.

Zeus’un Doğuşu

Baştanrı Zeus


Gaia ve Uranos’un kehanetine göre Kronos’un babasına yaptığı gibi  çocuklarından biri onun tahtını ele geçirecektir. Kronos bu kehanetin gerçekleşmesini engellemek için kendi çocuklarını yutuyordu. Rhea, Gaia’nın yardımıyla son çocuğu olan Zeus’u kurtarmayı başarmıştır. Rhea iri bir kayayı battaniyle örterek Kronos’a verir. 

Titanların baştanrısı Kronos, doğan çocuklarını yutarken

Durumdan habersiz Kronos bu kayayı yutarak çocuğunu yuttuğunu zanneder.Rhea gizlice Zeus’u Girit adasına indirerek Aiagaion Dağı’nda  bir mağarada Amalthea (Nimphe veya onun görüntüsünde keçi)’nin sütünü içerek büyüyordu.

En büyük gezegen olan Jüpiter baştanrıyla eşleştirilir


Bir gün Zeus, Amalthea ile oynarken onun boynuzlarından birini kırar Amalthea’nın canını acıtmıştı. Zeus bu durumu telafi etmek için Amalthea’ya ne isterse verebileceğini söyler. Amalthea’nın boynuzların her türlü içecek ve yiyecek taşmaya başlamıştı. Bu sıralarda Kronos, Zeus’un yeryüzünde olduğunu anlar ve onu bulmak için bütün olanaklarını seferber eder. Bu yüzden Korybantes denilen dansçılar gürültü çıkararak Kronos’un dikkatini dağıtmaya çalışıyorlardı. Sonra Rhea, Girit’teki çocuk bakıcı Adamanthea’ya çocuğunu emanet etti. Adamanthea, Zeus’u gök ve yer arasında havada asılı kalacak şekilde ağaçtaki beşikte büyüttü.

Olgunluk çağına gelen Zeus gizlendiği yerden çıkarak Kronos’un yuttuğu tanrıları kusturdu. Sonra onu gökten kovup yerin dibine gönderdi.


22 Nisan 2021 Perşembe

 

XV. ve XVI. YÜZYILLARDA OSMANLI EKONOMİK POLİTİKALARI

OSMANLI EKONOMİK POLİTİKALARI

       Osmanlılar da tıpkı Selçuklular gibi Doğu’yu Batı’ya, Kuzey’i Güney’e bağlayan yollar üzerinde dev kervansaraylar, bedestenler ve hanlar inşa ederek ticari faaliyetin emniyet içinde gelişmesini sağlamışlardır.

       Avrupa ekonomisinin muhtaç olduğu baharat ile diğer mamul ve ham maddeler Tebriz’den Türkiye sınırlarına giriyor; Erzurum, Erzincan, Tokat ve Amasya yolundan Sinop’a ulaşıyor, buradan da Avrupa’ya gönderiliyordu.

       Birer transit merkezi durumunda olan bu şehirlere Osmanlı Devleti büyük kervansaraylar, bedesten (kapalı çarşı) hanlar ve misafirhaneler inşa etti.

       Osmanlı ekonomisi büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa dayalı idi. Ancak zamanla sınırlarının genişlemesi, denizlerde hâkimiyet kurulması ve birçok ülke ile sınır komşusu olunmasına bağlı olarak Osmanlı Devleti’nde ticari faaliyetler de gelişti.

       Özellikle Akdeniz ve Karadeniz arasında bağlantının kurulması, İpek ve Baharat Yolları’nın büyük ölçüde denetim altına alınması, Osmanlı ticari faaliyetlerine ivme kazandırdı.

       VENEDİKLİLERE KAPİTÜLASYON

       Ayrıca ticaretin gelişmesi için önemli tedbirler de alındı. Örneğin Fatih Sultan Mehmet, Venediklilerle uzun vadeli ticaret yapmak amacıyla kendilerine, İstanbul’da balyos (elçi) bulundurma hakkı verdi ve birtakım gümrük kolaylıkları sağladı.

Venediklilere kapitülasyon veren Fatih


       Osmanlı Devleti’nin hâkim olduğu bölgeler İpek Yolu ve Baharat Yolu üzerindeydi.



       Bu yollar üzerinde yapılan ticaret ve elde edilen gümrük gelirleri devletin önemli ekonomik kaynaklarıydı.

       Bu yüzden Osmanlı padişah ve idarecileri ticareti geliştirmeye yönelik birtakım tedbirler aldılar.

       Osmanlı ülkesiyle ticaret yapan ülke tüccarlarına gümrük kolaylığı sağladılar. Müslüman ve gayrimüslim tüccarların güvenliğini ve rahatını sağlamaya yönelik mekânlar inşa ettiler

       İstanbul, doğu ve batı tüccarlarının bir araya geldiği uluslararası bir pazar niteliğindeydi

       İşhanları, depolar ve limanlar, dünyanın her tarafından gelen tüccarlar için gerekli bütün hizmetleri veriyordu.

       unun yanı sıra Bursa, Kahire, Edirne ve Selanik önemli ticaret merkezleriydi. Bursa’dan doğunun baharat ve kahvesi karşılığında ipek, deri ve kereste ihraç edilirdi. Edirne’nin kumaş tüccarları Avrupa ile ticaret yaparlardı.

       Osmanlı Devleti XV. yüzyıldan itibaren denizlere egemen olunca deniz taşımacılığı ve ticareti de gelişti.

       Doğu ülkelerinden Avrupa’ya giden malların bir kısmı İskenderun ve Suriye limanlarından sevk edilmeye başlandı. Bu nedenle Akdeniz’deki gemi ticareti oldukça önem kazandı.

       Osmanlı-Fransız İlişkileri ve Kapitülasyonlar Osmanlı ticaret hayatında XVI. yüzyıla kadar büyük ölçüde Cenevizli ve Venedikli tüccarlar etkindi.

       Kapitülasyonlar neden verildi?

       Kanuni Sultan Süleyman Avrupa’da oluşan ittifakları parçalamak ve Şarlken’e karşı bir denge unsuru oluşturmak amacıyla Fransa’ya destek verdi.

       Öte yandan Hint deniz ticaret yolunun bulunmasıyla canlılığını kaybeden Akdeniz ticaretini yeniden canlandırmak isteyen Kanuni, Fransa’ya bazı ticari ve hukuki ayrıcalıklar vererek onlarla uzun vadeli stratejik ortaklık kurmayı planladı (1535). Türk tüccarlarını da aynı haklardan yararlandırdı.

       Osmanlı Devleti’nin “İmtiyaz-ı Mahsusa”, Fransızların “kapitülasyon” dedikleri ayrıcalıklara göre;

1.       Fransa, Akdeniz’de düşük gümrük vergisi ödeyerek serbestçe ticaret yapabilecektir.

2.       Fransızlara ait ticari ve hukuki davalara İstanbul’a gönderilen bir yargıç bakacaktır.

3.       Antlaşma her iki hükümdarın hayatta kaldığı sürece geçerli olacaktır.

AKIL OYUNLARI FİLMİNİN ELEŞTİRİSİ

  Film Hakkında Kısa Bilgi:  Akıl Oyunları  ( A Beautiful Mind ), Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Amerikalı matematikçi  John Nash’in  hayatına d...