23 Ocak 2022 Pazar

ROMA TARİHİ -7/On İki Levha Kanunları

 

On İki Levha Kanunları

Patricii ve Pleb çatışmasında atılan en önemli adım kanunların yazılım hale getirilme isteği oldu. Pleblerin isteği ile cansüllerin atanması geçici olarak askıya alınmış ve kanunların yazılması için MÖ 451 yılında Appius Claudius’un başkanlığında “decemvir”(on kişi)ler görevlendirildi. Bunların görevi kanunları bir araya getirerek yazıya geçirmek ve sonuçta tunç, fildişi ve ahşap levhalara yazılan kanunlar foruma asılmış ve herkesin görebileceği şekilde sergilenmişti. Vatandaşların görev ve sorumlulukları, borç, alacak, faiz, veraset, ihmalle ilgili hukuki işler yazılmıştı. Ancak bu kanunlar iki sınıf arasındaki çatışmayı sonlandırmamış decemvirlerin görevlerine son verilmişti. Daha sonra benzer bir decemviri kurulu oluşturulmuş baştaki on kanun yanına iki kanun daha eklenerek bir çeşit Roma anayasası oluşturularak On İki Levha Kanunları bu şekilde ortaya çıkmış oldu.

 

Oniki Levha kanunları

 

Roma’nın Meclisleri

1.       Comitia Curiata: 30 curia’ydan oluşan bir meclis olup her curia’nın bir oyu vardı. Meclise sadece aristokratlar üye olabiliyordu. Krallık dönemlerinde kral seçimi, kanun yapma ve savaş ilanı gibi kararları verebiliyordu.

2.       Comitia Centuriata: Roma’nın en eski meclisiydi.  Servius Tullius tarafından kurulmuş olup Roma ordusuna dayanmaktaydı. Comitia’da halk centuriae’ye bölünürdü. ilk 18 centuriae süvari iken diğerleri demirci, flütçü, refakatçi olmak üzere 192 centuriae vardı. Her birinin bir oy hakkı vardı. Bu meclisin en önemli görevi consül ve praetorların seçimini yapmaktı.

3.       Senatus: Roma’nın en yüksek kurumudur. Halk meclisleri tarafından seçilen memurlukların(üst düzey yönetici, magistra) göreve beşletılması memurların yapılacak işleri teklif etmeleri onaylatmalsrı gerekirdi. Savaş kararının onaylanması devlet harcamaları da onun görevlerindendi. Senatus’un 300 üyesi varken zamanla sayı 600’e çıkarıldı.

Temsili Senatus toplantısı


4.       Comitia Tributa ve Concilium Plebis: Bu mecliste Roma’nın kabileleri etkindi. Sınırların genişlemesiyle kabile sayısı da artınca sayılar 35 ile sınırlı tutuldu. Comitia Tributa, Roma halk meclisidir. Consül, Praetor ve aedilisler tarafından toplantıya çağrılabilirdi. Concilium Plebis ise sadece Pleblerin meclisidir. Concilium Plebis’i toplantıya pleb yöneticisi (magistratı, Pleb tribunus) çağırabilirdi. Bu meclis sadece pleblere ilişkin kararlar verebilirdi. Yine pleb meclisi pleblerin yöneticilerini seçerdi.

ROMA TARİHİ -6 /Roma’nın Orta ve Güney İtalya Egemenliği

 

Roma’nın Güç Olarak Ortaya Çıkışı/Roma’nın Orta ve Güney İtalya Egemenliği

1.       Etrüsklülerle savaş ( Veii’nin fethi): Roma IV. yüzyılın başında giriştiği askeri bir harekâtla beraber bölgede bir lider olarak ortaya çıkmıştır. Etrüsklere ait bir şehir olan Veii’nin fethi ile Romalılar (MÖ 396) hem önemli rakipten kurtulmuş ham de sınırlarını genişletmesine olanak sağlamıştır. Veii’nin bazı vatandaşları Roma vatandaşı yapılırken bazılar da köleleştirildi.

2.       Kelt kökenli Gallialılar ile savaş:  Veii’nin fethi başarıından sonra Po nehri civarında oturan Gallialıların tehditi başladı. MÖ 387’de Gallialıların Tiber nehri civarındaki saldırıları başladı. Hatta Gallialılar Roma’ya kadar ulaşıp şehre bile girdiler. Roma’yı yok olmaktan kurtaran komutan Marcus Furius Camillus olmuştur. Camillus, dictator seçilip Veii’deki başarısından sonra Gallialıları da mağlup etmeyi başarmıştır.

3.       Samnit savaşları: Romalılar’ın Orta İtalya egemenliği için Samnitler ile de savaşmıştır. Samnitlerle üç savaş gerçekleşti: Birinci Samnit Savaşı(MÖ 343-341) , İkinci Samnit Savaşı (MÖ 327-304)  ve Üçüncü Samnit Savaşı(MÖ 298-290) ile Roma Orta İtalya’da hatırı sayılır güç haline gelmiştir.

4.       Latin Savaşları: Orta İtalya’da otuz civarında şehir devletinin oluşturduğu Latin birliği ile Roma arasında gerçekleşen Latin Savaşı (MÖ 343 - MÖ 338) da Samnit savaşları gibi Orta İtalya egemenliği pekişti. Roma Latin birliğini dağıtmış ve şehirlerin topraklarını ele geçirmiştir.

 

Birinci Samnit Savaşı sonrası İtalya

 

5.       Pyrrhos ile savaşlar: Samnit savaşlarından sonra Roma İtalya’nın güneyindeki olaylara da karışmaya başlar. Bu sırada İtalya’nın güneyinde Yunan kent devletleri de bulunuyordu. MÖ 8. yüzyılın ortalarından itibaren doğudaki Yunan şehir devletlerinin bazı vatandaşları İtalya başta olmak üzere Fransa, İspanya ve Afrika kıyılarında apoikia adıyla anılan yeni şehir devletleri kurdu. Bunlardan Tarentum Roma’nın bölgede genişlemesinden rahatsızlık duyarak Adriyatik’in karşı kıyısında güçlü Epir kralı Pyrrhos’tan yardım istenir. Bu davet üzerine Pyrrhos bir orduyla batıya geldi ve bu ittifak bir süreliğine başarılı oldu. MÖ 280 yılında içinde Tarentumluların da bulunduğu bir orduyla Pyrrhos, 20.000 piyade, 3000 süvari ve 20 filden oluşan ordusunun başında bölgeye intikal etmiştir. Pyrrhos’un kuvvetlerinin sayısı bölgedeki Lucani ve Brutti kavimlerinin katılımlarıyla 40.000 kişiye ulaşmıştır.

Epir kralı Pirus(Pyrrhos )

Herakleia’da bir Roma ordusunu mağlup etti. Fakat o kadar fazla kayıp verdi ki, bu savaşa “Pyrrhos zaferi”(zafer kazanılsa da zafer kazanmanın bir anlamı kalmadı) dendi. Komutanın da “bu biçimde bir zafer daha kazanırsam mahvolacağım” dediği söylenir. Bu olayın ardından Roma’nın bazı müttefikleri taraf değiştirerek Pyrrhos’a destek vermeye başladılar. Pyrrhos emrindeki orduyla yakınına gelse de, Romalılarla çarpışmadan Tarentum’a geri çekildi ve Roma’ya ağır barış koşulları önerdi. MÖ 279 yılında Pyrrhos Ausculum’da bir kez daha Romalılara karşı bir zafer kazandı, fakat çok fazla kayıp verdi ve bir süre sonra Kartacalılara karşı savaşan Sicilya kentinden gelen yardım teklifine olumlu yanıt vererek onların yanında savaşmaya gitti. MÖ 275 yılında İtalya’ya geri dönerek müttefikleriyle birlikte Roma’nın karşısına bir kez daha çıktı. MÖ 275 yılında Beneventum’da yapılan savaşta bu sefer Roma galip geldi ve Pyrrhos bu mağlubiyetin ardından geri döndü. Pyrrhos’un yenilgisi birçok müttefiğini zor durumda bıraktı. Bunların büyük bir bölümü bağımsızlıklarını kaybederek Roma egemenliğine girerken Roma intikamını acı bir şekilde aldı. MÖ 272 yılında Pyrrhos’un çağıran Tarentum Roma müttefiki oldu.

ROMA TARİHİ -5/Roma Yöneticileri

 

Roma’da Önemli Magistratları/Yöneticileri

A.      Emretme veya egemen olma yetkisine sahip olanlar (İmperium’a sahip)

1.       Consül: Bir yıl için iki consül seçilir ve seçimlerini Comitia Centuriata Meclisi yapardı. Senatus’a başkanlık eden consüller görevleri sona erince hesap verirlerdi. Proconsüller(Roma eyalet valileri)’in imperium yetkileri belirli eyaletlerde sınırlıdır.


Temsili consüller


2.       Dictator: Roma’yı ciddi anlamda tehdit eden Kartacalılara karşı II. Kartaca savaşı devam ederken devlet ve askeri işlerin tek bir yönetici kontrolünün daha etkili olacağı öngörüldü. Diğer anlamda Roma için zor dönemlerde yasal olarak consüllerden birinin önerisi ile genellikle consüller arasından Senatus’un onayı ile göreve başlatılırdı.

3.       Praetor: MÖ 366 yılında consüllerin iş yükünü azaltmak amacıyla oluşturulmuş olup hukuk işlerini düzene koymakla ilgilenirlerdi. MÖ 356’dan itibaren pleb sınıfı da atanır hale geldi. Sayıları Kartaca Savaşı (I.)  ile ikiye Sulla döneminde sayıları sekize çıkarıldı.

B.       Emretme veya egemen olma yetkisine sahip olmayanlar (İmperium’a sahip değil)

1.       Quaestor: Cumhuriyetin son dönemlerinde devlet hazinesi ve mali işlerden sorumludurlar. Comitia Tributa tarafından göreve getirilirlerdi. Sayıları zamanla artmış Sulla döneminde yirmi olmuştu. İmperium yetkisine sahip değillerde de consüllerin bir çeşit yardımcısı konumunda idiler.

2.       Pleb Tribunus’u: Resmi memur sayılmasa da pleb sınıfını temsil ederlerdi. MÖ 366 yılından itibaren consüllük makamına atanabilir hale geldiler.

3.       Aedilis: Ana amaçları Pleb Tribunus’larına yardımcı olmaktı. MÖ 5. yy başlarında sadece Plebler arasında seçilirdi. Aedilis’ler bir nevi belediye işelrini yürütürlerdi. Şehirlerin imarı, yol temizliği, su dağıtımı, tapınakların düzenlenmesi vb.

4.       Censor: Beş yıl için atanmakta olup ilk defa MÖ 443’te atandılar. Comitia Centuriata tarafından eski consüller arasından seçilirlerdi. Vatandaşları ve onların sahip oldukları malları kayıt altına alırlardı.

ROMA TARİHİ -4 /Roma Meclis ve Yöneticileri

 

ROMA’DA CUMHURİYET DÖNEMİ (RES PUBLICA) MÖ 509-MÖ 27

Roma’nın yönetimi tam olarak olmasa da eşit haklara ve sorumluluklara sahip vatandaş statüsündeki her bireyin doğrudan yönetime katılımını gerektirirdi. Roma’da bir bürokrasi gelişmediği için yönetim erkini ç önde gelen birkaç ailenin mensupları yerine getirirdi. MÖ IV. yüzyılda Roma’nın en zengin ve güçlü ailelerine mensup olanlar memuriyetler ve rahiplikler için birbirleriyle mücadele ederlerdi.

Roma Cumhuriyet dönemi


Plebler en yüksek memuriyetlere seçilme hakkı talep ederlerken birçok aristokrat buna yanaşmıyordu. Roma’nın idaresinde en üst yetkili MÖ 366 yılından itibaren consul’ler olmuştur. Consul’lerin görevi öncelikle orduya komutanlık etmekti. Şehirde oldukları zaman senatoya başkanlık ederler, halk meclislerinin oturumlarına katılırlar, halkın şikâyetlerini dinleyip bu konularla ilgili karar verirlerdi. Aynı zamanda dini işlevleri de vardı.  

Roma'da sınıflar


Praetor önceleri consul’lerin sıfatıyken zamanla ayrı bir memuriyet halini aldı. Praetor başlangıçta bir yıl görev yapmak üzere seçilen ve consul’ler çeşitli sebeplerle (özellikle savaşlar nedeniyle) Roma dışında bulunduğu sırada yönetimi yerine getirirlerdi. Praetorlar gerektiğinde ordunun komutasını da üstlenir, kamuyla ilgili meselelere bakar, vatandaşlar arasında çıkan çeşitli anlaşmazlıklar hakkında da karar verirlerdi.  Praetorluk makamnına zamanla pleb sınıfından temsilciler de seçilebilirdi. MÖ 242’den itibaren praetor’ların sayısı ikiye daha sonra da sınırların genişlemesiyle sayıları da artacaktır. Yayınladıkları bildirilerle Roma hukukunun yerleşmesine etki ettiler.

Consuller şehirde olmadığında şehri yönetirler


Aedilis MÖ 5. yüzyıl başlarında plebler aedilis adında ve görevlendirdikleri pleb tribunus’larına görevlerinde yardımcı olmakla yükümlü 2 görevli seçmeye başlamışlardı. Aedilis’lerin yardımcılarıyla birlikte sayıları dörde çıkmıuştır. MÖ 366 yılında aedilis curulis adıyla patricii sınıfı da kendi aedilis’lerini seçmeye başladı. Bu görevlilerin görevleri bugünkü belediyelerin görev alanına giren işlerden oluşmaktaydı.  Belli başlı şu görevleri vardır: Tapınak, kanalizasyon, su yolları bakım ve tamiri, binaların bakımı, kamu ahlakının korunması, Pazar yerlerinin denetlenmesi ve oyunların düzenlenmesidir.

Temsili Roma senatusunda Aedilis'ler belediye görevleri yapar


Quaestor, bu görevliler MÖ V. yüzyılın ortalarından beri görev yapmakta olup genel olarak maliye görevlileri şeklinde tanımlayabileceğimiz quaestor’lar hazinenin sorumluluğunu üstlenmekle birlikte bir başka görevleri de komutanların askeri seferler için kendilerine verilen bütçeyi de denetlerlerdi. Önceleri sayıları 2 iken zamanla sayıları artmıştır.

Temsili Quaestor, maliyeci


Pleb tribunus’ları önemli memurluklardan biriydi, consul’ler ve praetor’lar gibi meclisleri toplanmaya çağırma ve tasarı sunup oylama yaptırma hakkına sahipti. Consul’lerin ve diğer magistratların aldıkları kararları veto etme hakları vardı. Böylelikle vatandaşların, özellikle de pleb’lerin haklarını garanti altına alma işlevleri vardı. Fakat bu tür yetkileri sadece şehrin sınırları içerisinde geçerliydi. Örneğin askeri sefere çıkmış bir komutanın kararları üzerinde herhangi bir veto hakları bulunmuyordu.

Temsili Pleb tribunus (halk meclisi)


Censor yıllık olarak seçilmeyen tek memurluk censor’luktu. Bu göreve consul’lük yapmış isimler arasından iki kişi seçilir ve genellikle seçimler beş yılda bir yapılırdı. Seçimle başa gelen censor’ların görev süresi ise yaklaşık 18 aydı. Censor’lar kimin Roma vatandaşı olup olmadığına karar verirken aynı zamanda vatandaşların varlıklarına göre ait oldukları sınıfları da belirliyorlardı. Censor’luk bu bakımdan önemli bir memuriyetti ve MÖ IV. Yüzyılın sonlarından itibaren senatoyu da belirlemeye başlamalarının ardından daha da büyük bir önem kazandılar.

Temsili Censor, sınıfları belirler


Senato (Senatus) Roma’nın en önemli erkidir. İlk dönemlerde üyeleri üç yüz iken zamanla altı yüze çıkarıldı. Önceleri danışma organı iken zamanla dini, siyasi gücü 7artan Senato sadece bir consul veya praetor tarafından toplanmaya çağrılabiliyordu. Bu hak daha sonraları pleb tribunus’larına da tanındı. Senato kendisini toplanmaya çağıran yetkili başkanlığında toplanırdı. Toplanma yeri ise genellikle tapınaklardı. Senato müttefiklerden veya düşmanlardan gelen elçi heyetlerini kabul eden, consul’lerin ve praetor’ların askeri görevlerini belirleyen bir yönetim erki görevi de yapardı.

Comitia Centuriata Centuria Meclisi yalnızca imperium yetkisi bulunan bir yetkili tarafından toplantıya çağrılabilen ve en eski meclis niteliğindeki organdı. Askeri esaslara göre düzenlenen bir yapısı vardı.

Comitia Centuriata Centuria meclisi


Roma’da en üst görevliler consüllerdir. Romalının görevde yükselmesi “cursus honorum” olarak adlandırılır. Soylu ilk önce quaestor, sonra aedilis veya pleb tribunus,  en sonunda quaestor ve consül olunabilirdi. Ancak bu görevler onursallık üzerine kurulu idi.  Bu görevlilere herhangi bir ödeme yapılmaz bu konumdakilerin zengin olması gerekirdi.

ROMA TARİHİ -3/Roma krallığının yıkılışı

 

Krallık Rejiminin Çöküşü: 

Roma’da krallık rejiminin son dönemleri kargaşa içinde geçmişti. Roma’nın son kralı Tarquinius Superbus Roma’yı zalim bir diktatör gibi yönetiyordu. Onun oğlu Sextus’un Roma’nın asillerinden Lucius Tarquinius Collatinus’un karısı Lucretia’ya tecavüz etmesi ve Lucretia’nın kendi yaşamına son vermesinin de etkisiyle Lucius Iunus Brutus, Collatinus ve Publius Valerius Publicola liderliğinde krala karşı birleşip kralın şehir dışında olmasından da yararlanarak kentin yönetimine el koydular ve cumhuriyet rejimi böylelikle başlamış oldu. Böylece bir asır devam eden Etrüsklerin egemenliği son kralın şehirden kovulmasıyla son bulur.

Roma’nın son kralı Tarquinius Superbus



Roma’da monarşiyi sonlandıran devrim, asillerin elinden gerçekleşti ancak yönetimi de kendi lehlerinde olacak şekilde de değiştirdiler. Yeni yönetimde kralların yerine magistratus veya tabirle consul denen yöneticiler başa geçti. Bu şekilde kralın yetkilerini üstlenen zengin ve güçlü kesim arasında paylaştırıldı. Bu yetkililer seçimle iş başına geliyorlardı ve görevleri de bir yıl görev yapacak şekilde yapılıyordu. Kral yerine bir değil iki kişi birden atanıyor, her biri eşit güçlere ve diğerinin uygulamalarını denetleyip uygunsuz hareketleri varsa gerekli tedbirleri alabileceği yetkilere sahip oluyordu. Böylelikle kimse krallık döneminde olduğu gibi sınırsız yetkiye sahip olamıyordu. Yani bir consül diğerinin kararını veto edebiliyordu.rekonstruksiyonlari

Roma'nın cumhuriyet döneminin en ünlü consulu Caesar'ın rekonstruksiyonu


Consuller Imperium denilen yetkilerle aynı zamanda ordunun da komutanı olurlardı.  Ancak, Imperium sadece şehrin merkezi olan Pomerium’un dışında etkiliydi ve silahlı askerlerin zafer kutlamaları haricinde şehre giremezlerdi.

Romalılar olağanüstü durumlarda olağanüstü yetkilerle donatılmış dictator adıyla bir kurum oluşturdular. Dictator, ordunun tek elden yönetilmesinin gerektiği büyük savaş dönemlerinde tüm gücü tek elde toplayan kişidir. Dictator seçimle değil, yetkili consul, yapılan bir törenle birini bu göreve atıyordu. Dictator, consüller arasından seçilebildiği gibi diğer kişilerden de seçilebilirdi. Cumhuriyet döneminin en ünlü dictatorları Sulla ve Caesar’dır.

Roma'nın ünlü dictatoru Sulla


Roma’da zamanlan Quaestor adıyla maliye görevlisi ve Censor denilen vatandaşlık kayıtlarını tutmakla görevli kişiler atandı. Praetor da, adli işlerle ilgili özel sorumlulukları olan görevli atandı. Preaetor’ların orduya komuta etme yetkisi de bulunmaktaydı.

Zamanla Comitia Centuriata adlı meclis en yüksek memurluklara atama yapmaya başlardı.

MÖ V. yüzyılın başlarından itibaren yüksek kesimlerde yaşayan dağlıların Latinlere saldırmaları üzerine Latin şehirlerinin koruyucusu Roma şehri oldu. Roma’nın eline geçirdiği yerlerde yeni şehirler kuruluyor ve buralarda koloniler kuruluyordu. Yenişehirler de Roma’nın doğal müttefiki olarak kabul edildiler.  

Roma’da en dikkat çeken olaylardan biri de sınıf mücadelelerinin yaşanmasıdır. MÖ 500 yılı civarında asil sınıf görülen patricii özgür kabul edilip nüfusun sadece onda birini oluşturuyordu. Ancak cumhuriyet dönemiyle birlikte halk Comitia Centuriata denilen meclislerde temsil edilmekte olup bu mecliste alınan kararlar asillerden seçilen senatonun onayından geçmeliydi. Yüksek derecedeki yöneticilerin atanmasında kargaşa çıkmaktaydı. Patricii’ler önemli makamlara asilleri getirmek isterken Pleb denilen aristokrat(soylu) dışındaki halk kesimleri de önemli makamlara patricii’lerin getirilmesini istememekteydi. Patricii ile Pleb arasında anlaşmazlıkların bir diğer nedeni de“auspicium” denilen dini ayinin yönetilmesinin kimin tarafından yapılacağıydı. Bu iki sınıfın haricinde aristokrat olamadığı halde onların himayesinde olan cliens’ler de vardı. Plebler, nüfus çoğunluğunu iyi kullanarak patricii’lerden sürekli ödünler koparmışlardı. Savaş başladığında Pleblerin desteğine ihtiyacı olan patricii sınıfı pleblerin kendi liderlerini seçme hakkını ve askeri tribunus’ları tanımak durumunda kaldılar.

Pleb ve Patricii sınıfı temsili


12 Levha Kanunları olarak ünlenmiş kanunlar yukarıda da değinildiği üzere MÖ V. yüzyılda oluşmaya başlamış buna göre consul’lerin güçlerini kısıtlanmaya başlanmış yasalar da ilk kez yazılı hale getirilerek bunların herkes tarafından bilinmesini sağlamak amacıyla 450 yılında “decemviri” denilen ve on kişiden oluşan bir komisyon kurulmuştur. Bu komisyon bir yıllığına cumhuriyet düzeninin düzgün işlemesi için ortaya yasalardan oluşan bir bütün koymakla yükümlüydü.

Bu komisyonun çalışmaları sonucunda “12 Levha Kanunları” ortaya çıktı; bu yasalar yüzyıllar boyunca Roma hukukunun temelini oluşturdu. 12 Levha Kanunları bir anayasa gibi işlev görecek aile, tarım ve hayvancılık gibi o zamanki Roma toplumunun temel kanunları bulunmaktaydı. Evlilik, boşanma, miras ve babanın aile üzerindeki hakları gibi hususları düzenliyordu.

Roma’nın bu dönemdeki siyasi yönetimi de Latium’un kuzey bölgesiyle sınırlıydı.



ROMA TARİHİ -2/ROMA KRALLIK DÖNEMİ

 

ROMA KRALLIK DÖNEMİ MÖ 753-MÖ 509

Roma’da krallara danışmanlık yapan senato denilen yaşlılar heyeti de bulunmaktadır. Kralın ölümüyle birlikte yenisinin seçilmesine kadar senato ülkeyi yönetir aynı zamanda da kralın belirlenmesinde etkilidir. Kralın ölümü ile yenisinin seçilmesi dönemine ara krallık dönemi  (interregnum) denilir. Krallık döneminde “rex” denilen kral aynı zamanda başkomutan olup senato ve halk meclislerini de yönetirdi.

Roma’da krallık dönemlerinde 3 kabile anlamına gelen “tribus” bulunmakta idi. Her tribus da 10 adet Curia denilen aile birliğine ayrılıyordu. Curia’lar da 10 adet cens denilen soya ayrılmakta idi. Curia’ların temsil edildiği comitia curiata’lar yılda iki defa toplanırdı. Comitia curiata’lar savaşa karar verebilmekteydiler. Gens adı verilen aşiret sisteminde kararları her aşiretin reisi konumunda olan kişi verirdi. Bu kararlar üst yönetim olan curia tarafından değerlendiriliyordu. Curia başkanları ayrıca hukukla ilgili kararlar da verebilirdi.  

Senatus Populusque Romanus (Roma senatosu ve halk)


Curia’lar aynı zamanda Roma’nın asker sağlayıcısıdırlar. Roma’ya yüz piyade ve on atlı sağlamak durumundaydılar. Her curia’nın senato’da bir oy hakkı vardı.

Roma’da soylular olarak tanımlanan patricia sınıfını bulunmaktadır. Roma şehrinin halkı clientes (itaat edenler) olarak Patricia sınıfına hizmet etmek üzere paylaştırılmaktaydılar. Bu durumda Roma’da krallığın kuruluşundan hemen sonraki dönemde hiçbir özgür çiftçi yoktu. Roma’da Tribus’un ilk dönemlerde askeri birlik olduğu düşünülmektedir.

Etrüsklerin Tiber nehri civarındaki Roma’ya ekonomik kaygılarla egemen olmalarından sonra Roma’nın ilk Etrüsk kralı Lucius Tarquinius Priscus başa geçer ve Roma’nın gelişiminde dönüm noktası olur. Etrüsk egemenliği aslında Roma için olumlu olmuş lehir kültürünü bilen Etrüskler, bilgi birikimlerini Romalılara öğretmiş oldular. Aşağıda Roma’nın kralları listelenmiştir. Bunlardan son üç tanesi Etrüsk kökenlidir.

Etrüskler


 

Roma’nın kralları

1.       Romulus MÖ 753- 715

2.       Numa Pompilius 715- MÖ 673

3.       Tullus Hostilius 673- MÖ 642

4.       Ancus Marcius 642- MÖ 617

5.       Lucius Tarquinius Priscus 616- MÖ 579

6.       Servius Tullius 578- MÖ 535

7.       Lucius Tarquinius Superbus MÖ 534-MÖ 509


Bu krallardan Numa Pompilius 715- MÖ 673 en önemli tanrılar olan Jüpiter(gök ve ışık tanrısı), Mars(Romalıların atası görülen savaş tanrısı) ve Quirunus (Romulus’un kişileştirilmiş halidir) için pontificies denilen rahipler grubu oluşturarak dini ayinleri sistemli hale getirmiştir.

ROMA TARİHİ -1 /Roma'nın Kuruluş Mitolojisi

 ROMA TARİHİ

Ali E.OCAK, 2022

·         İtalya coğrafyasında MÖ bin yılı civarından itibaren Umbri, Sabini, Aequi, Marsi, Osci ve Samnit gibi kabileler yaşıyorlardı. Tiber nehri çevresinde Latino Falisk Venetia bölgesinde Venetii, Daunii, Peucetii, Messapii ve Salentini kabileleri de yaşamaktaydılar. Toscana bölgesinde de Etrüskler yaşamaktaydılar.  Güney İtalya ve Sicilya çevresinde Yunan kolonileri bulunuyordu. Sicilya’da i yerel halk Sicani kabileleri vardı. Cenova’nın kuzeyindeki dağlık bölgede ise Ligur halkı yaşamaktaydı. Bu kabilelerin etkinliği MÖ 5. yy ve 4. yy da gerçekleşen Kelt saldırılarıyla sona ermişti. Etrüsklerin aralarında siyasi birlik kuramadıkları şehir devletleri halinde yaşadıkları bilinmektedir.


İtalya’nın bölgeleri

·         Roma’nın Kuruluşunun Mitolojisi:

·         Romalı tarihçi Marcus Terentius Varro’ya göre Roma’nın kuruluşu MÖ 21 yılında gerçekleşmiştir. Romayı kuran kahraman Troialı Aeneas olup yanan şehirden kaçarak Sicilya adasına ve sonra Latium’a ulaşmıştır. Troialı Aeneas’ın oğlu Julus, Latium bölgesinde Alba Longa şehrini kurdu ve nesiller boyunca bu şehri yöneten kralların atası oldu.

Troialı Aeneas, destanı Vergilius'un da destanıdır


 ·       Bu şehrin son kralları olan iki kardeş Numitor ve Amulius ile Romanın tarihi kuruluş süreci başlar. Amulius ağabeyinin soyunu yok etmek için Numitor’un tek kızı olan Rea Silvia’yı Vesta tapınağında rahibe olmaya zorlar.

Rea Silvia


·          Mitolojiye göre Rea Silvia savaş tanrısı Mars(Yunanlılarda Ares) ’tan Remus ile Romulus adlarını taşıyan ikiz erkek çocuk doğurur. İkizin doğduğunu öğrenen Amulius her iki çocuğun bir sepet içerisinde Tiber nehrine bırakılmalarını ister. Ancak içinde çocukların bulunduğu sepet nehrin kıyısına ulaşır ve kıyıda bir dişi kurt tarafından bulunmuş dişi kurt onları emzirerek ölümden kurtarır.


Remus ile Romulus'u emziren dişi kurt görseli Roma futbol klubünün de sembolüdür



·      Zamanla onların geçimini sağlayan çoban Faustulus tarafından büyütülürler. Remus ve Romulus büyüdüklerinde büyük amcalarının yaptıklarını öğrenince Amulius’u öldürüp dedeleri Numitor’u tekrar tahta oturlar ve kendileri de yeni bir şehir kurarlar. Şehrin başına kimin geçmesi gerektiği konusunda aralarında tartışma çıkar Romulus kardeşi Remus’u öldürür. Böylece Romulus Roma’nın ilk kralı olur.

Roma'nın ilk kralı Romulus


·         Roma şehrinin gerçekte şehir haline gelmesinde yerleşme yerinin çevresinde oturan Latin, Sabin ve Etrüsklerin etkileri vardır.

AKIL OYUNLARI FİLMİNİN ELEŞTİRİSİ

  Film Hakkında Kısa Bilgi:  Akıl Oyunları  ( A Beautiful Mind ), Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Amerikalı matematikçi  John Nash’in  hayatına d...